Image and video hosting by TinyPicVurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!

30 Kasım 2014 Pazar

Congolais Yapılışı

Bu tarifi yaptıktan sonra yemelere doyamadım resmen 1 güncük diyetimi bozdum.Özellikle tadının  ülker cocostarı andırması  ve benim  sevdigim çikolatalardan biri olması bu tarife +1 özellikte kazandırdı.Misafirlerim başta baktıgında  sert gibi görünüyor dediler sonra ayy yumuşakmış bu dediler  hatta bu işin sonunda  yetmedi misafirlerime diyebilirim.Çok basit az malzemeli yani şöyle bir bakayım 15-20 dakikacık zamanımı alan bir tarif oldu.Hadi malzemelere geçelim...

Damla Sakızlı Lokum Yapılışı

Annemin internette  misafirleri için tarif ararken buldugu ve  basit oldugu için yapalım dedigi tarif .Misafirlerimiz agır misafir oldugu için  farklı tarifler denemek istedi annem fakat  tarifi yapan ben oldum.Yaparken de sizinle paylaşmak istedim.Tarifi bir youtube  hesabından  izleyerek yaptık ve  tariften aşırı memnun kaldık.Malzemelerin ikisini bulmakta zorlandık  biri damla sakızlı vanilya digeri draje...Evet şaka gibi değil mi Ankara'nın merkezinde oturuyoruz ve koskoca semtte çikolatalı draje bulamadık işin tuhafı iyi ki bulamadık diyorum çünkü BİM'den aldıgımız çikolata topları aşırı  yakıştı tarife.Topların içi de beyaz çikolatalı ve gofret hissi verdigi için lokumla  birleşince  çok hoş bir  tat elde etmiş olduk.Malzemelere geçeyim hemen;

Üç Renkli Börek Yapılışı

Güne damgasını vuran tarif bu oldu  pırasadan nefret ediyorum  tarifin orijinali ıspanaktı  aniden bastıran misafir haberiyle  ıspanak alma şansımız olmadı diyet yaptıgım için deneme amaçlı  pırasa aldırmıştım beyaz bölümlerini  haşladım  ve  yiyemedim  hatta zor  bir zaman geçirdim  gerçekten pırasayı sevmiyorum fakat beyaz sapları harici  yeşil bölümleri kalmıştı bu tarif için annemle  düşünürken ilk aklımıza gelen kabak oldu aslında kabagıda sevmiyorum fakat börege çok yakışıyor börekte yiyorum kabakları almak için buzdolabına yöneldigimde  pırasanın yeşil bölümleri elime geldi annem görünce kız bunu da çok güzel olur hadi deneyelim dedi.Elimizi taşın altına koyduk ve denedik.Misafirlerimiz arasında  pırasa sevmeyenlerde  varmış  tabi bilinçsiz olarak yaptık  herkes  pırasayı  ıspanak sandı havuç ve patatesin tadı baskın oldugu içinde sogan tadı aldılar ve  o sevmeyenler yemelere doyamadılar.Ben tabi diyette oldugumdan 2 dilim yiyebildim hala tadı damagımda  bunu yazarken migdemden sesler geliyor  düşünmesi bile acıkmama sebep oluyor.Hadi Malzemeleri vereyim size;

Karışık Kuru Biber Kavurması Yapılışı

Evde annem harici kuru  yiyen yok bizim ama annem ısrarla kendi sevdigi için  bu kurulardan yapıyor sonra  kalabalık ortamlara  nasip oluyor yemesi  her yıl muhakkak  ya günde ya bir kuran okutuldugunda annemin vazgeçilmesi kuruları ortaya çıkıveriyor.Bende bu annemin gelenegiyse ozaman bunu blogumda paylaşırım dedim.Annem bu yıl  biber kurusunun yanında patlıcan kabak domateste kurutmuştu bu yüzden bloga postu yazarken başlıgı  karışık kuru  olarak  girdim  daha dogrusu isim bulamadım  bir sürü kuru olunca.Her neyse  misafirler gittiginde  kurudan hiç kalmamıştı banada  en sonda olan fotograftaki  borcamı yıkamak düştü.Hatta öyle bir şey ki   tabaga alıp fotograf çekme şansım bile olmadı  hemen bittiyse  tadının güzel oldugunu düşünüyorum .Hemen tarife geçiyorum;

Kuskus Pilavı Yapılışı

Dün  büyük bir temizlik yaptık  ve günün sonunda yemek yapmaya mecalim kalmamıştı.Evin tek kızı olmak kadar zor iş yok  hele de annesine düşkün bir tek kızsa bu kız her işi yapmak için çabalar.Ne yapayım diye erzak dolabına bakarken geçen gün  A101'den aldıgımız kuskus paketini gördüm.(A101'in paket mantı ve kuskus'u çok güzel  denemelisiniz) Makarna gibi oldugundan yani pratik oldugundan  birde tadı  kremalı tavuklu makarnaya benzediginden (ben nedense o  tadı alırım hep sanki kuskus değilde tavuklu bezelyeli makarna yiyor gibi) farklı bir tad oldugundan yapmalıyım dedim.Çünkü  o kadar yorulduk ki  hazır şeylerle geçiştirmeliydik.Bu zamanlarda kuskus  kurtarıcı  bir bereket diyebilirim.Sizde  bu güzel tadı tatmak isterseniz bu tarifi uygulamalısınız...

