28 Ağustos 2016 Pazar

Arkadaşlar İyidir (Dizi)

Bir dizi için ne yazacağını bilememek kötü bir şeymiş. Bu dizi ile bunu da tatmış oldum. Dizi iyi mi, kötü mü anlamadım. Aslı Melisa Uzun'un oyunculuğu yapmacık geldi. Gözümde gerçekçiliği sıfırdı. Bana ağlaması dahil hiç bir duyguyu geçiremedi. İdris Nebi Taşkan'ın da oyunculuğu iyiydi ama rolü cidden çok iticiydi. Ağır ergen bir rolü olmasından hoşlanmadım. İlk defa bir oyuncu için -''Keşke kendi sesini kullanmasaydı.'' dedim. Oyunculuğundan çok ses tonu kulak tırmalayıcıydı bu da oyunculuğunun önüne geçiyordu. Birde rolü yazarken bir sahnede senaristi tebrik etmek lazım. Üniversite de bir hocaya çok ağır küfür etmek ve elini kolunu sallayarak çıkıp arkadaşlarla gülüşmek anca bu kadar hayalperest  yazılabilirdi. Acaba senarist üniversiteye gitmiş miydi diye düşündüm o sahnede. Bir şeyleri havalı gösterirken gerçeklik dışına çıkmamak gerektiğini düşünüyorum. Keza izleyiciye beyin yakıcı sahneler sunulabiliyor. Akın Akınözü'nün dış görünüşünü yadırgasam da (ünlü tipi yok, mahallemizin genç delikanlısı tipi var) diğer iki oyuncuya göre daha iyi oyun çıkarmış gibi geldi. Rol anlamında büyük bir potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Hayal Köseoğlu zaten oynadığı yapımlarda kendini kanıtlamış bir oyuncuydu, eminim bu dizi de de iyi iş çıkaracaktır. Ve dizinin parlayan yıldızı ilk bölümün kahramanı Su Kutlu. Bu diziyi köklü oyuncuların yanı sıra götürürse Su Kutlu götürür gibi geldi. Kızda doğuştan bir yetenek var. Duruşu, rolü oynayışı, izleyiciye duygu geçirişi inanılmaz iyi. Ayrıca her girdiği rolle hızlı bütünleşebilen bir oyuncu. Birde karakterini çok sevdim. Babasını kaybetmiş biri olarak  her dakikasında kendimi Gizem'in yerine koydum. Bende olsam bende böyle yapardım dedim.   Diğer oyuncular zaten iyi oyuncular oldukları için onların hakkında yazmam doğru olmaz. İşin doğrusu konu var, kurgu orta halli ama oyunculuk konusu pek parlak değil. Dizi 15-25 arası genç kesime göre yapılmış bir dizi. Bunu bilerek izlerseniz diziyi sevebilirsiniz. Eğer benim gibi farklı şeylere bakarsanız sevmemeniz olası. Yine de sizde bir deneyin belki sizler seversiniz. Sonuçta benim görüşümle sizin görüşünüz çok farklı olacaktır.

Dizi reytinglerde  yayın zamanı  10., tekrarı ise  6. olmuştur. 
Arkadaşlar İyidir 

26 Ağustos 2016 Cuma

Bana Sevmeyi Anlat ( Dizi)

