31 Ocak 2015 Cumartesi

Ocak Ayı Biterse

Ne ara 2015 oldu da ne ara 1 ay geçti vallahi anlamadım.Bu ay o kadar hızlı geçti ki anlam veremedim ne oldugunu her gün birbirinin aynıydı akşam mı sabah mı bir türlü çözemedim.

Sonuç olarak ben sadece bol bol kozmetik ürünü denedim ve bol bol anime izledim ha birde olmazsa olmazım üniversite sınavı için ders çalıştım.2008 lise mezunuyum ben aslında fakat yıllar sonra tekrar kendimi denemek istedim.Nasip kısmet dedim evde ders çalışmaya başladım.Normalde açık ögretim olarak Türk dili Edebiyatı 3. sınıfım fakat onu da üniversite sınavı ugruna dondurdum umarım bir yıl kaybım oldu diye gelecek yıl hayıflanmam.Şubat ayına girmemizle üniversite sınavına bir adım daha yaklaştım.Tabi bende bir yusuf yusuf durumu olmadı değil..Artık Şubat ayı içerisinde her gece yastıga bakımı koydugumda ''alekte movik movik'' durumlarım başlar.Çok heyecan yapan bir kişiligim oldugu için sınav zamanı yaklaştıkça huzursuz günler,karın agrıları ve psikolojik bunalımlara girerim ben.Yaşım oldu neredeyse 26 (25 yaşındayım) hala çocuk gibi bir heyecan bir stres oluyor bende.Kalbimin hızlı atması sebebiyle kalp ritim bozuklugu bile yaşayabilirim bu dönemde.Zaten yıllar önce gördügüm dersleri anlamak hatırlamak zor, birde şimdi sınav kaygısı başlar bende.
İşin özü ocak bitti ömrümüzden bir ay daha geçti bir ay daha yaşlandık bir ay daha bomboş bir hayat yaşadık..ve geriye dönüp baktıgımda bir taşın üzerine taş koymadıgımı fark ediyorum..ALLAH hepimizin sonunu hayır etsin.Umarım gelecegimiz parlak olur.Benim için dua edin olur mu sınavıma çok az kaldı en azından sıfır çekmeyim.

30 Ocak 2015 Cuma

Barfi! (Film)

''Aşkın Dile İhtiyacı Yoktur'' sloganıyla başlayan güzel mi güzel bir film Barfi.Anime ve kore dizilerinin haricinde hint filmlerine de düşkünlügümü biliyorsunuzdur.Ne zaman bir aralık bulsam hemen kahvemi battaniyemi alıp hemen hint filmlerine koşarım.Uzun oldugu için pek fazla hint filmleri tercih edilmiyor fakat bence çok büyük bir yanılgıya düşüyorsunuz çünkü o otantik filmlerde farklı bir hava var.Başka bir ülkenin filminde bulamayacagınız renkler ve kültür bu filmlerde var.Haliyle daha cezbedici hale geliyor.Ülkemizde de vizyona giren bu film hakkında biraz düşüncelerimi yazmak isterim.Film hem konuşma hemde işitme engelli bir gencin aşk hayatını, günlük yaşamını anlatıyor diyebiliriz.Filmi izlerken ikilinin diyalog sahneleri olmasa da aşkın sıcaklıgını hissedebiliyorsunuz.Bunun yanında zaman zaman kalbiniz sanki siz yaşıyormuşcasına kırılabiliyor...ve imkansız gibi görülen bir aşkı izlediginizde aşkın var olabilecegini düşünüyorsunuz.Özellikle aşka inanmayanlar için birebir bir film diyebiliriz.İki engelli insanın ne kadar sesli bir aşkı ve ne kadar tutkulu bir aşkı oldugunu göreceginiz filmi izlemenizi tavsiye ederim.Spoiler vermemek için kendimi zor tuttugum postlarımndan biri oldu bu post o yüzden uzun uzadıya yazmasam iyi olur.Hemen film hakkında bir kaç bilgi girelim;
BARFİ!

Bioblas Saç Bakım Seti

Tiroit hastasıysanız ya da B vitamininiz eksikse saç dökülmesi kaçınılmaz oluyor. Her yerden saç çıkmasının yanı sıra mutfaga girememe problemi yaşıyorsun odanda ki halı ve açık yerlerde saçlar geziniyor yatagının çarşafını her gün çırpmak zorundasın filan bir sürü sorun.Bunun yanında ön önemlisi saçın azalıyor ve zaman zaman az oldugu için kel tabiriyle kelimsi bir durumda ortaya çıkabiliyor.Cansız ve bakımsız gözükmesi de cabası.Bende bir nebze sağlıklı olması için bebe şampuanından tutta cildiye uzmanınız verdigi şampuana kadar denedim.Bir çare bulamadım.Saçım hızlı uzuyor fakat aşırı dökülme var.Bunun üzerine Bioblas ile tanıştım.Başta tester'ını denedim saçımda dolgunluk hissi uyandırdı fakat dökülme durumu başlarda işe yaramadı hatta ürünü kullanıp kullanmama arasında gittim geldim Sonra düzenli olarak kullanmaya karar verdim. Sabırla ve düzenle ürünü kullanınca dökülmemin azaldıgını ve saçlarımın daha saglıklı oldugunu fark ettim.Sönük saç problemini de bu şekilde çözdüm.Deyim yerindeyse bir taşla iki kuş vurdum.Bunun üzerine bir yazı yazmadan geçmek istemedim ürün setimi tek tek inceleyelim.
İlk başta şampuanlarla başlamak istiyorum gördügünüz gibi şuan evde iki tane şampuan bulunuyor benim kullandıgım hasar görmüş cansız saçlar için.İçerisinde saç dökülmesine karşın bitkisel serum var.Bu şampuanı özellikle bakım maskesi yani saç kremi ile kullanılması öneriliyor.Bunun üzerine bende;

Saç kremini de kullanmaya başladım.Fotografta görüldügü gibi saç kremim bitmek üzere.Saçları yumuşacık yapıyor daha dolgun gösteriyor ve agırlaştırmayı ortadan kaldırıyor kolay taranmasını sağlıyor tabi ki şampuanla birleşin de saç derisi ve saçı iki katı koruyor.Saç kremimi zayıf ve yıpranmış saçlar için kökten uca zayıf ve yıpranmış saç tellerini onarma görevini üstleniyor.Fakat benim saçlarım çok dolaşıyor banyodan banyoya saç kremi bende işe yaramaz diyorsanız;

Günlük kullanımda kullanılan sıvı saç kremini kullanabilirsiniz.Ben pek dışarı çıkmadıgım için şu ara kullanmıyorum ama günlük yaşamda sürekli dışarıda olanlar için ve her gün duş alamayanlar için birebir olacak bir ürün.Yine şampuanı ile birlikte kullanılması önerilen ürün yıpranmış ve kuru saçlar için olanını kullanıyorum.Dayanıklık,yumuşaklık ve kolay taramayı sağlıyor.Ayrıca elektiriklenmeyi önlüyor.