Bulgur Pilavı Yapılışı

Bu pilavı çekemedim ben yaptım ve çekemedim  evlat acısı gibi oturdu  bögrüme  en kısa zamanda tekrar yapıp bu posta o   tabakta pişmiş halini koymalıyım.Büyük annemin ölüm yıl dönümü  oldugu için kuran okutma kararı aldık fakat  tavuklu pilav artık gerçekten sıktı her yıl  3-5 kez birinin ölüm yıl dönümü  geliyor  birde aralıkları çok kısa oldugundan her seferinde  pilav gitmiyor.Bu sefer bulgur pilavı yapalım dedik.Tavuk,kırmızı et ya da  türlü malzemeleri kullanmadık.Çünkü maalesef çogu insan   sevmiyor bulgur pilavında bu yüzden sade yaptık fakat arzu ederseniz siz ekleyebilirsiniz  tarife.Ben servis yapmaya başladıktan sonra tabakların biri bitti biri geldi  ve ta tam  birde baktım tencerenin dibi görünmüş ondan pişmiş halini gösteremedim size saf tereyağlı  yapıldıgı için   daha hoş bir tadı oldu ve olunca da haliyle bitti.Herkes severek yedigi için tarifi sizlerle de paylaşmak istedim.Buyrun tarifime.

29 Kasım 2014 Cumartesi

Arko Nem SOFT touch

Ben bu ürünü kullanmaya  başladıktan  1 hafta sonra kesinlikle blogumda bu ürün hakkında yazı yazmalıyım diye plan yapmıştım.Fakat tam anlamıyla emin olmadan ürün hakkında yazı yazmam çok tuhaf kaçabilirdi bu yüzden yaklaşık 1-1,5 aydır bu kremi kullanıyorum  neredeyse bitirdim.Hatta bulamadım ilginçtir sonunda bir markette karşıma çıktı  hemen ürünü aldım.
Aslında benim arko ile aram pek iyi değildir..Genelde ürünleri bana pek yaramamıştı..Fakat bu ürünü gerçekten çok iyi.Teyzem  bana geldiginde  yanında bu ürünü getirdi ve  kullanır mısın fazla aldım dedi.Bende tereddütle ürünü aldım.O gece yatmadan evvel elime sürdüm ve ürün daha sürerken inanılmaz  hoşuma gitti.Sebebi de yapış yapış değildi hemen  emiyordu kokusu çok hoştu o yumuşaklık hissini anında bana verdi  en önemlisi yağlanma olmadı ve kullanmaya devam ettim.Gece ve gündüz olarak ellerime uyguladıgım kremi düzenli olarak bir hafta kullandım...ve bir hafta sonunda tamamdır artık bu ürün benim günlük ürünümdür  dedim.O günden sonra tabi krem azalmaya başladı  aramaya başladım.Çok tuhaf ama bulamadım  büyük  alışveriş  yapabileceğim magazalara gitmedim ondanda kaynaklı bir durum.Sonra geçen gün  bir markette gördüm  sonra başka bir market  artık her yerde görmeye başladım  genel olarak  fiyat aralıgına bakarsak 3,50 ile 4,60  arasında  fiyatlar değişiyor.Ucuz olması kaliteli olması bana yaraması aslında birazcık işime de geldi.Bu arada farklı çeşitleri  de var mesela meyveliler de mevcut ama ben bunu sevdigim için tekrar bundan aldım.75 ml olan ürün  düzenli ve dogru miktarda kullanıldıgında uzun süre  kullanabiliyorsun hemen bitirebileceğiniz bir ürün değil.Bence denemeye değer bir ürün..

 Bitirdiğim ürün ve yeni aldığım ürün;
Üründe AQUA MİNERAL&E VİTAMİNİ MEVCUT


Günlük Kullandıgım Ürünler

Sabah yüzüme maske yaptıktan sonra düşündüm neden bunu blogumda paylaşmıyorum diye ^_^
Hemen fotografladım günlük kullandıgım ürünleri ^_^ Aslında yüzüm cildim tam orantılı kullanmamı gerektirecek  bi tarafım yok siyah noktalarım dışında  fakat kendimi iyi hissetmek için  bu ürünleri kullanıyorum.Bakalım hangi amaçla ne ürünler kullanıyormuşum;
Kullandıgım Ürünler;


 Bebak Acı Badem Sütü;
Normalde makyaj sonrası cildi dinlendirmek yumuşatmak için  sürülür ya da makyaj temizlerken kullanılır fakat benim amacım  farklı.Krem yerine kullanıyorum bu ürünü ben.Yüzümü yıkadıktan sonra  uyguluyorum Bebak markasının  bu  acı badem sütü  benim cildime çok iyi geliyor ve Bebak'ın bütün ürünlerine bayılıyorum özellikle kremi var böyle acı acı kokuyor birde sonra yumuşacık yapıyor  çok süper  ürünleri.