Uzun süredir bir dizi için sevemedim karagözlüm yazmamıştım. Sanırım bunu yazmak için bu diziyi bekliyormuşum. Yok bu dizi beni açmadı sevemedim kara gözlüm. En başta rahatlıkla yazabilirim ki dizi çok başarılı olmuş. Konu, kurgu, oyunculuk her şey yerinde. Fakat bende bir albeni yaratamadı. dizi de sanki bir takım duygular eksik gibi geldi. Oyunculardan hoşlanmadığım oyuncular oldu. Rolleri hiç yakışmamıştı. Mahperi Mertoğlu, Bahadır Vatanoğlu, Gülper Özdemir ve İlayda Alişan'ın rollerini beğenmedim, pek bütünleşememişlerdi. Ayrıca Gülper Özdemir ve İlayda Alişan'ın rolleri pot durmuştu. Yazmadan es geçemem dizi de çocuk oyunculara bayıldım. Hatta Leyla'nın bebeği Rüzgar'a aşık oldum. Kadir Doğulu, Seda Bakan, Mustafa Üstündağ benim gözümde iyi oyunculardır ama onlar bile diziyi akıcı hale getirememişler gibi hissettim. Buna rağmen Kadir Doğulu, Seda Bakan'ın kimyaları garip bir şekilde uymuştu. Aslında senarist Deniz Akçay'ı çok beğenirim. Fakat şimdiye kadar ki dizilerinden aldığım duyguyu bu dizi de alamadım. Belki sonra ki bölümlerde dizi oturur ama ilk bölüme göre beni hiç açmadı. Eğer vaktiniz varsa bir de siz deneyin derim. Belki sizler seversiniz.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı 2., tekrarı ise 5. sırada tamamlandı. 

Bana Sevmeyi Anlat

20 Ağustos 2016 Cumartesi

Rüzgarın Kalbi (Dizi)

Tanıtım fragmanlarıyla dikkat çeken Rüzgarın Kalbi sonunda başladı. Beklediğime değdi mi diye sorarsanız, bir kaç mantık hatası harici evet beklediğime değdi. İlk bölümün hatırına o mantık hatalarına pek takılmadım. Mesela taksi ile İstanbul'dan Foça'ya Rüzgar'ın gitmesi, para vermemesi, adamla ilk dakikada kanka olup adam gönül rahatlığı ile Rüzgar'a evinin anahtarını vermesi ve Rüzgar'ı yoldan aldığı halde Foça'da ki evinin anahtarının yanında olması gibi hatalar vardı. Bu hataları görmezsem dizi gerçekten güzel bir şekilde başladı. Konusu biraz klişe olsa bile sıkıcı değildi, hatta gönül rahatlığı ile süper bile yazabilirim.. Bana göre oyuncular diziyi iyi götürecek gibi geliyor. İşleyiş yönünden olaylar hızlı geçtiği için akıcı şekilde devam etti. Fakat daha sonrasında yavaşlar mı emin olamadım. Burak Serdar Şanal için başladığım bu dizi de Deniz Baysal'da çok hoşuma gitti. İki oyuncu da role uymuştu. Ben tam olarak uyumlarını sevemedim. Belki ilk bölüm olduğundan pek bir kimya yakalayamadım. Fakat iki oyuncu da tek başlarına çok iyi oyunculuk sergilemişlerdi. Dizi de özellikle öne çıkan hiç bir oyuncu yoktu. Keza pot duran bir oyuncu da olduğunu düşünmüyorum. Sadece Mehmetcan Mincinozlu'yu pek sevmem, umarım bu dizide pek ön planda olmaz. Şu an için dizi bende merak uyandırdığı için izlemeyi düşünüyorum. Dizinin reytingleri iyi olursa ve konusu sapıtmazsa önü açık görünüyor. 
Bence sizlerde bir şans verin, hiç bir şey kaybetmezsiniz.

Dizi reytinglerde yayın zamanı 1. sırada, tekrarı ise 4. sırada tamamladı.
Rüzgarın Kalbi

Sarbjit (Film)

