Image and video hosting by TinyPicVurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!





BU AY HER GÜNE BİR POST OLARAK 31 TANE POST YAZACAĞIM VE ARALIK AYININ SONUNDA DİZİ TAVSİYE POSTLARIM GELİYOR BEKLEMEDE KALIN.

30 Mayıs 2016 Pazartesi

Tavsiye Edebileceğim Çin Dizileri

Türk izleyicisinde diğer Asya dillerine karşı en büyük ön yargı Mandarin'e oluyor. 
*Kimine göre baş ağrısı.
(Bunu hiç bir zaman çözemeyeceğim çok naif ve sessiz konuşulan, düz bir dil. Aslında dikkatlice dinlediğimizde tepki çıkışları bile kırılacak gibi. Tepki yönünden Tayland, Kore ve Japonya kadar kaba ve rahatsız edici değil.)
*Kimine göre ş ve ç'ler yüzünden rahatsız edici.
(Türkçe'yi bilmeyen kimseler, ş ve ç haflerini (özellikle ç) fazla kullandığımızı söylüyorlar.) 
*Kimine göre Tayvan dizisi izliyor ama dili yüzünden Çin dizisi izleyemiyor. 
(Aynı dili konuşuyor iki ülke.)
**Ve bunun yanında Türk izleyiciyi anlayamayan ve  ironik bulan bir adet renklitirtil. 

Çin dizileri bu ön yargıların etrafında bana göre harcanıyor. Çünkü Çin dizileri kemik olarak güçlü konulara bağlanmış diziler oluyor. Şimdiye kadar çeviri bulan dizilerde saçma bulduğum bir dizi olmadı. Misal şu an çevirisi olan bir tarihi dizi var. Genel konu olarak komedi unsuru işlenmiş, hatta bazı sahnelerde absürdün dibine vurulmuş. O dizi bile bir yerde zeminine baktığımızda güçlü bir konu ile sabitlenmiş. Çin dizileri zaman zaman Tayvan ve Kore dizilerini andırsa daha başka bir havası var. Ben insanların artık şu ön yargı döngüsünden çıkıp şartlandırmadan bu dizilere şans vermelerini istiyorum. Bu yüzden de olabildiğince çevremde ki insanlara diğer Asya dizilerini öneriyorum. Şimdiye kadar da ön yargı ile başladığı halde olumsuz bir dönüş almadım. Bu yüzden eğer sizde önceden kendinizi şartlandırıp izlediyseniz ve sevmediyseniz, birde şartlandırmadan denemenizi tavsiye ederim.

Uyarı: 
Benim fikrimi alarak aynı düzende öneri açan arkadaşlar neden kendi stilinizi yaratma gereği duymuyorsunuz üste bir iki cümle yazıp alta afişleri sıralamayı geçtim birde yüzlü yüzlü afişleri de bu post içinden alıyorsunuz.Ben bir afiş için bile en az yarım saat aradım afişlerin arasında seçim yaptım..Bu fikir için bile günlerce uğraştım diğer bloglara göre farklı olsun diye düşündüm fakat siz ne yapıyorsunuz hazır fikir hazır post var nasıl olsa deyip benim günlerce uğraştığım emeğimi yarım saatte bloğunuza açıyorsunuz.Bu biraz ayıp olmuyor mu? Birazcık özgün bir blog olmaya çalışın kendi fikrinizi tarzınızı yaratın ki okuyucunuzda fark yaratın.


Benim blogumdan aldığınız herhangi bir fikri herhangi bir afişi herhangi bir düzeni blogunuzda izinsiz kullanıyorsanız hakkım haram olsun.


Taklitler aslını yaratırmış derler ama ben taklit istemiyorum.Çünkü bu blog benim sizin kopyala yapıştır bloglarınız gibi olsun istemiyorum.Sizin için eğlence ya da iş olan bu blog alemi benim için bir yaşam tarzı ve siz her dakika benim yaşam tarzıma tecavüz ediyorsunuz.

Ha birde benden size bir iyilik daha; bu şekilde post açan arkadaşlar size geçmiş olsun.Zaten en büyük cezayı size Google verecektir.Hep benimle uğraşacak değil ya biraz da Google sizle uğraşsın.Emin olun Google salak değil hemde hiç değil.Lafın kısası ayvayı zaten yemişiniz benim ahıma baştan gerek kalmamış.. 