 Şelale Gül Suyu;
Gece yine yatmadan önce yüzümü yıkıyorum  ve  gül suyu kullanıyorum.Bunu tavsiye ederim bu  ürün aslında yemeklerde de kullanılıyormuş saf bir ürün yani  çogu kişi yemeklere katmak yerine tonik amaçlı kullanıyor bu ürünü çünkü dogal bir ürün toniklere göre  daha zararsız.Benim amacım yine farklı gece yatmadan önce sürünce sabah yumuşacık yapıyor cildi ayrıca temiz bir  görünüm elde ediyorum.

 Arko Nem Günlük Soft;
Aşık oldugum krem bu aralar büyük  aşk yaşıyoruz kendisiyle.Aslında benim Arko ile aram pek iyi değildir 
kremleri yaz günlerinde günşe  ışınları yüzünden yüzümün çok yanmasına sebep oluyordu. O yüzden pek tercih etmiyordum ta ki bu kremi keşfedene kadar.En önemli  özelligi hemen emiyor  yapış yapış olmuyor ve ellerimde kullandıgım zamanlarda farkını hissettiriyor. El kremi olarak kullanıyorum. 

 Garnier Saf&Temiz; 
Gerçekten   başka blogların yazdıgı gibi  ve reklamlarda gördügümüz  gibi işe yarayan bir ürün. Her gün farklı bir aşamasını yapıyorum  bu gün mesela maskesini  yaptım ve siyah noktalarımda azalma cildim yaglı gibi biraz onda bir denge  yakaladıgımı düşünüyorum.Günlük olarak düzenli kullanınca çok  işinize yarayacak bir ürün ..Güne bu ürünle başlıyorum diyebilirim.

 Arko Nem Dudak Koruyucu;
Başka bir arko  ürünü .Arko ile aram iyi olmasada bi şekilde bu lip bana geldi. Tarihi geçmesin diye  kullanmaya başladıgım lip'i özellikle gece yatmadan önce sürüyorum. Dudaklarım yumuşacık oluyor.Ayrıca lip bence çok önemli bu soguk günlerde  makyaj yapmayan kadınlar ve hattaerkekler bile kullanmalı   çünkü  soguklar dudaklarımıza sorun açabiliyor bu yüzden olmazsa olmazım arko lip'tir.

 Telex Vazelin;
Kullandıgım son ürün vazelin.Vazelini ayaklarıma  sürüyorum  birde duştan sonra vucuduma sürüyorum çok güzel  yapıyor cildimi.Özellikle ayaklarımı yumuşak yapması önemli benim için bazen topuklarda sertlik oluyor onlardan hoşlanmıyorum  o yüzden düzenli olarak kullanmaya çalışıyorum.Bi önceki vazelin  biraz yapış yapış oluyordu bu bildigim bi marka değil birinden geldi  kullanmakta tereddüt ettim markasını tanımadıgımdan ama hoşuma gitti.Sanırım  bir daha bulamayacağım bu üründen hoşlandım ...


Kullandıgım ürünler makyaj yapmadıgım halde  bayagı varmış değil mi?Kendimi iyi hissettiğim sürece ve cildime zarar vermediği sürece bu ürünleri kullanmaya devam etmek istiyorum.Belki markaları değişebilir zamanla fakat  günlük olarak bu tarz şeyleri kullanmak hoşuma gidiyor bende bu ürünler işe yaradı umarım  bu postla günlük bakım için size de  fikir vermiş olurum.Bu ürünlerden çok memnunum ve kendimce  size tavsiye ediyorum...

26 Kasım 2014 Çarşamba

Blogumda Yaptıgım Yanlış

Ay sakinim tamam  aglamıcam :D  Google hesabımda bi yanlış yüzünden bütün  blogumdaki resimler uçtu   :) Bu yüzden düzeltmem biraz zaman alacak sanırım  nasıl böyle bir hata yaptım bilmiyorum ay sinirden gülüyorum bütün  Blogumdaki resimler gitti ve resimler elimde yok :D Siz siz olun Google hesap etkinliklerinizle oynamayın :D
Görüşürüz anacım....


#Mim En Sevdiğim Yan Karakter

Kore'ye Sevgiler 'in beni mimlediğini görünce çok mutlu oldum fakat bir türlü fırsat bulup mime karşılık veremedim bu günde yapacak işim yokken hemen mimi  yazmalıyım diye  düşündüm. Teşekkür ederim ^_^

Mim  çok basit bir mim..Dizilerde sevdigimiz yan karakterleri sıralıcaz.. 
Şöyle bir izledigim dizilere göz gezdirdim ne  ne çok dizi izlemişim arkadaş dedim..

