Image and video hosting by TinyPicVurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!

21 Mayıs 2017 Pazar

Zor Sevda / Qubool Hai (Hindistan)

Normalde Kanal 7'nin seçim yaptığı Hint dizilerini çok beğenirim. İzleyicisinden özür dilerim ama bu seçim pek hoşuma gitmedi. Oyuncuların kimyasını çok sevemedim. Oyuncuların oyunculukları da yapmacık geldi. Bu yüzden de oyunculara ısınamadım. Eskiden kalp gözü gibi diziler olurdu bizde abartılı abartılı, onlar gibi çok fazla yükseltilmiş sahneler vardı. Kavga sahneleri Hint dizi filmlerine uygun gibi dursa da onda da biraz aşırılık fazla gibi geldi. En azından benim gözüme battı. Fakat bir gerçek var ki başrol erkek çok hoşuma gitti. ALLAH var, şimdi yalan yazmam duruşu, yüzü, fiziksel hatları hoş bir adamdı. Tabii ki dizinin seveni çok olacaktır ama beni pek açmadı. İlk bölüm ikinci bölüm derken diziyi izleyemeyeceğimi düşündüm. Çünkü beni gerçekten sarmadı. Aslında beklediğim bir diziydi ama neden böyle oldu bilemedim. Sanki dizi de bir şeyler eksik gibi hissettim. O samimi Hint dizilerini hissedemedim. Birde dikkatimi çekti bu müslüman alt yapılı Hint dizilerinde neden erkeklerin iki eşi oluyor anlamıyorum. Bu dizide de anladığım kadarıyla babanın iki eşi var. Yine kanalın yayınladığı diğer dizide de çok eşlilik vardı bu durum biraz beni rahatsız etti ama Hindistan'da bulunan müslümanların sanırım birden fazla eşi var ki dizilere böyle yansıyor. Bu durumdan hiç bir şekilde hoşlanmıyorum ve günümüz koşullarında da bu durumu asla kabul etmiyorum. Diziyi tam olarak anlamıyla izlemediğim için yani bir iki bölümde bıraktığım için çok fazla bir şey yazamıyorum ama bu beğenmediğim ilk Hint dizisiydi. Yine de sizler bir bakın derim belki çok beğenirsiniz kim bilir. Bu arada seslendirmenler yine efsaneydi yazmadan edemeyeceğim.
Zor Sevda  (Qubool Hai ) 1 Mayıs  2017 Pazartesi  gününden  itibaren her gün 16.00'da tekrarı ise 11.00'da kanal 7'de.

Qubool Hai (Zor Sevda, I Do, कुबूल है)

6 Mayıs 2017 Cumartesi

NISSIN NOODLES (Ramen) Sebze Çeşnili/ Acılı, Tavuk Aromalı Soslu

Ülker noodle çıkardığını görür görmez körili ve tavuk olanını alıp alıp denemiş, ardından da blogumda yazmıştım. ( Ülker Noodle (Ramen) Çıkarmış - NISSIN NOODLES ) Gelen yorumlarda terbiyesizlik yapanlar kadar çok güzel yorumlar da almıştım. Bunlardan biri de Emine Tunç isimli yorumcumdu. Yorumcum, iki çeşidinin daha olduğunu onları tadıp görüşlerimi bildirmemi istemişti. Bende market market gezdim ve geçen günlerde buldum. Siz de merak ettiğiniz noodle (ramen) çeşidi varsa ve benim yorumlamamı istiyorsanız yorum kısmına yazabilir ya da önerebilirsiniz.

30 Nisan 2017 Pazar

Seni Kimler Aldı (Dizi)