İşte o afişler;

27 Mayıs 2016 Cuma

Tavsiye Edebileceğim Tayvan Dizileri

Tayvan dizilerini keşfetmem üç dört yıl önceye dayanıyor. Bu süreçte izlediğim dizilerin çoğunu hatırlamıyorum. Ciddi anlamda düzenli olarak izlemeye başladığım zaman ise 2015 eylül ayına dayanıyor. Aslında  farklı ülkelerin dizilerini izleme gibi bir hevesim yoktu.  Fakat  blog içerisinde  insanların bana  olumsuz yönde gelen tepkilerinden dolayı  arayış içerisine girdim.  
(Tayland dizileri önerimde bahsettiğim için tekrar  yazma gereği duymuyorum.) 
Bu arayışın sonunda arkadaşım vasıtasıyla tekrardan Tayvan dizilerine başlamış oldum. Bir iki derken izlediğim  sitenin de düzenli ve iyi olmasından dolayı farkında olmadan alıştım. Çok fazla dizi izlemek ve bu konuda doymak istiyorum ama okuldan dolayı sadece güncel olarak dizi izleyebiliyorum. Evet doğru okudunuz güncel yazdım. Çünkü sitede düzenli olarak güncel diziler yayınlanıyor. Diğer Asya dizilerinde alışılmadık bir durum olsa da böyle bir sistem internet ortamında var. Her neyse bir diziyi final yapmam da bu yüzden uzun sürüyor. Buna rağmen baktığımda bir sürü dizi izlemişim ve izlemeye de devam etmek istiyorum. İzleyici genelde dil konusunda sıkıntı yaşıyor. Bunun sebebi ise ön yargı ve şartlandırmadan dolayı oluyor. Aslında dil sorunu diye bir sorun yok şartlanma ve ön yargı var. Eğer ki bir iki bölüm şartlandırmadan izlerseniz alışmanız mümkündür.
Uyarı: 
Benim fikrimi alarak aynı düzende öneri açan arkadaşlar neden kendi stilinizi yaratma gereği duymuyorsunuz üste bir iki cümle yazıp alta afişleri sıralamayı geçtim birde yüzlü yüzlü afişleri de bu post içinden alıyorsunuz.Ben bir afiş için bile en az yarım saat aradım afişlerin arasında seçim yaptım..Bu fikir için bile günlerce uğraştım diğer bloglara göre farklı olsun diye düşündüm fakat siz ne yapıyorsunuz hazır fikir hazır post var nasıl olsa deyip benim günlerce uğraştığım emeğimi yarım saatte bloğunuza açıyorsunuz.Bu biraz ayıp olmuyor mu? Birazcık özgün bir blog olmaya çalışın kendi fikrinizi tarzınızı yaratın ki okuyucunuzda fark yaratın.


Benim blogumdan aldığınız herhangi bir fikri herhangi bir afişi herhangi bir düzeni blogunuzda izinsiz kullanıyorsanız hakkım haram olsun.


Taklitler aslını yaratırmış derler ama ben taklit istemiyorum.Çünkü bu blog benim sizin kopyala yapıştır bloglarınız gibi olsun istemiyorum.Sizin için eğlence ya da iş olan bu blog alemi benim için bir yaşam tarzı ve siz her dakika benim yaşam tarzıma tecavüz ediyorsunuz.

Ha birde benden size bir iyilik daha; bu şekilde post açan arkadaşlar size geçmiş olsun.Zaten en büyük cezayı size Google verecektir.Hep benimle uğraşacak değil ya biraz da Google sizle uğraşsın.Emin olun Google salak değil hemde hiç değil.Lafın kısası ayvayı zaten yemişiniz benim ahıma baştan gerek kalmamış.. 