Bu yüzden ben 2014 yılında en çok sevdigim 5 karakteri sıralama kararı aldım  bakalım nelermiş  ^_^
1.
Discovery of Romance
Dizinin Nam Ha Jin'i acayip tatlı bir roldeydi sakin  ve aşıktı   bu yüzden beni kendine çekmişti 2. adam rollerini artık bırakıp ne zaman adam gibi başrol oynayacak acaba
2.
My Secret Hotel

Nam Goong Min 'de Sung Joon gibi adam akıllı bir baş rolde oynamalı dizinin Jo Sung Gyeom 'u  patron rolundeydi  sımsıcak gülüşüyle kalbimi çalmıştı 
3.
It's Okay, That's Love
Lee Kwang Soo hangi rolde oynarsa oynasın ister kötü ister iki bütün yan rollerdeki o sevdigim adam olur... Bu adama hay-ra-nım...
4.
Fated To Love You
Dizinin  Danieli  sevmemin sebebi sonuna kadar kendinden bir şeyler vermiş olması birde  son bölümlere dogru  zirve vuruşunu yapması onun hafızamda sevdigim yan karakter olarak kalmasına sebep oldu.
5.
MR.Back
Dizinin Choi Dae Han 'ı başrol erkek oyuncusunun oglu  rolunde olan Lee Joon bu diziyle bir kez daha kalbimi kazandı dizide biraz vurdum duymaz biraz serseri biraz küstah  ama bir o kadarda içten bir karakter. 


Evet mim'i burada bitiriyorum  aslında bir ton yan karakter seviyorum ama sıralamaya kalksam ohoo  blogumun en az 3-5 sayfasını alır bu yüzden kısa öz ve  okurken yorucu olmayacak şekilde  hazırladım mim'i  ve bunun yanında   bu mim furyası devam etsin diye bende bir kaç kişiyi mimliyorum..Sıra sizde arkadaşlar ^_^




Televizyondan Meseleler

Hayatımın  son 1 ayındaki en  sinir oldugum en gıcık kaptıgım en  çaresiz kaldıgım  haftasını yaşadım diyebilirim.Geçen hafta çarşamba günü  televizyon izlerken  pat diye bir ses geldi.Hani bazen televizyonu kapattıktan sonra tuhaf sesler çıkarır ya o tarz bi ses.O sesin ardından ekranda renk cümbüşü yaşandı ama  çok koyu bir renk  olmuştu.Televizyonu kapattık açtık acaba uyduda mı sorun  diye düşünüp uyduyla oynadık yok  kesinlikle düzelmedi.Son çare netten baktık  sorunu yazıp bir kişi mıknatısla  düzeltmiş.Denedik  rengini biraz açtı en azından  seyredilebilir bir duruma geldi.


Sonra renk tüpünün bittigine karar kıldık.Renk tüplerini değiştirmenin fiyatı az  bir şey değildi 100 ve ya 100 küsür tutuyormuş.Televizyonumuzda hemen hemen bi 8-9 yıl oldu galiba  yani  pekte  eski değil.Neyse  belki kapatılınca düzelir dedik 1 gün geçti 2 gün geçti  pazar gününe kadar bekledik...Sonunda baktık düzelmeyecek  oturduk kafa kafaya verdik düşünmeye başladık. Bu günlerde kanallar format değiştirdigi için  televizyonun yarısını göremiyorduk ( TV 82 ekran Vestel Zeta) hemen hemen 1 yıldır.Bunun yanında  bu 2. sefer olmuştu ilkinde televizyonun ekranı siyahtı görüntü yoktu fakat ses geliyordu 2. defa bu olduysa 3. defa kimbilir ne olurdu.Sıkıntılı bir dönemden geçmemize rağmen  kardeşimin önerisiyle (kardeşim part time çalışıyor ayrıca üniversitede okuyor) onun  maaşıyla ani bir kararla  Televizyon alma kararına vardık.Aynı gün yani pazar günü renkleri giden televizyonumuzu aldıgımız yere gittik  (Vestel markasını seviyoruz) oradan aldık (Vestel 3D Smart LED TV 120 Ekran)Pazartesi günü  duvara montalattık şuan severek izliyoruz.Özellikleri de güzel ^_^

Fakat televizyon gelip kurulana kadar  çok gıcık kaptım  sinir oldum içim içimi yedi televizyon mu izledik yoksa başka bir şey mi anlamadık her gün mıknatıs gezdirip gezdirip  rengini açıp  televizyon izlemek gerçekten zordu.Sanki hani dizilerde bazen karakter rüya görür ya bir farklı renk uygulanır o sahnelerde aynen öyleydi  hani izleniyordu ama  yinede insan  sinir oluyordu niye bizim başımıza böyle bir şey geldi  diye düşünüyordu.
Bu yıl sürekli bir şeyler bozulup durdu umarım 2015'te bu kadar ev araçları bozulmaz ve bende her seferinde sinir krizi geçirmem... 
Bi sonraki yazımda görüşürüz anacım ^_^

25 Kasım 2014 Salı

Dedikodu//Super Junior Shindong'un Askere Gitme Tarihini Erteletti

Ayın 25 i yani bu gün askere gidecek olan Shindongdan kötü haber geldi..Fiziksel sorunları nedeniyle askerligini erteletmek zorunda kaldı.

22 Kasım 2014 Cumartesi

Şeref Meselesi'ni Gala Gecesinde izledim!