Peki bu ürünler nasıl kullanılır çok basit ;

Şampuan: Bildiginiz gibi saçları ıslattıktan sonra yıkıyoruz. :D 


Krem:Şampuanla yıkadıgımız saçlarımızı uyguluyoruz .Kökten uca bütün saçımıza kremi yayıp 5 dakika beliyoruz ve yıkıyoruz.

Sıvı krem: Islak saçın nemini havlu ile alıyoruz.Saçın tamamın püskürtüyoruz ve saçımızı yıkamıyoruz öylece kalıyor.Günlük kullanım için uygun bir ürün.

Bu saç bakım setinden çok memnun kaldım umarım sizde denedikten sonra benim gibi memnun kalırsınız.Dün sosyal medyada bi yazı okumuştum bir kullanıcı yazmıştı saçın hızlı uzamasını da sağlıyormuş benim saçım hızlı uzadıgı için ben fark edemedim yinede bu şekilde de deneyebilirsiniz.

29 Ocak 2015 Perşembe

Şelale Gül Suyu



Yaklaşık üç aydır kullandıgım vazgeçemediğim ürünlerimden biri gül suyum.Olmazsa olmazım diyebilirim bu ürünüm için.Baş ucumda duran her daim kullanılmaya hazır ürünüm hakkında daha evvel günlük kullandıgım ürünlerde yazmıştım fakat şimdi biraz daha detaylı yazmak istiyorum.

Bu gül suyu saf bir gül suyu yani yemeklere katılan gıda aroması içeren bir ürün.Kaliteli bir ürün oldugunu düşünüyorum ve hiç bir yerde tekrardan bu ürünü bulamadım aşure zamanıydı galiba her yerde gül suyu bulmanın daha dogrusu dogal gül suyu bulmanın bol oldugu bir zamanda almıştım.Umarım bir daha bulabilirim ben bu ürün çünkü neredeyse yarısını harcadım.Kimyasal katkı maddesi ve boya maddesi içermemesi ürünün en güzel yanı.400 ml olan bu ürün ayrıca alkolsüz.Şimdi gelelim faydalarına bizim apartmanda bu ara favori ayva çekirdeklerini yarım çay bardagı gül suyunda 1 gece bekletip yüzlerine sürüyorlar ayva çekirdegi salya olarak tabir edeyim salya bırakıyor jel şeklini alıyor onu yüzünüze sürüp kuruyana kadar bekletince haliyle dogal bir maske uygulamış oluyorsunuz.Ayva çekirdeği cildin yenilenmesine ve aknelerin giderilmesine yardımcı oluyor kırışıkları azalttıgını söyleyende var.Gül suyu da cildi güzelleştiriyor.Fakat ben bu ürünü kullandıgım günlük maske sonrasında kullanıyorum.Yumuşacık yapıyor cildimi ve güzelleştirdigini düşünüyorum .Gün içerisinde agır bir gül suyu kokusu bırakmıyor.Çok hafif bir kokusu var.Cildim de alerji vb. bir durum olmadı yani hassas ciltler için uygun oldugunu düşünüyorum.Bence bu ürünü denemelisiniz.

Bello Dora Tüy Geciktirici Sabun

Her şey hakkında yazıyorum bu da geri kalmasın istedim.Biliyorsunuz kadınlar daha dogrusu bana göre erkeklerinde korkulu rüyası istenmeyen tüyler.Özellikle yaz günleri bayanların yüz , bacak ve kol ile ilgili bayagı bir sorunu oluyor.Bazılarımız güzellik merkezlerinde lazer ve ya igneli epilasyona başvuruyor,bazılarımız bu konu ile ilgili kremlere başvuruyor yani bir şekilde çözüm arıyor.Bu çözüme şimdi bi yenisi daha eklendi o da bu iş için kalıp sabun.Bu sene dogal sabunlarda moda bu arada demeden geçemicem kil karışımlı kalıp sabun aldım çok güzel bir sabun kabını attıgım için sabunun hakkında yazı yazamıcam ama onuda araya sıkıştırayım dedim.Her neyse bu sabunu ben dudak üstü ve kollarım için kullanmaya başladım.Şuan gerçekten biraz geciktirme var fakat yeni oldugu için bir azalma var mı bilmiyorum bu yüzden bu konu hakkında bir şey yazamam fakat geciktirme konusunda iyi gidiyor.İçindekiler kısımına şöyle bir göz attım dogal bir sabun oldugunu fark ettim içerisinde dogal ürünlerin yanı sıra telocapil var.(telocapil geciktirmeyi saglıyor.)Kullanımına gelince kullanımı çok basit.Epilasyon yaptıktan sonra örnegin agda,cımbız ve ya epilasyon aleti kullandıktan sonra soguk su ile bölgeyi yıkıyoruz bir süre bekliyoruz.Bu sabun ile 3 dakika kadar köpürterek masaj yapıyoruz bir sonraki epilasyona kadar günde 2 kez bu işlemi tekrarlıyoruz bitti gitti. Fiyatına gelince bu sabunu eczanelerden temin edebilirsiniz ve şuan ki fiyatı 14,90.

28 Ocak 2015 Çarşamba

Dr.Rena Dermo El&Yüz Kremi

Krem canavarı olarak kreme doymadıgımı daha önce söylemiştim.Nerede krem görsem hemen alır kullanırım ya da benim krem sevdigimi bilen yakınlarım bana krem alırlar.Bu sefer ki kremler teyzemden.Geçen pazar bana bu kremleri getirdi teyzem.Neredeyse bir kaç gündür kremi kullanıyorum. Kokusunu çok sevdim kremin fakat yaglanma var.Biraz geç kuruyor krem onun haricinde kendine has bir kokusu var kremin ve  içindekiler bölümünde paraben gördüm.İçindekiler bölümünde iki kez paraben yazısı yazıyor.Tabi ki herşeyde oldugu gibi bu üründe de paraben olması normal size zararlı kesinlikle parabenli şeyleri almayın demem. Gerçi çogu kozmetikte var eğer ki kozmetik kullanıyorsan paraben terimine alışmış olman gerekli..Neyse beni ilgilendiren bölümü yağlı olması.Yağlı bir cilde sahibim kremde yag gibi olunca birde yavaş kuruyunca için nasıl değerlendirebilirim diye düşünüyorum.Yüz kremi olarak kullanamam cildim yaglı zaten sivilce yapar.El kremi olarak da yavaş kuruyor yüzden bekleyemem beklesemde yapış yapışlık histen hoşlanmıyorum o zaman büyük ihtimal ayaklarıma sürebilirim bu kremi yani el yüz kremini ayaklara uygulayabilirim diye düşünüyorum.Zaten 20 ml 4 tane bi kaç güne ben güzelce bitiririm bu kremleri.Elimde şuan iki farklı çeşidi var kremin biri Argan yağı özü , digeri üzüm çekirdeği özü ikisininde ortak özelligi e vitamini olması ve aloe vera özlü olması. İkisini de denedim en çok üzüm çekirdekli olanını sevdim daha az yağlı gibi geldi birde kokusu digerine göre daha hoş hafif geldi.Almak isteyenler için nerede satılıyor bilmiyorum ama dün bir aktarda gördüm bu kremleri fiyatını filan sormadım açıkcası , fakat netten baktıgım kadarıyla kremler 2 lira bir şey.Çok hoşlandım diyemem  ve ya bir daha kullanırım diyemem.Yinede isterseniz bi yerde rast gelirseniz bi deneyin belki siz hoşlanırsınız.