İşte o afişler;

24 Mayıs 2016 Salı

Tavsiye Edebileceğim Tayland Dizileri

2007 yılından bu yana Kore dizileri izlerim. O kadar çok Kore dizisi izledim ki artık bana klişe gelmeye başladı. Birde fazla bilgili olunca konu tekrarı yaptıklarını fark ettim. Bunun yanında son yıllarda Kore hayranı arttıkça bana gelen yorumlar sertleşti. Kişisel bir blog olduğum halde sanki bir işçi ya da genel bir site sahibiymişim gibi davranılmaya başlandı. Bu durum olunca ben arayışa girdim. Farklı bir şeyler olmalıydı. Önce batı dizilerine merak sardım. Fakat batı dizilerinde benim hoşlanmadığım şeyler vardı. Bana uygun türde bir kültür olmadığını düşündüm. 2015 yılı Eylül ayında tam hatırlamıyorum ama büyük bir ihtimal bir arkadaşım tarafından bir site keşfettim.Arkadaşım arayış içerisinde olduğumu bildiği için bana link yolladı.( tık tık ) Aslında diğer Asya dizileri  izliyordum ama tek tük izliyordum. Sebebi ise çevirinin geç gelmesinden, pek fazla seçeneğin olmamasından dolayıydı. Neyse bir şans vermek istedim ve yolladığı linki izlemeye başladım. Her zaman için alt yazıya dikkat ederim. Özellikle alt yazı da çevirmen notu yoksa, imla ve noktalama işaretlerine dikkat ediyorsa, Türkçe kelimelere dikkat ediyorsa o çevirmeni tutarım ve onun çevirdiği dizileri izlemeye gayret ederim. 
Yani; çevirmenine göre dizi seçerim. Nitekim bu sitenin de alt yazısı hoşuma gitti.  Alt yazıdan dolayı dur dedim ben izlediğim diziden ekran görüntüsü alayım replik yapayım. Neyse bir iki ekran görüntüsü alırken bir baktım siteye ve alt yazıya alışmışım. Zaman geçtikçe ben sitenin düzenli oluşundan  bir sürü dizi izlemiş oldum. Bu günde ilk başta Tayland olmak üzere izlediğim tüm diziler için Tavsiye postu yazmaya karar verdim. Size tavsiyem öncelikle ön yargılarınızı kenara bırakın. Dil konusunu göz ardı edin. Bir iki bölüm sonra izlediğiniz ülkenin diline alışacaksınızdır. Sonra ise keşfetmekte geç kaldığınız dizileri zevk alarak izleyeceksinizdir.
Uyarı: 
Benim fikrimi alarak aynı düzende öneri açan arkadaşlar neden kendi stilinizi yaratma geregi duymuyorsunuz üste bir iki cümle yazıp alta afişleri sıralamayı geçtim birde yüzlü yüzlü afişleri de bu post içinden alıyorsunuz.Ben bir afiş için bile en az yarım saat aradım afişlerin arasında seçim yaptım..Bu fikir için bile günlerce uğraştım diğer bloglara göre farklı olsun diye düşündüm fakat siz ne yapıyorsunuz hazır fikir hazır post var nasıl olsa deyip benim günlerce uğraştığım emegimi yarım saatte blogunuza açıyorsunuz.Bu biraz ayıp olmuyor mu? Birazcık özgün bir blog olmaya çalışın kendi fikrinizi tarzınızı yaratın ki okuyucunuzda fark yaratın.


Benim blogumdan aldıgınız herhangi bir fikri herhangi bir afişi herhangi bir düzeni blogunuzda izinsiz kullanıyorsanız hakkım haram olsun.


Taklitler aslını yaratırmış derler ama ben taklit istemiyorum.Çünkü bu blog benim sizin kopyala yapıştır bloglarınız gibi olsun istemiyorum.Sizin için eğlence ya da iş olan bu blog alemi benim için bir yaşam tarzı ve siz her dakika benim yaşam tarzıma tecavüz ediyorsunuz.

Ha birde benden size bir iyilik daha; bu şekilde post açan arkadaşlar size geçmiş olsun.Zaten en büyük cezayı size Google verecektir.Hep benimle uğraşacak değil ya biraz da Google sizle uğraşsın.Emin olun Google salak değil hemde hiç değil.Lafın kısası ayvayı zaten yemişiniz benim ahıma baştan gerek kalmamış.. 