Şeref Meselesi dizisi televizyonda başlamadan önce gala gecesinde ilk bölümü izleyen şanslılardan biri de bendim. Hürriyet Bumerang sayesinde bulundum bu unutulmaz gecede. Galanın detaylarına girmeden önce diziden söz etmek istiyorum meraklıları fazla yormadan.
Açıkçası beklentimin çok çok üzerinde başarılı buldum diziyi. İlk bölümü izlediğinizde bence siz de bana hak vereceksiniz. Bakın neden başarılı olmuş dizi?

1- Dizinin senaryosu roman tadında
Zor beğenen izleyicilerdenim ben. Bir diziyi sevmem için güzel bir hikaye anlatmalı senarist, beni sarmalı söyledikleri. Edebi bir lezzeti olmalı diyalogların. Bir cümlelik fikirden yola çıkıp o cümlenin etrafını entrikalarla, saçma diyaloglarla, gerilim yaratma amacı sırıtan gereksiz çatışma sahneleriyle, “yok artık!” dedirtecek absürt tesadüflerle dolduran senaristlere diş biliyorum. Hatta çoğu uyarlamaları için “edebiyat katilleri, bırakın romanları katletmeyi!” falan dediğim de oluyor.
Şeref Meselesi'nin uyarlama senaristi Seray Şahiner ise ilk bölüm için gerçekten de takdirimi kazandı. 
Bir kere çok güzel bir hikayesi var dizinin. Roman tadında, daha doğrusu gerçek hayattan bir kesit gibi. Ne çok hızlı anlatılmış, ne gereksiz yere uzatılmış. Hikayede yaşananlar içimizden birinin başından geçse yadırgamayacağımız cinsten. Uyarlama senaryoymuş, romandan mı yoksa yabancı bir diziden mi onu bilemiyorum ama sonuçta yine de tebrik etmek lazım; öyle güzel uyarlamışlar ki hikayede sırıtan hiçbir taraf bulmadım ben.
2-Kahramanlarla kolay tanışıyoruz.
Dizilerin de romanlarda olduğu gibi ilk bölümleri önemlidir benim için. Hikaye içine çekmezse eğer kitabı yarım bırakırım, ya da dizinin devamını izlemem. Şeref Meselesi'nde çok dozunda tatlı tatlı başlıyor olaylar. Konunun içine yavaş yavaş dahil olurken eş zamanlı olarak karakterleri de tanımaya başlıyoruz.
Bazı dizilerin ilk bölümlerinde her yerden bir karakter çıkar, kim kimdir bir türlü kafamızda oturtamayız. Bazı dizilerde de sanki ders anlatır gibi sırayla kahramanlara odaklanarak insanı hikayenin bütününden koparırlar bilirsiniz. Hatta ilk bölümündeki senaryo başarısızlığı yüzünden yayından kalkan bir çok dizinin adını sayabilirim size. Şeref Meselesi'nde ise böyle sorunlar yok. Karakterler olabildiğince karmaşadan uzak ve yalın anlatılmış. Yani ilk bölüm bittiğinde bütün karakterlerin isimlerini ezberlemiş oluyorsunuz, kişilik özellikleri kafanızda oturuyor ve bu doğal anlatım, tanıdık bir yazarın yeni romanını okuyormuş hissi veriyor.

3-Bu dizideki kahramanlarımı hemen seçtim.
Size de olur mu bilmem, bir diziyi ilk kez izlerken empati kuracağım kahraman yoksa hemen  o diziyi yarıda bırakırım. Sevdiğim kahramanların gözlüğünü ise kolayca takıveririm, hemhâl olurum kendileriyle. Kahramanlarımın başına kötü bir şey gelirse de senaristlere diş bilerim ne yalan söyleyeyim.
Şeref Meselesi'ndeki kahramanlarım da  belli. Zeki, başarılı, sağ duyulu, mantıklı, vicdan sahibi, idealist, dürüst ve aynı zamanda duygusal yönü ağır basan, hoşlandığı kıza “Hangi tür kitapları okumayı seversin?” gibi şahane bir soruyu soracak kadar da saf bir aydınlığı olan Emir baş kahramanım olacak belli ki. Emir'i sevdiren bir diğer sahneyi daha anlatayım.
Avukatlık stajı yaptığı büronun sahibine bütün idealistliği ve vicdanıyla soruyor:
“Neden sadece icra davalarına bakıyoruz ki? Oysa bize okulda hukukun çok değişik yönlerini de anlattılar. Burada birkaç ay çalışan kişi hukukun alacak-verecek işleri olduğunu sanır!”
Bir de Şükran Ovalı'nın oynadığı Derya karakterini çok sevdim. Dürüst ve kendi içinde çok tutarlı, hayat mücadelesini en ağırından verse de, hakkını savunmak için çoğunlukla kavga etmek zorunda kalsa da, gülümsemeyi ve eğlenmeyi de becerebiliyor Derya. Yaşadığı koşullar arabesk aslında dışarıdan bakıldığında. Üvey baba, huzursuz ev, pısırık anne, az para... Başka yönetmenin elinde olsa ağlak sahneler çıkar Derya'nın hayatından. Ama bölümün sonunda benim aklımda kalan Derya bırakın arabeski, neşe dolu hayat dolu bir kız. Belki de Şükran Ovalı'nın dizide çok başarılı bulduğum oyunculuğunun da etkisi olmuştur böyle düşünmemde bilemiyorum. Sevgili senarist Seray Şahiner'e seslenmek istiyorum daha yolun başındayken.
-Seray Hanım, lütfen Emir ve Derya'ya torpil yapın, başlarına kötü şeyler gelmesin, onlar benim bu dizideki sevdiğim kahramanlar!
4-Sinema Tadında
Dizilerden biz izleyicileri soğutan şeylerin başında uzun bakışmalar, tirat atar gibi yapılan konuşmalar, zaman doldurmak için eklendiği belli olan gereksiz hatırlama sahneleri gelir bilirsiniz. Şeref Meselesi'nde öyle sahneler yoktu, en azından ilk bölümünde yoktu ve umarım devamı da böyle olur. Yönetmen Altan Dönmez'i bu anlamda tebrik ediyorum gerçekten de. Sinema filmi izliyor hissine kapıldım inanın, gerçi böyle hissetmemde bölümü sinema salonunda izlememin de etkisi vardır mutlaka. Bence siz de ilk bölümü izlerken ışıkları kapatın, varsa ses sistemenizi açın, sinema ortamı yaratın evinizde; bakalım siz de benim gibi düşünecek misiniz?
5-Dizinin müziği şahane
Müzikler gerçekten de şahane, Salvatore Riccardi ve Yıldıray Gürgen'in adı geçiyor. Dediğim gibi varsa evinizde ses sistemi, izlerken mutlaka açın. Ben dizinin müziklerine bayıldım.