Hybrid Child (Anime)

4 bölümlük mini minnacık  bir shounen ai (erkekxerkek=romantik)türü anime diyebiliriz bu anime için.Yaoi ( erkekxerkek=erotik) türünü açıkcası içinde barındırdıgını söyleyemeyiz ama türü Yaoi olarak geçiyor çogu kaynakta..Anime tamamen saf bir aşkı anlatıyor.Sekaichi Hatsukoi ve Junjou Romantica animelerinin mangakarına ait bir  anime.Bu yüzden çizimlerden dolayı  diger iki animenin karakterlerini benzetebilirsiniz.Hikayede  üç ayrı hikaye bulunuyor.Yani her bölüm  bir çifti izleyecegiz.Tarihi dram türde olması  farklı bir hava katmış animeye.Diger iki anime gibi  çizim ve renkler konusunda mangakarımız  hemen hemen aynı  kullanmış.Düzenli  renk seçimleri var bu da animeyi çok farklı göstermiş.Sıkılmadan izleyebileceginiz  bir anime oldugunu düşünüyorum.Zaman zaman bazı sahnelerde gözlerin sulanmadı değil   çok  ince bir  duygu işlenmiş animede.Umarım bu anime ova olarak kalmaz devamını bekliyorum Shungiku Nakamura/Aki Itami ^_^

27 Ocak 2015 Salı

Barakamon (Anime)

Bu animede hayao miyazaki ruhu hissedenler grubu kurmayı düşünüyorum pek yakında.Kime sorsam benim gibi hayao miyazaki ruhunu hissetmiş.Nasıl bir anime bu kadar dogal olabilir? Nasıl bizden bir anime olabilir? Nasıl bu kadar samimi içten olabilir? Peki Satsuki Yoshino böyle manga çizmeyi kimden ögrendi?Pierre Sugiura böyle anime yapmayı nerden ögrendi?Sorusunu hemen hemen her bölümünde sordugum nadir animelerden biri oldu.Normalde anime dedigin dünya ile alakası olmayan böyle hayal dünyası bir şeydir..Günlük hayat der ama günlük hayatta olmayacak şeyler yaşanır fakat bu bildigin tamamiyle saf bir anime.

Gugure! Kokkuri-san (Anime)

İzlerken çogumuz aha bu Tomoe lan demişizdir.Kamisama Hajimemashita animesinden sexy haşin bir o kadar karizmatik Tomoe'sini almışlar bu animeye çöpçü hizmetçi olarak çizmişler gibi olmuş.Fakat şu bir gerçek japon hikayelerinde geçen birşeymiş bu tilki hayalet yani tam anlamıyla kopyala yapıştır bir durum yok.Anlatılan hikayelere göre çizildigine göre aynısı olması kaçınılmaz olurdu zaten.Her neyse tam bir ev hanımı olan Kokkuri-san'ı da Tomoe kadar sevebileceginizi düşünüyorum.İlk bölüm biraz Tomoe etkisi yaratıyor ama daha sonraki bölümlerde farklı bir karakter olarak yani Kokkuri-san olarak algılamaya başlıyorsunuz.Çok tatlı bir anime çizimler ve renkler dogru kullanılmış bunun yanında Kohina adlı küçük bir kız var o kadar tatlı ve duygusuz ki insan sevmeden duramıyor.

26 Ocak 2015 Pazartesi

Orenchi no Furo Jijou (Anime)

Bu animenin tanıtımları fragmanları oynadıgı zamanlarda daha başlamadan herkes yaoi'nin kapalı hali bilmem ne dediler. Baştan yazayım yaoi'nin yanından ucundan bile geçmeyen bir anime .Belki 2. sezon olursa shounen ai yaparlar diye düşünüyorum ki çok zor bir durum gibi gözüküyor animenin işleyişine bakarsak. Bu animeyi izlerken çok eglendim kısa olmasına ragmen komik olmayı becerebilmiş çogu animenin vermedigi o espiri anlayışını ortaya sermiş bir anime.Bunun yanında çizimlerini çok sevdim.Romantizm pek aramayın iki erkek olmasına ragmen pek yalnız kaldıkları bölümler yok.Tamamen konu komedi üzerine yapılmış ama zaman zaman bakışlar ve ya hareketlerle shounen türünü iyi yansıtabilmiş bir anime olmuş.Balık adama zaten bayıldım 29 Aralık 2014 te serinin ilki son buldugu halde ben hala tatsumi diye geziniyorum evde.Seslendiren o kadar güzel tatsumi diyor ki benim için evde herkes tatsumi . Demek istiyorum ki tatsumi deyişini taklit etmeyi seviyorum.''Sarışın olmanın verdigi üzücü kader''iyle birlikte balık adamı sizinde seveceginizi düşünüyorum.

Danna ga Nani wo Itteiru ka Wakaranai Ken (Anime)

Bir evlilik hayatı animesi.Başta ben bu anime kesinlikle ecchi filan olur düşüncesiyle başlamıştım ilk bölüm bakarım öyleyse kesinlikle bu animenin yanına bile yaklaşmam demiştim kendi kendime.Fakat anime çok farklı çıktı.Gülünç bir o kadar da yok artık diyebileceginiz bir anime.Animede yeni evlenmiş bir çiftin hikayesini anlatıyor.Bir nevi bizim şu bir kadın bir erkek programının anime versiyonu gibi bir şey.Animenin her bölümü 3-5 dakika arasında değişiyor (keşke uzun olsaydı).Anime 2014 yapımı ve Komedi, Günlük hayat ,Seinen türlerini barındırıyor.Severek izledigim animeyi tavsiye ederim.
(Aslında bu animeyi güncel izlerken çok caps aldım yükledim bile bloga fakat paylaşmaktan vazgeçtim spoiler yemeyin diye :D )


Dipnot: Planlar dogru giderse Nisan 2015'te 2. sezonu başlayacak.