20 Mayıs 2016 Cuma

Kalbim Yangın Yeri (Dizi)

Avşar Film'in yaptığı her dizi film gerçekten çok iyi oluyor ve tutuluyor. Son olarak Karagül'ün bitimine yakın yerine dolduracak bir diziyi yayına soktu. Dizinin tanıtım fragmanlarının kanalda dönmesiyle ilk bölümün yayınlanması arasında çok bir zaman olmadı. Avşar Film yapımlarına çok güvendiğinden midir nedir bu işleri çok aceleye getiriyor. Bu durum da insanı hazırlıksız yakalıyor. Nitekim bu dizi içinde hazırlıksız yakalandım. Dizinin yayınlandığı güne o kadar çok dizi konuldu ki hangisini izlesem bilemiyorum. Bana kalsa cumartesi günü yayınlanan üç diziyi de izlemek istiyorum. Fakat öyle bir şeyin olmasının imkanı yok. Bu yüzden yayın gününden harici tekrarının verildiği saatlerde izlemek zorunda kalıyorum. Bence Karagül dizisinin finalinden sonra hemen bu diziyi cuma gününe koymalılar. Konu itibariyle cuma gecelerine yakışır bir dizi olacağını sanıyorum.

  Diziye gelirsek;
Annemle hem fikir olduğumuz bir konu var ki bu dizi çok güzel.
Ne zaman fragmanını yakalasak ikimizde aynı anda ''-Bu dizi çok güzel!'' diyoruz. Konu itibariyle dizi çok güçlü. Başta çok uç noktada bir konu olduğunu düşünüyor insan. Fakat işleyişine gelince uç bir dizi olmadığı hemen fark ediliyor. Esasen dizinin kemik konusuna bakınca yasak bir aşkı konu alıyor. İş işleyişe girince dehşet bir konunun ortaya çıktığı anlaşılıyor. Her bir sahnesinde ve ya bölüm sonunda acaba bir sonra ki sahnede ve ya bölümde ne olacak gibisinden bir merak uyandırıyor. Zaten diziyi güzelleştiren de bu merak konusu. Ayrıca Aşk-ı Memnu köşkünün de yeniden bir günaha tanıklık etmesi işin esprisi. Oyuncuların hepsi birbirinden iyi oyuncular.  Oyuncuların hepsi tanınmış oyunculardan seçilmiş, bu da  cast'ın özenerek seçildiğini belli ediyor. Bu yüzden yeni olan acemi olan pot duran bir oyuncusu yok. Oyuncular içerisinde benim merak ettiğim Ece Çeşmioğlu'ydu. Ece Çeşmioğlu'nun oyunculuğu ortalama bir oyunculuk olduğu için role yakışıp yakışmayacağından emin değildim. Öncelikle saçlarını kızıl yapması iyi olmuş. Çünkü yüz hatları yaşını küçük gösteriyor saç rengi koyu olunca liseli kız edası vardı. Fakat kızıl olunca yaşı bir beş yaş artmış, yaşını bulmuş. Bu yüzden rolü için artı bir puan olmuş. Oyunculuğu ise hala ortalama derecede, Ece'nin oyunculuğu Hande Soral'ı daha da yükseltmiş. Fakat bu rol için başka biri gerçekten olmazdı.
 Seçim on numara beş yıldız olmuş.
Vaktiniz varsa bir deneyin kaybınız olmaz. Bence sevebileceğiniz bir dizi.

Dizi ilk bölümüyle yayın zamanı reytinglerde 19. sırada, tekrarı ise 33. sırada tamamladı.

Kalbim Yangın Yeri

19 Mayıs 2016 Perşembe

Hanım Köylü (Dizi)

Baba Ocağı, Dürüye'nin Gügümleri, Güzel Köylü derken Ege dizi serisinin sonuncusu Hanım Köylü oldu. Yine her seride olduğu gibi bu seri de de oyuncular hemen hemen aynıydı. Başrolleri Yusuf Çim ve Gülsim Ali paylaşıyorlar. Gülsim Ali'nin yanlış bilmiyorsam üçüncü dizisiymiş ama ben ilk defa izleme şansı buldum ve kendi kendime dedim ki: ''ALLAH yaratıyor arkadaş!!!'' Kızın o kadar temiz bir yüzü var ki evimizin tatlı kızı gibi duruyor. Gözleri, surat yapısı, vücut hatları tam yerinde bir kız. Oyunculuğundan çok dış görünüşü bir bayan olarak beni etkiledi yazabilirim. Bu kız ayrıca Jennifer Lawrence'ye benzetiliyormuş. Hakikaten de bakıldığı zaman çok benzemese de andırıyor. 