6-Kıyafetler ve ortam samimi
Sizi bilmem ama ben şahsen evin içinde topuklu ayakkabı ile dolaşan, parıltılı kıyafetler giyip havuzlu villalarda yaşayan insanların marjinal ve de entrika dolu abuk hayatlarının anlatıldığı dizilerden hiç haz etmiyorum. Hangi dizide karakterler evin içinde terlik giyiyorsa o diziyi daha fazla seviyorum, çünkü samimi buluyorum. Hele ki dizinin konusu sıcak bir mahallede geçiyorsa değmeyin keyfime...  Şeref Meselesi bu anlamda da beni cezbetti. Balat'ın özgün mimarisinde sıcak bir mahalle ortamında geçiyor dizi, kıyafetlerde ve makyajlarda aşırılık yok. Doğal ve samimi halleriyle benden geçer not aldılar, ama ne yalan söyleyeyim evde terlik mi giyiyorlardı aklımda kalmamış, pazar günü ikinci kez izlerken gözüm oyuncuların ayaklarında olacak.
Anlatacaklarım şimdilik bu kadar, kaçırmayın bu diziyi diyorum. İlk bölümü izledikten sonra yorumlarınızı da bırakmayı ihmal etmeyin. Üzerinde konuşur eğleniriz birlikte.
Biraz da gala gecesi hakkında gözlemlerimi anlatayım size.

Şeref Meselesi Gala Gecesi
Hayatımda ilk kez katıldım böyle bir gala gecesine. Canlı yayınlarda denk geldiyseniz görmüşsünüzdür siz de, ortam çok kalabalıktı. Daha dizi başlamadan nasıl biraraya geldiklerini bir türlü anlayamadığım genç fan'lar grubu mu dersiniz, Kanal D'nin yarışması sayesinde galaya katılma hakkı kazanan heyecanlı tipler mi dersiniz, Ulan İstanbul'un çok sevdiğim sıcak kadrosu mu dersiniz, hangi birini anlatayım. Ortalık kamera ve fotoğraf çekenle dolmuştu. Biz de karıştık aralarına şanslı on blogger olarak. Kurulan sahnede dizi oyuncuları yerlerini aldılar, flaşlar patlamaya başladı, kameralar canlı yayınlara geçtiler.
Zor zanaat oyuncu olmak, gözler üzerindeyken insanın saatlerce poz verip sürekli gülümsemesi kolay iş değil bence.

Genç kızlar dizideki Yiğit karakterini canlandıran Kerem Bürsin'i adeta ablukaya aldılar. Ben kendisini daha önce hiç izlememiştim, internetten baktım hayat hikayesine. Hollywood-Türk yapımlarında çift dilli oyunculuk yapıyormuş. Güneşi Beklerken adlı dizide oynamış, Çağan Irmak'ın “Unutursam Fısılda” filminde de Erhan olmuş. Amerika'da filmler yapmış. Tamam yakışıklı da,  ama Emre rolündeki Şükrü Özyıldız'ın da hakkını yememek lazım bence. Çok başarılı bir oyuncu ve görüntüsüyle gayet de ekrana yakışıyor. Tarık Akan'ın gençliğini anımsatıyor hatta biraz.  Oyun Atölyesi'nde devam eden “Kim Korkar Hain Kurttan” adlı oyunda da oynuyormuş Şükrü Özyıldız, ki bilet bulabilirsem gitmeyi düşünüyorum o oyuna.
Kadın oyuncular, ekranda göründüklerinden çok daha güzelmişler bunu da not olarak belirteyim.
Renkli bir dünyaya gözlemci olarak katılmak keyifliydi açıkçası.
Keyifli seyirler efendim, yorumlarınızı merakla bekliyorum.
Bu içerik http://evdeyazar.blogspot.com.tr/ tarafından hazırlanmıştır.
Bir boomads advertorial içeriğidir.