22 Ocak 2015 Perşembe

Kullandığım Garnier Ürünleri

Hassas bir cilde sahip olduğumu çogu zaman postlarımda yazıyorum.Bu yüzden yüzüm için kolay kolay kozmetik ürünleri kullanamıyorum.Hatta makyaj yapmak bile bazen zulüm olabiliyor bana.Fakat Garnier ürünleri benim cildime tuhaftır zarar vermedi.Bunun üzerine Garnier'ın diger ürünlerini de kullanmak denemek istedim.Her ay bir ürününü alıyorum ve cildime deniyorum.Şimdiye kadar 3 ürün kullanma şansım oldu 2 üründe hoşuma gitti.1 üründen hoşlanmadım...ve bu postum altında her kullandıgım Garnier ürünü hakkında yazı yazmak istedim.
 Saf & Temiz 3'ü 1 arada
Paraben içerir -150 ml
Bu ürün neredeyse bitti diyebilirim düzenli olarak her gün kullandıgım bir ürün içinden 2 tane test çıktı ilk testte cildim çok yaglı çıktı bunun üzerine haftada 2 kez maske diger kalan günlerde her gün bir seçenegini yapıyorum.2. testi yapmadım fakat cildimde siyah noktalar vardı onlar gitti çok parlaktı cildim matlaştı temiz bir görüntü elde ettim bunun yanında sivilce yani akneler vardı onları yok etti.Paraben içeren bir ürün oldugu için çogu insan kullanmak istemiyor ama tuhaftır ki paraben oldugunu bildigimiz çogu ürünü nedense kullanıyorlar sadece bu ürüne özel bir durum olmadıgını biliyoruz birde araştırmalarımda tam anlamıyla ispatlanamadıgı için zararları açıkcası düşündüm taşındım kullanmaya karar verdim.Memnunda kaldım.Tabi size kalmış kullanıp kullanmamak.Bunu baştan yazıyorum muhalefet olacaklar olabilir bilinçsiz olarak kullanmadıgım bir ürün bilinçliydim yani kullanırken.Her neyse ürünü maske yaptıgımızda 3 dakika bekletiyoruz peeling ve temizlemede sabun şeklinde kullanıyoruz.Yapımı ve bekleme süresi basit anlayacagınız.
Saf&Temiz NEEM
 ARINDIRICI TEMİZLEME JELİ
Paraben içermiyor-100 ml
3'ü 1 arada ürünü kullanırken  bu ürün çıktı sanırım  aralık  filandı galiba keşfettigim zaman.Hemen araştırmaya başladım diger ürün paraben içerdigi için  bu ürünü nasıldır diye güzelce araştırdım.Paraben içermedigini ögrendigimde hemen kullanmam gerektigini düşündüm.Birde memnun kalınca  cildim açısından işe yarayınca  hemen  gidip aldım.Neem yapragı  ve çay agacı özlerini barındırıyor.Neem yapragı hindistanda kadınların güzelligi için kullandıgı bilinen bir  yaprak çay  agaçları özüde girince zengin bir  içerik sahibi olmuş.Kapakta  koruyucu jelatin var  bu iyi düşünülmüş  öncelikle bunu yazmadan edemicem.bunun yanında çok güzel kokuyor.Kullanımı da çok basit ıslak yüzüne azıcık köpürtüyorsun aynı sabun gibi yıkıyorsun oh mis.Sabah ,akşam yapınca daha etkili oluyor.3'ü 1 arada ile bayagı  yok ettigim  siyah nokta ve aknelerime bu ürünle birlikte biraz daha elveda dedim.Cildimi ferah  hissettirdi ve yumuşacık bir his elde ettim.Benim cildim aslında yaglı bir cilt ama bu ürün normal ve karma ciltler için bir ürün  yinede  tereddütlü yaklaşsamda cildime zarar vermedi ve memnun kaldım.Bence denenmeye değer bir ürün.

Arındırıcı Temizleme Jeli
Paraben içermiyor-150 ml

Moringa;tohumu suyu bile kirden arındırıp içilebilir kılması ile bilinen çiçekli bitkidir.
Bu üründen hoşlanmadım 4. gün kullanışımda yüzümü mahvetti sanırım bir süre hiç bir şey yüzüme kullanmamalıyım.Bugün 4. günümdü.Hassas ciltler yazdığı için ona güvenerek almıştım.İlk gün  biraz  benek oldu  önce çıkarır sonra yok eder genelde bu tarz şeyler onu düşündüm.3 gün böyle denedim.Bu gün  öğleden sonra kullandım.Akşam yüzüm kıpkırmızı oldu sanki bir şey alerji yapmış gibi yanıyor suratım bir sürü benek oldu.Sivilce gibi.Elmacık kemiklerim pul pul alnım şaplak yemiş gibi kıpkırmızı çenem kırmızı annem ne oldu suratına demese fark etmeyecektim aynaya bir baktım  mahvolmuş. Zaten cilt problemiyle uğraşıyordum tam oldu. Diğer 2 ürün sınıfı geçerken bu ürün  sınıfta kaldı. Fakat sizde farklı bir etkisi olabilir benim cildime uymadı diye sizde de aynısı olacak diye bir şey yok. Vaktiniz varsa deneyip görüşlerinizi benle paylaşırsanız sevinirim. 
post başka ürünlerle zaman içerisinde güncellenecektir.