Oyunculuğuna baktığım da üçüncü dizisinin verdiği yetkiyle beğendim. Daha önce nasıl bir oyunculuk sergiledi bilmiyorum ama dizi de pot durmamıştı. Hatta bence rolü için on numara beş yıldız bir seçim olmuştu. Yusuf Çim'e gelince; ALLAH'ım ya Rabbim! Bu adamın ağzı neden böyle? Büyük bir ihtimal diksiyon dersi almış yoksa bu kadar ilgi çekici bir ağza sahip olmazdı. Şöyle ki; sunduğu programda dahil, ben Yusuf Çim'i ne zaman ekranda görsem direk ağız bölümüne gözlerim kayıyor. O kadar hoş ağız hareketleri var ki istemsizce odak noktası haline geliyor. Ayrıca oyunculuğunu seviyorum. Sempatikliğiyle, mimikleriyle oyunculuğunu çok güzel doldurmayı biliyor. Sanki her role girebilecek bir kabiliyeti var gibi. Fakat iki seferdir zengin ailenin şımarık oğlu rolünü alıyor. Bence Yusuf Çim çok yetenekli bir adam ve daha farklı roller içinde ona şans verilmeli. Sanıyorum ki altından kalkamayacağı bir rol olmayacaktır. Bunun harici kemik oyunculara Mehmet Özgür ve Selim Erdoğan'ın da katılması iyi olmuş. Umarım kemik oyuncu olarak başka serilerde de görebilirim, çok yakışmışlar diziye. Dizinin konu ve işleyişi diğer seriler gibi olduğundan yazma gereği duymuyorum. Yine çok eğlenceli, yine çok akıcı bir dizi ortaya çıkmış. Umarım bu serinin sonu gelmez ve yıllar boyunca devam eder. Dizi, zaten ilk bölümünden bu yana reytinglerde çok iyi gidiyor  bu yüzden tabi ki de  şiddetle tavsiye ediyorum.
Dipnot: Çekim yerinin ismi Muğla'nın, Bozöyük kasabası.

Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı 3. sırada, tekrarı ise 5. sırada tamamladı. 

 HANIM KÖYLÜ

16 Mayıs 2016 Pazartesi

Hayatımın Aşkı (Dizi)

Dün başlayan diziyi tazesiyle yazmak istedim ve ilk boş zamanımda kendimi bloga attım. Baştan yazmam gerekir ki ben bu diziye bayıldım. Öyle ki ön yargılarımı bile yıkmaya yetti yazabilirim. En başta beklentilerimin üzerinde bir dizi oldu.  Şimdiden yaz günlerinde vazgeçilmeyecek diziler arasında çoktan yerini aldığını düşünüyorum. Eminim ki sezonluk diziler bittiğinde zirveye yerleşecek dizilerden biri bu dizi olacaktır. Diziye aslında şans verip vermeme konusunda emin değildim. Kiraz Mevsimi dizisinden bildiğimiz Serkan Çayoğlu'nu pek sevmezdim. Hatta Kiraz Mevsimi yüzünden antipatik yaklaşırdım. Bu yüzden çelişkide kaldım ama Hande Doğandemir ve Berk Hakman için diziye şans verdim. Fakat dün gece öyle bir ön yargı yıkıldı ki Serkan Çayoğlu'nun ilk sahnesinden itibaren resmen gönlüme taht kurdu yazabilirim. Hatta anneme dedim ki '' Bu çocuk Kiraz Mevsimi gibi bir dizide resmen harcanmış.'' Gerçekten orada oynadığı rol bu çocuğun rolü değilmiş. Ha bir gerçek var ki o dizi olmasaydı Serkan Çayoğlu'nu bu kadar tanımazdık. Her neyse Serkan Çayoğlu kesinlikle oyunculuk konusunda da kendini geliştirmiş. Özellikle kendi sesini kullanmasına çok sevindim. Çünkü ses tonu ve dış görünüşü o kadar uyumlu ki dublajda ki sesi hiç yakıştırmıyordum kendisine. O şairane sesini bu dizide kullanmış olması bence onun için artı bir puan olmuştu. Bana göre gecenin yıldızı Serkan Çayoğlu'ydu. Kendisini kim yönlendiriyorsa bence iyi yönlendiriyor. Umarım bozmadan devam eder.