21 Kasım 2014 Cuma

Benim Güzel Patiklerim


Dün annem güne gitmişti orada arkadaşı yapıp satıyormuş rengini ve sevimliligini görür görmez hemen aklına ben gelmişim,mürdüm rengi tutkunuyum ben birde ne kadar  25 yaşında olsam da çocuksu şeylerden hoşlanıyorum hepsi birleşince annem de bunu almalıyım birde fiyatı uygun olunca kaçırmak istememiş. Görür görmez çok hoşuma gitti  çok tatlı geldi  patikten çok panduflara benzemesi hoşuma gitti birde  yazdıgım gibi çocuksu şeylerden hoşlanınca  çok mutlu oldum.Bu günlerde ufak tefek   şeyler  geliyor bana ve  çok mutlu oluyorum. Umarım bu ufak tefek hediyeler  gelmeye devam eder.^_^
Özleyin beni anacım...
Ayağıma bakmayın üstten çekince komik durmuş :D


20 Kasım 2014 Perşembe

Benim Tatlı Kitap Ayracım #2



O kadar çok konuda yazacaklarım var ki birikti kaldı.Bir türlü zaman bulamadım kaç gündür elim değmedi klavyeye...Ayın 7sinde yazdıgım postta (tıktık) kalbimin temiz oldugunu başka bir şey isteseymişim keşke demiştim.O postu yazdıktan sonra ki gün kardeşim bunları almış bana... :D Sabah bi uyandım  yastıgımın kenarında bunlar var  kimseye ayraç ihtiyacım var demeden  resmen ayraç yagdı bana.Cidden keşke başka bir şey isteseymişim  kalbim bu kadar mı temizdi isterken arkadaş kaç tane ayracım oldu ...
 Ayraçları görür görmez bayıldım. Ayraçların en büyük özelligi  mıknatıslı olması :D 
Teşekkürler kardeşcim :*


Tokyo Ghoul (anime)

Süper bir anime izleyip karşınıza geldim.Uzun zamandır  izlemek istedigim fakat zaman bulamadıgım güncel yayınlandıgı zamanda  final yaptıgı gün izleyecegim deyip izleyemedigim animemdi.Listemde öylece duruyordu.Dünde biraz zamanım oldu canımda sıkılınca 1 bölüm  izlesem yeter sıkıntım gitse tamamdır diye düşündüm.O düşünce ile açtıgım animeyi kapattıgımda finalini bitirmiştim.Bir bölüm bir bölüm bir bölüm daha aman şimdi n'olcak bir bölüm daha deyip durdum.Acayip sürükleyici  bir konusu var kasvetli renkler ve çizimlerden oluşmuş insanı gerebilecek tarzda  mimikler konulmuş bir anime.Bazı sahnelerde igrenmedim desem yeridir helede sansürsüz bir çevirinin  videosunu izleyeceksiniz böyk ayy filan diyebiliyorsunuz.Özellikle animeyi izlerken bir şey yiyip içmemeniz önemli.İlk bölümü izlediginizde psikopatça sadistçe bu  anime ne böyle diyorsunuz kendi kendinize  neden bu animeyi açtım diye kızıp dururken 2. bölüme geçmeden edemiyorsunuz.Böylece farkında olmadan anime bagımlılık yapmış oluyor.Yar yar sıkılanlar olmuş genel izleyici  öyle diyor bende tam tersi oldu animeyi izlerken hiç bir sahnesini kaçırmak istemedim.Normalde izlemedigim bir tarzdı  benim izledigim animeler genelde romantik komedidir pek hoşandıgım tür diyemem bu türe yani korku psikolojik  uzak durmak istedigim türlerdir ama bu anime resmen beni içine çekti  hiç sıkılmadan bir an bile gözümü ayırmadan izledim animeyi.Ocak ayında 2. sezonu başlayacak olan anime yayınlandıgı dönemde de çok tutulmuş  isminden bayagı söz ettirmişti.Çok yazdım farkındayım o yüzden hemen tanıtıma geçerek yazımı bitiyorum.Bence sen bu animeyi izlemelisin şiddetle tavsiyedir.Tanıtım;

14 Kasım 2014 Cuma

Dedikodu//Sungmin'in Düğün Davetiyesi Dağıtılmaya Başlandı

İmm bayagı bir bekledim cümleleri toparlamak için.Ayy Ergen kızlar gibiyim yeminle  25 yaşında ergen kız. İçim biraz buruldu düğün davetiyesini ilk gördügümde,aslında ben ilk sevgilisi var denildiginden ihtibaren Sungmin ile  ilgili çıkan bütün haberlere çok sevindim hatta kendim evleniyormuş gibi  mutlu oldum.Fakat iş ciddiye binince biraz galiba 4-5 yıllık emegim  gözümün önüne geldi.Sanki  bizim evden   damat çıkıyor hissi.Sungmin'in herşeyi o kadar ani oldu ki birden sevgilisi var ardından evleniyor haberleri çıktı ve zaman o kadar kısıtlıydı ki ne oldu ne bitti hiç bir ELF anlamadı.Bazılarımız kızdı, bazılarımız  aşk acısı moduna girdi ,bazılarımız bende dahil mutlu oldu böyle karışık duygular yaşadı ELFler.