dalan d'Olive Saç Bakım Kremi

Bu günlerde favorim olmuş bir ürünü daha yazmak istiyorum.Dalan ürünleri birden fışkırdı, her yerde Dalan ürünleri görür olduk.Aslında yeni bir marka değil fakat keşif anlamıyla 2014 sonunda patlama yapmış bir marka bana göre .Son zamanlarda bloggerlar bu konuda yazılar yazmaya başladılar filan.Bende onların postlarını okudugum için az buçuk bilgi sahibiydim.Böyle bir zamanda bana yine bir şekilde Dalan ürünleri geldi .(Başkalarının sevdikleri hediye olarak takı toka alır benimkiler bana kozmetik ürünü alıyor haliyle çogu markanın ürününü para vermeden deneyebiliyorum.)Bunlardan biride Dalan ürünleri.Aslında krem, saç kremi ve şampuan olarak geldi fakat kremi çok isteyen bir başkasına gitti sonunda şampuan ve saç kremini kullanma lüksüm oldu.Şampuanı için ayrıca post yazmak istiyorum fakat şimdi saç kreminden bahsetmek istiyorum sizlere.Saç kremine bayıldım.Tam anlamıyla şimdiye kadar kullandıgım saç kremleri içerisinde en sevdigim oldu.Kullanmadan önce dikkatimi çeken Paraben,silikon ve peg içermemesiydi.Bu yüzden + bir avantajı oldu ürünün bende.2. si Zeytin yağı ve pirinç proteini ile hazırlanmış olmasıydı.Bunun ne kadar besleyici oldugunun göstergesi olarak baz alıyorum. Sonuç olarak benim için dört dörtlük bir ürün olmuş oldu.Son 2 haftadır saçıma uyguluyorum ve farklı oldugunu hissediyorum saçlarımın.Daha yumuşak, canlı ve saçımı agırlaştırmıyor.Hatta saçımın daha dolgun olmasını sağladı.Şampuanıyla birlikte kullanılırsa daha da işe yarayacagını düşünüyorum.Saç kremi çeşitleri olarak
Onarıcı Bakım Saç Kremi,Hacim Veren Saç Kremi,Renk Koruyucu Saç Kremi olarak çeşitleri de mevcut.
Ben Hacim Veren Saç Kremini kullanıyorum çokta menunum .Ayrıca kullanımı çok basit ıslak saçların uç kısmına 1-3 dkk arası bekletiyoruz ve yıkıyoruz.Şimdi memnun kaldıgım için diger ürünlerini de kullanmak istiyorum eger kullanırsam yine sizlere muhakkak yazarım.Bana göre denenmesi gereken ürünler arasında bir ürün.Fiyat aralıgına baktım netten 200 ml saç kremi 8,00 lira , 2'li onarıcı bakımı (şampuan ,saç kremi) 16,50 lira , 3'lü onarıcı bakımı ( şampuan ,saç kremi,sabun) 20 lira .Bence bütçeye de uygun bir ürün.
Dermatolojik olarak test edilmiş

Kuru Ciltler İçin Arko Nem Yoğun Bakım

 Daha evvel Arko Nem SOFT touch için bir post yazmıştım.2. kutuyu aldım hatta kullanmalara kıyamıyorum duruyor  baş ucumda. Arko nem'den memnun kalınca  soguklarda bastırınca annem içinde   arko nem serilerinden bir tane almak istedim.Çünkü annemin cildi aşırı kuru ve  dışarı çıktıgı zaman daha  kötü oluyor bazen  yüzünde  pul pul dökülmeler ve  el ve ayaklarında çatlamalar oluyor.Bu yüzden bu kremin iyi gelecegini düşündüm.Nitekimde düşündügüm gibi oldu.Krem hastası bir insan olarak   her tür krem bulundurmayı seviyorum.Bunlardan biri de artık Arko markasının kremleri oldu.Neyse kremden bahsedeyim biraz.Kremi yaklaşık 1 aydır her gün kullanıyor annem.Sabah ve akşam  olmak üzere ve etkisini gördü.Özellikle dışarı çıkarken  çok büyük yardımcısı oldu.Bu krem çok kuru ciltler için ve  Gliserinli bir krem.Ayrıca içerisinde  panthenol,e vitamini de barındırıyor. Panthenol genelde merhemlerde filan bulunuyor biliyorsunuz iyileştirici özelligi  oldugunu düşünüyorum bu yüzden,  bu şekilde çatlak olan bölümleri güzelce kapatıp e vitamini ile besliyor.Zaten gliserin oldugu için yumuşacık oluyor.Bunların hepsi birleşince zaten kremin  işe yaramaması  olmazdı.Annem kremden çok memnun kaldı. Bende  yaglı bir cilde sahip oldugum için kokusuyla  idare ediyorum  yani kokusunu çok seviyorum. Gliserin oldugu için sanırım yağlanma hissi veriyor.Fakat bacagıma uyguladım şuan kalıcı bir  yaglanması yok bir 5 dkk filan sonra  pek kalmıyor.Ek olarak el yüz ve vucut kremi olarak geçiyor yani sadece ellerde değil  farklı bölgelerde de kullanabilirsiniz.Çogu insan gibi benim pek Arko ile aram iyi değildi ama aldıgım  iki  ürününden de memnun kaldım.Denemeye değer bir ürün. Ben 4,90'a  aldım marketten  her yerde bulabileceginiz bir krem.Bu arada 75 ml bu krem.

Dermokil Special El Kremi

Uzun zamandır kullandıgım el kremlerim bitmek üzere beş tüp filandı şuan bir tüp kaldı.Ellerime bakım yaparken fotografladıgım aklıma geldi bu konuda yazmam gerektigini düşündüm.Bu kremler bana bi şekilde geldi para verip aldıgım kremler değildi.Fakat bi yerde görürsem kesinlikle yeniden almak istedigim ürünler arasında yerini aldı bile.Kremin özelligi papatya özü ve kil karışımının olmuş olması.Kil'in zaten ne kadar faydalı oldugunu biliyorsunuz işin içine papatyada girince harika bir ürün karşınıza çıkıyor.Ankara'nın soguk günlerinde bana çok yardımı dokundu bu kremin.Krem sürüldükten sonra yağlanma hissini pek oluşturmuyor ama yinede bi yağlanma var hafif hızlı kuruyor  ve yumuşacık yapıyor elleri.Ayrıca emin olmamakla birlikte tırnaklarımı besledigi hissini kazandırdı bana. Özellikle tırnakların hemen alt tarafındaki deriler sürekli soyuluyor benim vitaminsizlikten deler bilirsiniz.Bu kremi düzenli kullandıgım zaman o soyulmalar olmadı ve ellerimdeki kuruluk hissini aza indirdi.Bu yüzdende favori ürünlerim arasında yerini aldı.Ayrıca kokusuna bayıldım.Bana gelen tüpler 25 ml'lik tüplerdi netten baktıgımda kutusu ya da boy boy  oldugunu gördüm.Bu 25 ml'lik kremler net fiyatına göre 1,76 lira 300 ml'lik kavanozu da  9,45 filan  fiyatıda uygun geldi.Bence denenmesi gereken ürünlerden biri .

17 Ocak 2015 Cumartesi

Another (Anime)

Bir korku animesi ile karşınızdayım .Genel olarak izleyenlerin tepkisi bu son durak filminin animesi mi acaba hissi uyandıran bu animeye bayıldım.Her bölüm kan revan içinde birileri öldü.Beni en çok etkileyen ölüm ögretmenin ölümü oldu.40 saat ölmedi namussuz tamda yemek yiyordum izlerken düşünün durumu mu? Birde sansürlüyken bu kadar kötü oldum sansür olmazsa ne olurdu acaba merak ediyorum.Seslerin gerçek oluşu anime izlemekten ziyade korku filmi izliyor hissi verdi bana.O yüz ifadeleri o psikolojik anlar yani nasıl desem korku severler için süper bir anime bence.Gizemli ve merak uyandırıcı bir anime oldugu için nasıl izledim nasıl bitti anlamadım zaten bir bölüm bitince hemen öteki bölümü açma hissi uyanıyor içinizde özellikle gece izlerseniz etkisi çok büyük oluyor.Tam olarak ben akşam 8 de başladım izlemeye 13 bölümü o gece içinde bitirdim.Çünkü acaba sırada ki kim ? Bu ölümler nasıl oluyor merakı kendini izlettiren bir anime olmasını saglamıştı.Hiç sıkılmadım tam tersi korkunçlu şeyleri izleyemeyen beni kendine müptela eden bir anime oldu.Çok fazla anime hakkında yazıp spoilere dogru kaymadan hemen içerigi hakkında bilgi vereyim.