Sarbjit, bünyeme ok gibi saplanan yazarken, başkalarına anlatırken bile gözlerimi dolduran filmlerden bir tanesi oldu.  Dün akşam izlediğim bu filmden sanırım etkisinden bir kaç gün çıkamayacağım. Film gerçek bir hikaye olduğu için izlerken farklı bir gözle izledim. Bir de filmin sonunda gerçek Sarbjit ve ailesinin fotoğraflarını görünce zihnimde film bolca bir yer işgal etti. Sarbjit ve ailesi ile birlikte kalbim çok kırıldı ve neredeyse her dakikasında nefes alamadım. Film izliyor gibi değil de sanki hayatımda olan insanların başına gelmiş bir olay gibi izledim. Empati kurarak izlediğim için de bu film, içimde yıkıntılara sebep oldu. Hayat dolu, ailesine bağlı bir adamın nasıl haksızlığa uğrayıp hayattan nasıl koparıldığı, haksızlığa karşı nasıl ailesi ile birlikte mücadele verdiğini izlemek beni çok üzdü. Film bana Dünya'nın, ülkelerin adalet sistemini sorgulattı. Cidden bu Dünya'nın adaleti adalet değil. İnsanlıktan, insan oğlundan yaptığı haksızlıklar için utanıyorum. Aslında bu filmi izlemeyi hiç düşünmüyordum. Sevmediğim bir kaç kadın oyuncudan biri olan Aishwarya Rai Bachchan başroldeydi. Dün akşam bir şeyler beni dürttü ve ön yargılarımı kenara bırakarak filmi izlemeye başladım. Şu an Aishwarya Rai Bachchan benim gözümde çok çok farklı yerlerde. Tüm o düşüncelerimde ki o kadın yıkıldı. Hatta bu film ile birlikte bir kaç filmini daha izlemek istediğimi fark ettim. Bu nasıl bir oyunculuktu, bu nasıl bir gerçekçilikti anlamadım. Ah! Randeep Hooda, asıl Sarbjit'e hayat veren seni nasıl unuturum hiç bilmiyorum. Yazımdan anlaşıldığı üzere filmi götüren iki isim vardı, Aishwarya Rai Bachchan ve Randeep Hooda. İkisi de o kadar gerçekçi ve iyi oynadılar ki resmen ağzı açık izledim. O mimikler, o beden dili, o kimya bambaşkaydı. Senarist iki kardeşin birbirine sevgi bağını çok iyi anlatmıştı ve oyuncular o kadar iyi oynamıştı ki film, nasıl başladı nasıl bitti onu bile anlamadım. Bu filmi izlemeyi es geçmeyin. Muhakkak bir zaman yaratıp izleyin.

Sarbjit

Wazir (Film)

Amitabh Bachchan hayranı olarak hemen alt yazısı çıkar çıkmaz izlemiştim. Fakat yazması ancak bu güne nasip oldu. Film o kadar güzeldi ki hakkında tam olarak nasıl yazacağımı bilemiyorum. Hani kelimelerle anlatılmaz izlemeniz lazım denir ya onun gibi bir düşüncedeyim. Ne kadar yazsam da izlemediğiniz sürece sanki o duyguyu yazıma yansıtamayacağım gibi geliyor. Film beni ters köşe yapan filmlerden biri oldu. Filmin kurgusu, işleyişi, oyunculuklar göz dolduruyordu. Sağlam bir film olmasının yanı sıra ders niyetinde küçük küçük sahneleri de barındırıyordu. Amitabh Bachchan benim için olağan üstü bir oyuncu. ALLAH uzun ömürler versin yaşına rağmen bir izleyici olarak ben hızına yetişemiyorum. Umarım da uzun yıllar hızına yetişemem. Aynı şekilde Farhan Akhtar'ı da çok severim ve oyunculuğunu çok beğenirim. Bu iki kıymetli oyuncunun aynı filmde buluşmasından ortaya enfes bir iş çıkmış. Filmde dikkatimi çeken bir oyuncu vardı, Aditi Rao Hydari. Benim için filmin kahramanı Amitabh Bachchan'dı ama yine de Aditi Rao Hydari öne çıktı ve rolünde iyi iş çıkardı. Mimikleri, bakışları izleyiciye duyguyu iyi geçiriyordu. Kısacası film, akıcı, güzel, ilerledikçe yükselen bir filmdi.  Bence bu filmi çok geçmeden izleyin. Hatta ölmeden önce izlenilecek filmler listenizde ilk sıralara koyun. Şiddetle tavsiyedir. 
Wazir (Vizier, Vezir)

18 Ağustos 2016 Perşembe

Bodrum Masalı (Dizi)

Fragmanlar dönmeye başladığı andan itibaren oyuncuları sebebiyle merakla beklediğim bir dizi olmuştu. Aslında dönem içi dizisi değil yaz dizisi olacağını düşünüyordum ama dönem içi dizisi oldu. Genç oyunculardan bir kaçı harici neredeyse hiç birini tanımıyorum. Köklü oyuncuları zaten tanımamak mümkün değil.