12 Kasım 2014 Çarşamba

Yeşil Deniz Dizisi

TRT1'in yeni başlayan bir dizisi var Yeşil Deniz ilk üç bölümü yayınlandı.İzleyenler bilir tam bir komedi Leyla ile Mecnun dizisinden sonra TRT1'e ayrı bir renk kattı dizi.Aslında diziler hakkında yazmakta çekiniyorum malum bir bakıyorum bir hayran gelmiş ya da diziyi beğenmeyen biri gelmiş altına acayip bir yorum atmış.Bu da benim diziler hakkında yazı yazma şevkimi kırıyor.Fakat bu dizi öyle komik öyle samimi öyle içten ki yazma geregi duyuyorum.Dizinin sloganı ''-Ekranların en gariban dizisi''.Sloganını bile okumanız bu dizinin nasıl bir dizi oldugunu anlatıyor aslında.Dram entrika dizilerinden sıkılmışsanız daha farklı daha özgün daha içten daha bizden bir şeyler arıyorsanız hiç durmayın bu diziyi izleyin.Yer yer dizi içinde yapılan espirilere gülmemenizin mümkünatı yok. O kadar saf karakterler var ki insan farkında olmadan izlerken gülümsüyor o dişler bir gözüküyor yani.Çokta fazla dizi hakkında detay vermek istemem eğer ki verirsem sanırım spoiler vermiş olurum bunu da istemem.Bu hafta 3. bölümü yayınlanan dizinin hakkında biraz bilgi vereyim.

Dizinin Adı : Yeşil Deniz
Yönetmen:Yahya Samancı
Yapımcı: TFT Film
Senaryo: Ali KARA
Yayın Kanalı:TRT1
İlk Yayın Tarihi: 24 Ekim 2014
Yayın Günü: Cuma
Yayın Saati: 19:55
Dizinin Çekildigi Yerler : Aydın Söke ilçesi ve Manisa Kırkağaç ilçesinde
Oyuncular:
Burak Serdar Şanal 
Öykü Çelik
Melis Babadağ
Mert Turak
Burak Alkaş
Ali Barkın
Emin Gürsoy
Renan Bilek
Zeynep Gülmez
Nuri Gökaşan
Yener Gürsoy
Jale Aylanç
Elvan Dişli
Konusu:
90lı yıllarda Yeşil ova isimli bir kasabada yaşayan naif ,komik, hayalleri olan insanların günlük yaşamını başından geçen olayları konu alıyor.Her bölüm gülebileceginiz dizide Ege şivesi ön plandadır.Dizi 1990'lı yıllarda Egede bir köyde gerçekleşmiş bir olaydan esinlenerek dizi haline getirilmiştir. Ege şivesi ve tanınmış oyuncular olmasından dolayı dizi özellikle Egeliler tarafından Türk izleyicilerin çok dikkat çekmiştir.Samimi ve komik dizi  Cuma akşamlar TRT1'de  ekranlara gelmektedir. (Fazla mı ciddi yazdım ne neyse :D )

Umarım diziyi izler ve benim kadar dizde beğenirsiniz...Hadi ekran başına ^_^

11 Kasım 2014 Salı

Karnıyarık Yapılışı


İlklerim devam ediyor...Yine herkes tarafından çok beğenildi  yaptığım yemek  ve  beğenilirse blogumda paylaşcam demiştim.Umarım siz deneyenler de beğenirsiniz;
^_^

Kemal Sunal 70 Yaşında



Güzel adam yattıgın yer nur dolsun ruhun şad olsun. 

Filmlerini bin kere izlesek bıkmayız sanırım her seferinde bildiğimiz halde aynı yerinde gülebiliriz...

Türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi komedyeni iyi ki sen güldün biz güldük.

İyi ki dogdun büyük üstad. 

Saygıyla...

Babasını kaybetmiş biri olarak bu acıttı...

Ali Sunal'ın instagram mesajı


Babam çok özledim seni. bu yıl annem sana 70.yaş hediyesi olarak bu kitabı yazdı. o kadar içten anlatmışki, bize olan hasretimi bu kitapla dayanılır hale getiriyorum. sen herşeyin en güzelini hakediyosun melek babam... #iyikidoğdunKemalSunal yaşadıklarımızı anlatacak, hem güldürüp hem gözlerinizi dolduracak size bizim Kemal'i yaşatacak, beki de hiç hissetmediğiniz tertemiz, hiç bitmeyen eksilmeyen, masal gibi bir aşka şahitlik yaptıracak bu kitap #KEMALHadiGelBiKahveİçelim

Tasarım:Sawako Kuronuma