Diğer oyunculara gelince;
Hande Doğandemir ve Berk Hakman benim zaten taktir ettiğim izlemekten zevk aldığım oyunculuklarını sevdiğim oyunculardandır.  O yüzden pek fazla  bu konuda yazı yazmayı düşünmüyorum. Fakat yazmak gerekirse; Hande Doğandemir'in rolü çok çılgın ve çatlak bir rol olmuş. Tam Hande Doğandemir'in oynayabileceği bir rol bana göre. Diziyi neşelendiren Hande Doğandemir'in rolü olacak gibi geliyor. Berk Hakman'a gelince kesinlikle hangi rolü oynarsa oynasın o role bürünmeyi çok iyi biliyor. Bu yüzden o dilenciyi bile oynasa, ben ayıla bayıla izlerim. Yan rollerde usta oyuncuların olması diziyi daha iyi bir yere taşımış. Eğer senaryo bozmazsa bu dizi sezon içi bile devam etse izlenir gibi geliyor.
Konu ve işleyişe gelince;
Dizi, Bridge Jones'in Günlüğü filminden esinlenerek senaryosu yazılmış. Keşke orijinal bir konusu olsaydı ama esinlenilme olmasını pek yadırgamadım. En azından işleyiş yönünden benzer yönlerini pek fark etmedim. Bu yüzden esinlenilme konusuna açıkçası pek takılmadım. Hatta esinlenilme ötesinde daha iyi bir işleyiş ve kurgu olduğunu düşünüyorum. Vaktiniz olmasa bile şiddetle bu diziyi bir şekilde izleyin bir şans verin. Başta klasik romantik komedi bu dizi diyeceksinizdir ama emin olun izledikçe hem gülecek hemde oyunculara karşı sempatiniz artacaktır.

Dizi reytinglerde yayın zamanı 4. sırada, tekrarı ise 22. sırada tamamladı.
Hayatımın Aşkı

10 Mayıs 2016 Salı

İstanbul Sokakları (Dizi)

Şuan güncel olan dizileri düşünürsem çok güçlü konusu olduğunu düşündüğüm diziler listesine bu diziyi ekleyebilirim. İşleyiş yönünden de çok akıcı olduğunu düşünüyorum. Konu hızlı işlediği için sıkmıyor. Fakat beni rahatsız eden bir durum var ki dizinin rengi. Nasıl desem böyle iç karartıcı bir çekim kullanmışlar. Griye yakın anlam veremediğim bir teknik var. Özellikle çok büyük ekranda televizyona sahipseniz bu acayip şekilde gözü alıyor. Neden bu tonda bir teknik kullandılar anlam veremedim. Belki parlak olmasa ton hoş olacak ama birde çok parlak keskin bir renk var. Oyunculara baktığımda da Gizem Karaca ve Caner Cindoruk'u birbirine yakıştıramadım. Gizem Karaca, Caner Cindoruk'a göre biraz küçük kalmış ama oyunculuklarını çok iyi sergiledikleri için bu farkı o yönden kapatmışlardı. Diziye Rıza Kocaoğlu ve Naz Elmas acayip şekilde yakışmışlardı. Yıldız Kültür'ün konuk oyuncu olması üzücüydü keşke dizide daimi olsaydı. O üstadın oyunculuğuna hayranım. Kadın en sevilmeyecek diziyi bile sevilecek hale getiriyor. Birde Sitare Akbaş  var ki bu kız  zaman geçtikçe daha da güzelleşiyor. Oyunculuğunu da bu diziyle  daha çok geliştirdiğini gördüm. Sevebileceğinizi düşündüğüm için öneririm. Vaktiniz varsa izleyin.
İstanbul Sokakları

Sevda Kuşun Kanadında (Dizi)