15 Ocak 2015 Perşembe

Zankyou no Terror (Anime)

Hastayken bol bol izledigim animeler hakkında yazmaya devam ediyorum.İzledigim animelerden biri de bu anime oldu. Güncel yayınlanırken bazı sorunlarımdan dolayı ertelemiştim bu animeyi.Yayınlandıgı dönemde bayagı ses getirmiş çogu anime sever izlemişti.Bana da yeni nasip oldu.İzlememe göre biraz geç yazdım ama olsun geç olsun da güç olmasın değil mi ?Sonunda bu anime hakkında yazabiliyorum buna da şükür.Anime renkleri benim sevdigim tarz bir renklerdi.Karamsar renk şekli yani.Animenin hafif soluksu oluşu o kasvetli havayı hissettirmesi çok hoş olmuştu.Daha evvel yazdıgım yazılarda bu tarz renklerde olan animeleri çok sevdigimi söylemiştim.Bana göre bu renkler animelere farklı bir hava katıyor.Yani olayı tam anlamıyla hissettiren renkler oluyor.Bunun yanında çizimleri çok güzeldi.Konu işleyişi bakımından hızlıydı yavaş bir anime değildi.Her bölüm gerilebileceginiz eyvah o bomba orada patlayacak mı diyebileceginiz bir anime.Psikolojik ve gerilim türünü tam anlamıyla barındıran bir animeydi.Finali beni aglatan nadir animelerden oluşu da ayrı bir yer etti bende.İşin özü bence izlemeniz gereken hoş bir anime.Sürekleyici bir konusu oldugu için sıkılmayacagınız türde bir animedir.

14 Ocak 2015 Çarşamba

Kamisama Hajimemashita (Anime)

Sonunda Usui'nin üzerine çıkacak bir karakter buldum.Aylar sonra ilk defa bir Shoujo türü anime de bu kadar heyecanlandıgımı hissettim.Her bölümünü çıglık çıglıga izledim.Bayılıyorum böyle aşklara ben...ve yeni gözdem Tomoe.Tomoe'yi istiyorum o benim olmalı neden böyle şeyler hep anime de olur ki sahiplenici erkek gücü,pervasız davranışlar.Ayyy keşke Tomoe gerçek olsaydı. Nanami şanslı kızsın ellam.Neyse Tomoe aşkımı yazmaya kalksam yıllar sürebilir çok hoşuma giden bir erkek karakter oldu ama onun öncesinde animenin geneli hakkında izlenimlerimi yazayım.Çizimler harikaydı renkler hafif mat ama canlımsıydı.Animenin geneli komikti bunun yanında muhteşem bir aşk hikayesini anlatmış mangakarı.Aslında insan ve tilki arasındaki aşkı anlatıyor anime fakat Tomoe'yi asla tilki olarak görmeyeceksinizdir.Özellikle liseli ögrenci oldugu sahnelerde onun erkeksi çekiciligini fark edeceksinizdir.Bunun yanında özet ve dış ses çok komikti seslendirenin sesini çok komik yapmışlardı animeye farklı bir hava katmıştı.Shoujo ,romantik,komedi türü anime arayanlar özellikle izlemeliler şiddetle kesinlikle tavsiye edebilecegim bir anime.2. sezonu güncel olarak yeni başladı hatta 2. bölümü çevirildi ben daha evvel izleyecektim fakat erteleye erteleye bu zamana kadar geldi 2. sezonda başlamışken hemen izleyim dedim ve öyle canlı bir anime ki sürükleyici oldugu için bi çırpıda bitiveriyor ve sıkılmıyorsunuz ay bu sahnesinde de sıkıldım bu bölümü de çok sıkıcıydı diyebileceginiz bir anime değil.Sonuç olarak ben çok beğendim ve Tomoe benim için 2. Usui oldu.Kim bu Usui lan diyenleri duyuyor gibiyim o karakterde Kaichou Wa Maid-Sama animesinin erkek karakteridir çogu anime izleyen kızımızda bende dahil aşık olmuştur izlemeyen varsa o animeyide tavsiye ederim.Yazdıgım gibi bu animeyi çok beğendigim için upuzun bir izlenim yazısı oldu kısa kesemedim umarım hepsini sabredip okuyabilirsiniz.Her neyse hemen tanıtıma geçip postu bitirip 2. sezonuna başlıyorum.

13 Ocak 2015 Salı

renklitirtil Blogunun Artık Facebook Sayfası Var

Daha evvel facebook aç mesajlarının üzerine facebook blog hesabı açtım fakat zaman içerisinde farklı amaçlar için facebook sayfamın olması gerektiğini düşünmüştüm.Fakat açtıktan bir gün sonra sayfam amacın dışında bir amaca ulaştı benim blogumu takip edenler fark edenler teşekkür mesajları attılar.Çünkü blogları yoktu ve takip etmek zordu bunun yanında bloguma mesaj atamayanlar blogum hakkında öneri yapmak isteyenler ya da dizi hakkında fikir sahibi olmak isteyenler içinde bu durum işe yaradı.Bunların hepsinin yanında facebook hesabımı eklemeye çekinenler için de güzel bir alternatif oldu.2 ocakta blogumun sayfasını açtım fakat ancak bu zamana kaldı blogumdan takipçilerime haber vermek.
Geç olsun da güç olmasın değil mi :) Beni facebooktan takip etmek ,blogum hakkında öneri vermek ve ya blogum içerisinde takıldıgınız bir konuda yardım isterseniz çekinmeden mesaj atabilirsiniz.Hatta işi büyütüp beni tanımadıgınız için bana kimseye anlatamadıgınız dertlerinizi anlatabilirsiniz. Eleştirilere de açıgım ...

İyi akşamlar dilerim.