 Açıkçası bu diziyi izlemek benim için çok tuhaf bir deneyim olacak. Şöyle ki, genç oyunculardan Alperen Duymaz, Hilmicem İntepe, Dilan Çiçek Deniz ve Serhan Onat'tan hiç hoşlanmıyorum. Yani nasıl denk geldi bilmiyorum ama özenseler bu kadar olurdu. Adeta bana inat toplamışlar gibi oldu. Fakat bu durum şans vermememe engel olmadı. Tam tersi tüm ön yargılarımı bir kenara bırakıp izlemenin daha doğru olduğunu düşündüm. Dizi ilerledikçe Alperen Duymaz'a karşı ön yargım yıkıldı yazabilirim. Kendini oyunculukta geliştirmiş olması hoşuma gitti. Bildiğim kadarıyla bu üçüncü yapımı, ilk iki yapımında yerinde saydığını düşünürken bu yapımda gözle görülür şekilde kendini geliştirmişti. Daha gerçekçi oynaması, izleyiciye duyguları geçirmesi rol arkadaşlarıyla daha uyumlu olması ilk bölümde dizinin kahramanı olmasına sebep oldu. Umarım ilerleyen bölümlerde daha fazla yükselir ve çizgisini bozmaz. Alperen harici diğer oyunculara hala aynı mesafedeyim. Hilmicem'i ilk defa izleyeceğim için nasıl bir oyunculuk sergiliyor bilmiyorum tamamen Survivor odaklı olarak düşüncelerim sabit ama oyunculuğuna göre değişir mi bilmiyorum. Dilan Çiçek Deniz hala aynı oyunculukta. Kendini geliştirmemiş ve ortalama olarak devam ediyor gibi gözüküyor ön yargım kırılır mı bilmiyorum ama oyunculuğunu iç beğenmiyorum. Keza Serhan Onat'ın da oyunculuğu böyle geliyor. Dizinin ilerleyen bölümlerinde umarım ön yargılarım kırılır.

 Dizinin öne çıkan oyuncularından biri Ezgi Şenler oldu. İlk dizisi olduğu halde çok doğal ve samimi bir oyunculuğunun olduğunu düşündüm. İlk dizisinde bu kadar doğalsa yolu da o kadar parlaktır diye düşünüyorum.

 Dizinin usta yani başrol oyuncularının oyunculukları hakkında yazı yazmak benim haddime değil ama şunu yazabilirim ki Timuçin Esen ve Şevval Sam'ı birlikte izlemek acayip bir haz verdi. İki sevdiğim usta oyuncunun bir arada olması diziyi adeta gözümde efsaneleştirdi. Timuçin Esen en son 2014, Şevval Sam ise 2015'de çok tutulmayan bir dizi de oynamıştı. Bu yüzden ikisi de kendini bayağı özletmişti. 

 Konusu bilindik bir konu olsa da işleyişi açısından bence güçlü bir işleyişe sahip. Zaten oyuncular dolu dolu olduğundan konusu boş olsa bile oyuncuları götürürdü diye düşünüyorum. İlk bölüme göre herhangi bir bölümünde sıkılmadım. 

 Yalnız dizi de biraz gençlik havasından mı nedir konu ve ya işleyiş benzemediği halde Medcezir dizisinin havasını aldım. Sanki o dizi kadar havalı bir yapım olacağını hissettirdi. İnşallah dizi konusunu bozmadan devam eder. Yani anlayacağınız tam şans vermelik bir dizi olmuş. Gerek konusu, gerek oyuncuları, gerek dizinin türü çok hoş. İlk bölüme göre de yolu açık görünüyor bence hiç durmadan izleyin derim. Ben çok sevdim, umarım sizler de seversiniz.