Normalde dönem dizilerini severim ama siyasi bir şey işleniyorsa hızla kumandayı alıp değiştirmek isterim. Çünkü kamera arkası ekibi hangi düşünceye daha yakınsa o düşünceyi tutarak yani taraflı konu işliyor. Bu yüzden de tarafsız bir düşünce ararım bu dizilerde. Nitekim bu dizinin fragmanlarını gördüğüm zaman da ön yargılı bir şekilde diziye yaklaşmıştım. Yayınlandığı gün de başka dizi izlediğim için diziyi kaçırdım. Herhalde nasip olmayacak kafasıyla da yarısında gördüğüm diziyi izlememiştim. Yanlış hatırlamıyorsam cumartesi gecesi kanalları gezerken tekrarının başladığını gördüm. Büyük bir ihtimal ikinci bölümünün tekrarını izliyordum. Bir şans vermeyi tercih ettim ve izlemeye başladım. İlk görüşüme göre bu dizi sağcı kesimin tarafında bir dizi, solcuları kötülüyor oldu. Sonra izlemeye devam ettim. Dizi işledikçe anladım ki ne sağcıyı ne solcuyu kötülüyor. Sadece dış güçlerin o dönemde ki Türkiye üzerinde hakimliklerini kardeşi kardeşe nasıl kırdırdıklarını anlatıyor. Elbette ki konu işledikçe taraf tutarsa dizi benim için biter o ayrı mesele ama şuan için iyi başladığını düşünüyorum. Dizinin bazı sahneleri beni çok etkiledi. Zikir sahnesi, dükkanların silahlarla taranması, öğrencilerin bir sınıfta toplanıp slogan atması gibi. Bu sahneler bana göre çok doğru ve usturuplu çekilmişti. Abartı olayı hiç yok denilebilirdi. Özellikle zikir sahnesinde izleyenler bilir, Arif Ünlü karakteri terlemeye başlıyor o sahne de rahatlıkla yazabilirim ki Murat Ünalmış ile bende terlere boğuldum. O kadar gerçekçi bir sahneydi ki oyuncunun oyunculuğu ayakta alkışı hak etmişti. Bunun yanında tüm oyuncular bence yerinde olmuştu.  Ben o güne izlediğim diziden vazgeçip izler miyim bilmiyorum ama vaktiniz varsa dönem dizileri seviyorsanız bir deneyin derim. Bence izleye değer bir dizi.
Sevda Kuşun Kanadında

5 Mayıs 2016 Perşembe

Oyunbozan (Dizi)

Ben bu diziyi sevemedim. Neden bilmiyorum ama izlerken akıcı olduğu halde beni boğdu. Belki Barış Kılıç'ın ya da Tuvana Türkay'ın oyunculuklarından dolayıdır bilemiyorum. Belki de Güllerin Savaşı dizisinden sonra Barış Kılıç'ın tekrar doktor rolünü oynamasıdır. Neden sevemediğimi tam bilmiyorum. Şöyle bir düşünüce dizi aslında konu itibariyle ve işleyiş yönünden farklı işliyor ama yine de bilmiyorum ısınamadım. Aslında dizi de Serhat Tutumluer gibi bir oyuncu varken benim çok sevmem gerekirdi diziyi ama ilk bölümünden itibaren buz gibi oldum. Bu yüzden de diziyi tam anlamıyla inceleme fırsatım olmadı. Fakat şunu yazabilirim ki senaryosu çok hoş bir dizi olmuş. Eğer bozmazsa dizinin izleyeni çok olacaktır. Umarım başarılı bir dizi olur ve tutulur. Fakat beni pek açmadı. İzleyeceklere ve izleyenlere iyi izlemeler.
Reytinglerde 23, tekrarı ise; 28. olmuştur.
OYUNBOZAN

Kehribar (Dizi)

Normalde beni takip edenler bilirler mafyavari dizileri sevmem ama bu dizi çok başka geldi bana. Bilmiyorum başrol de iyi oyunculardan Gürkan Uygun ve Necip Memili olduğu için mi yoksa konusu mu çok sağlam ama farklı bir albenisi var dizinin. En izlemem, bu dizi benim tarzım değil diyenin bile izleyip merak edeceği bir dizi olduğunu düşünüyorum. Dizinin  konusu klasik gibi dursa da güçlü bir konuya sahip. İşleyiş yönünden akıcı bir dizi olduğunu düşünüyorum. Ayrıca tüm oyuncular o kadar iyi rollerini oynuyorlar ki, o kadar çok benimsemişler ki bir tane oyuncununda kötü oynadığını pot durduğunu yazmam. Bu yüzden oyuncular hakkında tek tek inceleme yapmak istemiyorum. Dizinin konusu ve oyuncuları harici müziklerini de ayrı seviyorum. Özellikle jenerik müziği ''Haydee'' çok hoşuma gidiyor. Gürkan Uygun'un sesi ve melodi çok uyumlu olmuş. Arada bir bilgisayar da müziğini açıp dinlediğim doğrudur. Dizi hakkında çok fazla yazmaya gerek yok. Vaktiniz varsa diziye göz atın derim. Emin olun bir şey kaybetmezsiniz.
Dizi reytinglerde 12, tekrarı ise 27. olarak bitirdi.
 KEHRİBAR
Tasarım:Sawako Kuronuma