12 Ocak 2015 Pazartesi

Hastalık Peşimi Bırakmayınca

Merhaba merhaba çok özledim bloguma yazı yazmayı koştum geldim hemen buralara.En son yazdıgım yazıyı yazdıgım günün akşamı( rap sözü gibi oldu) bir hastalandım ta ki düne kadar yattım.Ancak dün gözümü açtım ve bu gün buralardayım sonunda o kadar çok yazacagım post birikti ki galiba sizleri post yagmuruna tutcam.İzledigim diziler ,animeler öneri, kozmetik ürünleri hepsi sırasını bekliyor.Planlı yazı yazmadım ocak ayı içerisinde haliyle otomatik olarak da yayınlanmadı postlarım o yüzden biriken postları bi avazda yazmak istiyorum artık.Sanırım bazılarınız bu duruma kızacak ya da takibi bırakacak ama olsun ben bunu yapıcam günde 3-5,3-5 postlarmı yazıcam.Bu verdigim arada anladım ki blogumu gerçekten çok önemsiyorum ben emek veriyorum ve seviyorum.Yani yazmak için yazmıyorum kendimden çok şey katmışım.O kadar çok özledim ki blogumla ilgilenmeyi size anlatamam.Bu yüzden daha çok özen göstermeye karar verdim.En azından bir Edebiyat öğrencisi olarak yazdıgım yazıları gelişi güzel değil daha imlalara ,noktalama işaretlerine uyarak yazmaya karar verdim. Gerçi bu benim tarzım bi yazış şekliydi ama daha dikkat etsem iyi olur diye düşünüyorum bundan sonra ki postlarda.
      İmm hastalıgıma gelince;Benim uçuklu dudaklar oldu gece yanıklı dudaklar.Yazıdan sonra ateşim çıktı bir uyudum ertesi güne kadar sabah uyandıgımda sırtımda da çıkmıştı dudagımda çıkan.Çok acılı bir durumdu hemen koştum gittim doktora gece yanıgı oldugunu söyledi bi kaç bir şey verdi bayagı iyi oldu düzenli olarak kullandım bol bol dinlendim.Zaman zaman ateşim çıktıgı için birazcık zorlandım üzerine ayaklarım hiç ısınmadı sıcak su torbası ile tek beden oldum.Neyse ki son olarak dün şiddetli bir baş agrısı, migde bulantısı ile atlattım.Bu günde gözümü açar açmaz önce üniversite başvurumu yaptım sonra da hemen buraya gelip yazı yazmalıyım dedim..
Umarım bir daha bu kadar blogumdan ayrı kalmam hepinizin blog yazılarını okumayı da çok özledim. Şimdi bu yazıdan sonra diger blogların yazılarını da okumaya gidiyorum.Öptüm anacım umarım sizde beni özlemişsinizdir.

5 Ocak 2015 Pazartesi

Uçuklu Dudaklar Vol Bilmem Kaç

Uçuk hakkında kaçıncı yazım artık onu bile sayamıyorum.Bitmek bilmeyen işgencemin sebebini araştırmak yerine iki tane uçuk kremi yazan doktorlara selam olsun ...Her neyse uçuk sezonunu ocagın gelmesiyle açmış bulunmaktayız.Dilimi ısırıyordum daha geçenlerde eylülden bu yana uçuk çıkmadı diye ama yeni yılın gelmesiyle vuruşunu yaptı bana.Sürekli uçuk hakkında yazıyorum ya aklıma şey geldi yine böyle bir uçuk yazısı yazmışım havalı havalı postumu yayınlamışım o sırada twitter hesabımdan sanırım biri özel mesaj atmıştı neden hep uçuk hakkında yazıyorsun minicik şey zaten uçuk 2 günde geçer diye.Benimde dün gece yatmadan önce o cümleler aklıma geldi ve geçtigimiz perşembe çıkan uçugumu bu güne yani 5. gününde fotograflama kararı aldım.
Gördügünüz gibi 5. günü olmasına ragmen ilk gün ki o heyecanını yitirmemiş coştukça coşmuş ve buruna dogru sarmaya başlamış bile.Birde bunun ilk gününü düşünün ne kadar şiş oldugunu ve sulu oldugunu ...Konuşmak bile istemiyorum hele yemek yemek tam bir işgence o sıcak çorba o ağıza girene kadar bin bir takla atıp ow ow sesleri arasında yemek yemek müthiş oluyor.Hele sabahları uyandıgımda biraz daha şiş oluyor ya süper oluyor.Krem sürerken acısını beynimde hissediyorum...Böyle acayip kötü oluyorum işte.Birde üzerine görenlerin ay ne oldu sana canım yazık sana acıyor mu demelerini dinlemek tek tek anlatmak harika ötesi bir şey.Bu sefer birde işin kötüsü bütün dudak çevrem kıpkırmızı oldu laf yerindeyse ciger gibi oldu pişti resmen anlam veremedim ve şimdi uçuk çevresi sanki biri yumruk atmış suratıma morarmış artık sararma aşamasına gelmiş gibi olmuş fotografta ne kadar belli oluyor bilmiyorum. Yanak ve gözlerde şiş ayrıca.Böyle bir durumda nasıl yazı yazmam söyleyin bana resmen isyankar yapım ortaya çıkıyor uçuk çıkarttıgımda.Bu yüzden de hemen içimi boşaltabilecegim bir yerler arıyorum en iyi yerde blogum.Hatırlıyorumda lisede bi çıkmıştı alt dudagım bu sefer çenemin altına kadar bütün çenemi kaplamıştı kabuk bağlayınca alt dudak çeneme yapışmış agzımı kapatamıyordum hatta tükürüğümü toparlayamıyordum...ve bunları anlattıgım halde artık iki ayda bir böyle bir şey geçirdigim halde doktorlar bunun sebebini bi araştıralım ne bilim belki farklı bir şeydir demiyorlar.Hangi doktora gidersem gideyim hep krem hap bitti gitti.Bi keresinde doktorun biri bu ilaçları sürünce içince bi daha çıkmayacak demişti.Geçtikten 15 gün sonra tekrarlamıştı.Bunun gibi uçukla ilgili çok fazla anım var anlatmaya kalksam sayfalarca yazı yazabilirim hatta işi abartıp uçukla ilgili kitap bile çıkarta bilirim.O derece artık hayatımla bütünleşmiş durumda uçuklarım.Neyse bir başka uçuk yazısında görüşmek üzre esen kalın ve asla uçuk çıkartmayın.