Dizi reytinglerde yayın zamanı, 2. sırada, tekrarı ise 10. sırada tamamladı. 
BODRUM MASALI

12 Ağustos 2016 Cuma

My Amazing Boyfriend / 2016 (Çin)

-spoiler içermez-

Şu günlerde Türkçe çevirisi bitmek üzere olan bir diziyi yazmadan es geçsem olmazdı. Ben bu diziyi fazlasıyla sevdim. Sıcacık bir konusu vardı. Kemik olarak Kore dizisi olan My Love from the Stars dizisine benzese de işleyiş yönünden çok farklıydı. Yine de ilk başlarda yer yer diziyi anımsatan sahnelerin olduğunu düşündüm. Fakat ilerledikçe dizi kendine has bir işleyişe kavuştu. Dizi de benzerlikten başka bir ayrıntı daha vardı; o da sevimli mi sevimli, gamzeli mi gamzeli bir Koreli model olan Kim Tae Hwan'ın başrolde olmasıydı. İlk dizisi olmasına rağmen bana oyunculuğu çok doğal geldi. Eğer ki Çince dublaj yapılmasaydı sesinin üzerine, bütünüyle on numara beş yıldız olurmuş. Fakat maalesef ki başka ülkeden bir ünlü Çin dizisinde oynuyorsa muhakkak üzerine dublaj yapılıyor. Bu  duruma Çin dizileri izlemeye devam edecek bizlerin  alışmaları, daha iyi olur diye düşünüyorum. Ayrıca çocuğu inanılmaz yakışıklı buluyorum. Yüz hatlarının bir Çinlinin hatlarına benzemesinden dolayı daha çekici olduğunu düşünüyorum. Kim Tae Hwan'ın haricinde Wu Qian'ı ikinci kez izleme fırsatı buldum. İlk izlediğim dizisi,  My Sunshine dizisiydi. Başrol kızın çocukluğunu oynuyordu. Fakat orada aşırı derecede itici bulmuştum. Bu diziyle tüm ön yargılarım kırıldı. Aslında sempatik bir kız olduğunu fark ettim ve rolünü çok iyi oynadı. İkilinin uyumuysa göz dolduruyordu. Zaman zaman bazı sahnelerde, -''Keşke gerçek hayatta sevgili olsalar.'' diyebilecek kadar kimya yakaladım. Dizi de dikkat çeken üç oyuncu vardı, Shen Meng Chen, Fu Jia ve Xu Ke'ydi. Gerçekten üçü de rollerinin hakkını verdiler. Dizi genel olarak çok iyiydi, beni hiç sıkmadı. Bu diziyi kesinlikle izlemelisiniz, şiddetle tavsiyedir.

İzleme linkini şuraya bırakıyorum: tıktık
Dipnot: Dizinin 2. sezonu olacak diye bir haber dolaşıyor ortalıkta ama ne günü, ne yayın zamanı, ne de oyuncu durumu belli değil.

My Amazing Boyfriend
(My Wonderful Boyfriend, Wo De Qi Miao Nan You,  我的奇妙男友)

10 Ağustos 2016 Çarşamba

Oum Ruk / 2006 (Tayland)

-spoiler içermez-

Fated To Love You Kore ve ya Tayvan dizilerini sevdiyseniz, olmadı bizim Türk dizisi olan No:309 dizisini sevdiyseniz bu postu biraz daha yakın inceleyin. Çünkü bu saydığım dizilerin babası sayılabilecek bir diziyi sizin için yazacağım. Bu dizi kimine göre çok sıkıcı, kimine göre harika, kimine göre de bildiğimiz klasik konu dizilerden biri oldu. Benim içinse neşe kaynağı bir dizi oldu. Bu dizinin ana konusu çok eğlenceli olduğundan, versiyonu ne olursa olsun hepsinde beni güldüren ağlatan sahneler oldu. Ve konu yüzünden her bölüm dolu dolu geldi. Diziyi konusundan hariç bana göre iyi yapan iki iyi başrol oyuncusuydu. Ken'in sempatikliği, Anne'nin güzelliği dizinin albenisini arttırmıştı. Ayrıca Ken ve Anne uyumu diye bir şeyin olduğu gerçeğini de es geçemem. Kimyaları o kadar uygundu ki izleyiciye hissi güzel geçiriyorlardı. Taylandlı yapımcılar da bunu fark etmiş olmalı ki Anne ve Ken beş ayrı dizi de bir araya geldiler. İlk dizileri 2001'de son dizileri ise 2010'da yayınlandı. Diziye genel olarak baktığımda beni sıkmadı. Birde süresi uzun olduğu için gözünüz hiç korkmasın. Dizi akıcı işlendiği için süre pek sorun olmuyor. Hatta diziyi 14 bölüm değil 24 bölüm olarak beyninizde kodlarsanız, yani süreyi ikiye bölerseniz sizin için izlemesi daha kolay hale gelecektir. Dizi de pot duran bir iki oyuncu vardı ama onlarda pek ön planda değillerdi. Bu yüzden gözünüze çok batmayacaktır. Vaktiniz varsa bu kıpır kıpır diziyi izlemenizi tavsiye ederim.