2 Ocak 2015 Cuma

Yırt Bütün Anıları

Biriyle arkadaş olursun bir süre sonra koparsın,birine dost dersin en büyük kazıgı ondan yersin.Akrabama güveneyim dersin sırtını ona yaslarsın yedi kat elden daha kötü olur kuyunu kazar.Şimdi 25 yıla şöyle bir bakıyorum da ne bir dostum ne bir akrabam ne bir arkadaşım olmuş aslında.Neden böyleyiz acaba bir insanı tertemiz duygularla neden sevemiyor ya da karşılıgını beklemeden ilişki kuramıyoruz acaba.Olanla yetinmek yerine daha fazlasını istiyoruz ya da ne kadar yakın olursak olalım karşımızdakinin bizden daha iyi olmasını çekemiyoruz.Bırakın ailemizi bırakın çevremizi muhtaç olana bile yardım etmek zor gelir oldu artık çoğumuza...ve gün geçtikçe daha da kötüye gidiyor bu durum insanlar tamamen birbirinden kopyama başladı. Resmen sadece ben deme devrindeyiz. Ne komşuluk ilişkilerimiz tam ne akrabalık ne arkadaşlık.Eski zamanlarda nasıldı ben bilmiyorum ama 5 yaşında ki halimle bu durum daha farklıydı sanki.En azından bi kültürümüz vardı bi komşulugumuz vardı.Artık o bayramlar bile eski bayram değil.İşin özü çevremdeki insanların nasıl bu kadar değiştikleri.Büyüdükçe mi vardım kişiliklerinin farkına yoksa zamanla mı değiştiler bilmiyorum ama çok kırgın hissediyorum kendimi.Yani düşmek mi lazımdı insanların yüzünü görmek için.Hep mi iyi gün dostum vardı benim demeden kendimi alamıyorum.Bu gün bana gelen yılbaşı zarflarını özel anı kutuma kaldırırken eskiden yedigimin içtigimin ayrı gitmedigi bu gün yolda görsek birbirimizi tanımayacağımız insanlardan kalanlar vardı. Asla atmam dedigim şeylere şöyle bir baktım sonra yaşananlara cidden bu insanlarla arkadaş mı olmuşum, cidden bu kadar değer mi vermişim ??? Hiç değmezmiş.Bu düşüncelerin sonunda bütün her şeyi tek tek yırtmaya başladım saklanacak bir şeyi kalmamıştı buz gibi sogumuştum anlamı yoktu ve gördükçe yedigim kazıklar aklıma geliyordu.Hiç unutmam kargo ile bana dogum günü hediyesi gelecekti.Sevinmiştim ilk defa kargo olacaktım ve  kargom gelince almaya gittim  kargo görevlisi kız bana kargo ücretini siz ödeyeceksiniz demişti.6 lira para verdikten sonra içerisinden bi ipe plastikten Z harfi konulmuş deger bile verilmemiş bi bileklige benzettigim bir şey çıkmıştı.Resmen kendi paramla aldım gibi bir şey oldu.Zaten kendi staj gördügü yerde yapmış yani kendisi yaptıgı malzemeye para bile vermemişti özenmemişti bile ama yine de degerliydi saklıyordum kargo ücreti sizden deyince çok bozulmuştum..ve ben bu insanlar için canımı vermeye bile hazırdım gerçekten çok aptalım.Büyük derslerin sonucunda  çevremde zarar veren bütün insanları temizlememle birlikte huzura kavuştum diyebilirim.Umarım bir daha aynı ortamda bulunmam bu insanlarla.Son olarak sizlerde şunu unutmayın sizden daha değerli kimse yok bu Dünya da ne kimseye tam güvenin ne de kimseye hak ettiginden fazla değer verin.Ben yaptım pişmanım  sizde yapıp ileri ki yaşlarınızda pişman olmayın.

1 Ocak 2015 Perşembe

renklitirtil'a Yılbaşı Kartları Gelirse


Uzun zaman sonra ilk defa çok güzel bir yılbaşı geçirdim.Çünkü bu yılbaşında eskilere bir dönüş yaptılar çevremdekiler.Eskiden yılbaşı ve özel günlerde insanlar birbirlerine kart atarlarmış bunun üzerine internette belli bir kısım bunu yeniden canlandırmak adına uzak yerlerde oturan arkadaşlarına kart atma etkinligi yaptılar.Bu etkinligi bana haber veren arkadaşıma ne kadar teşekkür etsem azdır. Çünkü hayatımda ilk defa birilerine kart attım...ve gerçekten bundan hoşlandım hatta seneye tekrar yapmak istiyorum.Etkinligi reelde tanıdıgım bir arkadaşımdan teklif alarak haberdar oldum.Etkinlik amacı 5 tane en sevdigin yakın buldugun ama uzakta olan bir arkadaşına kart atmaktı.Ben bana haber veren arkadaşım harici internetten çok sevdigim hiç yüzünü görmedigim ama benim için çok değerli olan 5 kişiyi seçtim. (aslında toplamda 7 kişiye kart attım ben onun harici etkinlik için 5 arkadaşımı seçtim.)Tabi karşılıgında onlarda bana kart attılar.Ben bu postumda bana gelen o özel kartları sizlerle paylaşmak istiyorum.Herhalde hayatım boyunca unutamayacagım ve hayatım boyunca saklayacagım çok özel bir anı olarak kalacak bu kartlar.Şuan yazarken bile içim içime sığmıyor sürekli kartları okuyup duruyorum.Okurken bi yandan da düşünüyorum bu kişiler beni hiç görmediler sesimi duymadılar fakat bu kişiler özel cümleler yazmışlar ki bana kırk yıllık arkadaşlarımdan duyamayacagım,okuyamayacağım sözlerdi.Aramızda ki bagı düşünüyorum her okudugumda aslında şu kötü net ortamında alışagelmişin dışında bu kadar iyi insanları bulmuş olmamı düşünüyorum.Bunun yanında aynı hisleri kilometrelerce uzakta olsak da karşılıklı hissedebilmemizi düşünüyorum ve mutlu oluyorum.Blogumun sıkı takipçileri varsa bilirler benim çevremle ilgili büyük sorunlarım oldu ve çevremde elle tutulur güvenilir bir insan yok fakat inanılmaz ama çevremde hiç görüşmedigim o tuhaf güveni alabildigim insanlarla dolu çevrem. Benim için 2014'ün sadece iyi yanı bu oldu.Benim insanlara karşı güvensizligimi yıkan bu insanlara ne kadar teşekkür etsem azdır.2014 e baktıgımda en güzel şey galiba bu insanların çevremde olmasıydı.Eger etkinlik 5 kişi olmasaydı bi 3-4 kişi daha var güvendigim onlara da teklif etmek isterdim.Bundan sonra ki ilk etkinlikte onlarla da bu işi yapmak istiyorum.Neyse yazımı fazla uzatmadan kartlarıma geçelim bana neler gelmiş onu görelim.Bu arada ben yazarken çok kastım kendimi kartlar karşılıklı gelirken çok odun yazdıgımı farkettim daha resmi daha mesafeliydi kartlarım bu yazı o kartlara yazamadıgım içimde kalan cümlelerden oluştu :D Kızlar iyi ki varsınız.
Tasarım:Sawako Kuronuma