 
Oum Ruk 
(อุ้มรัก, Carrying Love, Thnorm snaeh)

2 Ağustos 2016 Salı

renklitirtil'a Kargo Geldi #4

İnternet ortamının her zaman korkutucu ve güvenilmez olduğunu düşünürdüm. Her zaman için kendimi tetikte bulur ve konuştuğum her insanın bana zarar vereceğini düşünürdüm. Ta ki son yıllar doğru insanlarla karşılaşana kadar. Bu doğru insanlardan biri de son yıllarda Tayvan, Tayland, Çin dizilerinde atağa geçmiş olan tayvan-drama sitesinin bana göre on kaplan gücünde ki çevirmeni seonbae'ydi. İlk siteyi arkadaşım önerdiğinde ben bu gün ki zamanı hayal bile edemezdim. Sadece bir dizi izlerim diye siteye giriş yapıp orada ki kalbi büyük insanlarla arkadaş olmuş olmam bu gün tuhaf gelse de iyi ki diyebiliyorum. Uzun yıllar site ile ilişki içerisinde olmak ve orada ki kıymetli insanlarla arkadaş olmak istiyorum.

Bayram öncesi seonbae ile konuşurken benim ev adresimi istedi. Ne kadar şaşırsam da bana verdiği güvenle hiç düşünmeden adresimi yazdım. Kendisi bayramda tatil amaçlı İtalya'ya gitmişti ve gitmeden ondan magnet istemiştim. Magnet tutkunluğum eskilerden bu yana vardır. Kim başka bir şehre giderse ya da gidersem muhakkak oraya özgü bir magnet alırım ya da isterim. -''İstediğin bir şey var mı?'' yazdığında tabi ki ilk aklıma gelen oydu. Bana bir kargo geleceğini biliyordum ama sadece bir magnet bekliyordum. Neyse bayram geçti bir süre sonra kargom geldi. Biraz büyükçe bir kargo olduğu için bir an afalladım. Paketin üzerinden kargoma dokunduğumda yumuşak bir kargo olduğunu fark ettim. Fazla beklemeden sabırsızca paketi açtım ve,


1 Ağustos 2016 Pazartesi

Kötü Temmuz

Yaklaşık son 6 yıldır yaz geldiğinde rahat eder mutlu olurdum. Fakat bu yaz hızla bitsin istiyorum. Resmen kış zamanını dört gözle bekler oldum. Ayın 15 ile başladı her şey. Malum olayın olduğu gece sanırım hayatımın bu güne kadar ki en kötü günü diye düşündüm. Ankara'nın merkezinde oturduğum için daha zor anlattım o geceyi. Hala uçak geçtiğinde ve ya silah sesi duyduğumda kendimi kötü hissediyorum. O gecenin sabahı yüzüm şişti ve dev bir uçuk çıkardım. Sanırım korkudan oldu bu. Neyse ki çok geçmeden bir hafta kadar kısa sürede normale döndüm. Fakat psikolojik olarak kötü hissettiğimden uykumda hep o gece ile uğraştım.

Tasarım:Sawako Kuronuma