Bu ATV dizilerinin afişleri beni çıldırtıyor. Dizilerin yapımları yayınlamazsa asla afiş bulamıyorum. O yüzden de ATV'ye sosyal hesaplarına sinir oluyor. Pastel Film afiş yayınlamamış haliyle bende afiş bulamadım. Anlayacağınız çıldırdım, fıttırdım. Pastel'den bir dizi çıkıyorsa o dizi muhakkak güzel ve entrika dolu olur. Yapımın bir kaç dizisi tutmasa da genelde başarılı olarak yoluna devam ediyor. Bu yüzden Pastel varsa o diziyi izlemeliyim diye düşünüyorum. Fakat bu dizi de Pastel etkeninden çok oyuncuların etkisi beni benden aldı. Fragmanında üç tane sevdiğim oyuncuyu başrol olarak görmek heyecanlandırdı. Yiğit Kirazcı'yı eskiden pek tutmuyordum ama son dizisinde kalbime kocaman bir taht kurdu. Oyunculuğunu geliştirmiş olması daha çok hoşuma gitmeye başlamasına sebep olmuştu. Bu dizide de yine oyunculuğunu konuşturduğunu hissettim. İnandırıcılık seviyesi her rolünde biraz daha artıyor. Sanırım Yiğit Kirazcı geleceğin jönleri arasında anılacak gibi duruyor. Umarım yolu geleceği parlak ve açık olur. İki çok sevdiğim kadın oyuncu Fulya Zenginer ve Duygu Yetiş'i bir dizi de buluşması benim açımdan dizinin artı puan kazanmasına sebep oldu. İkisini de ekranda izlemeyi çok severim. Duygu Yetiş bende biraz ağır bassa da bence iki oyuncu da diziye farklı bir hava katmışlar. Dizi, Pastel dizisi olduğu için Ezgi Asaroğlu ve Ceren Moray'ın dizilerinde ki oynadıkları karakter gibi Fulya Zenginer ve Duygu Yetiş'in oynadığı karakterlerin bir ilişkisi olacağını düşünüyorum. Umarım dizi tutarsa yıllarca sünmez karakterler demeden geçemedim. Acı ama Pastel'in o dizisi cidden çok uzadı dallandı budaklandı artık can sıkıcı olmaya başladı. Lafın kısası kabak tadı verdi. Neyse dizimize dönelim. Dizi de, gözüme tek batan oyuncu Serhan Yavaş oldu. Yıl oldu 2017 hala dublaj mı yapılıyor sesine demeden geçemeyeceğim. Kutsi bile o sesten kurtuldu sen hala aynısın be Serhan Yavaş. Aslında ses tonu ve diksiyonu da güzel adamın ama neden dublaj yapılıyor bilmiyorum. Oyuncunun kendine güveni mi yok düşüncesine kapılıyorum. Oyunculuğuna gelince oyunculuğunu da sevmiyorum. Neredeyse bir şekilde tüm dizilerini izledim ama bir türlü ısınamıyorum. Belki Yiğit Kirazcı hesabı bu dizide de Serhan Yavaş'ı severim kim bilir. Aslında Serhan Yavaş'ın rolü başka bir oyuncuya verilmişti. Fakat oyuncunun yaşadığı talihsiz bir olay yüzünden diziden çıkmak zorunda kaldı. O oyuncu olsaydı bu rolde sanırım efsane bir dizi olurdu. Keza onun efsane bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. dizi genel anlamıyla çok güzeldi. İlk bölüme göre bayağı hareketli ve akıcıydı. Konusu fena durmuyor ama zamanla daha iyi şekillenecek gibi gözüküyor. Ben diziyi sevdim sizde entrika dizilerinden hoşlanıyorsanız bu diziyi bir izleyin derim.
Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 10. sırada, tekrarı ise 28. sırada tamamladı. 
Seni Kimler Aldı

29 Nisan 2017 Cumartesi

Larissa Gacemer Türk Vatandaşı Olmuş

Türkiye'de yaşayan ekrandan gördüğümüz yabancı olarak nitelendirdiğimiz insanların Türklerden daha çok Türk olmaları bu ülkeyi bir çoğumuzdan daha çok sevmeleri çok ilginç değil mi?
Birde egoları alınmış gibi davranışları var. x bir Türk ünlü ile x bir Türkiye'de yabancı ünlüyü karşılaştırdığımızda çok çirkin bir sonuç ortaya çıkıyor. Dünya'yı ben yarattım edalarında olmadıkları için bazı Türkiye'de ünlü olan yabancı ünlüleri çok seviyorum. Bunlardan biri de Larissa Gacemer.

28 Nisan 2017 Cuma

The Pianist (Film)

-spoiler içermez-
Bu filmin yıllardır giflerini, resimlerini ve repliklerini görürdüm ama üzülmekten korktuğum için bir türlü izleyemezdim. Geçen akşam nereden aklıma geldiyse filmi aratıp alt yazılı bir şekilde izlemeye karar verdim. Başta Hint filmi arıyordum ama sonuç olarak bu filmi açmış bulundum. Film boyunca çoğu kez izleyip izlememek arasında kaldım. O kadar acı ve çaresizlik söz konusuydu ki benim yüreğim kaldırmıyordu. Bu işlenilen konunun gerçekten olduğunu düşündükçe her sahnesinde buz kestim. İnsanların sırf inançları yüzünden hiç kırpmadan öldürülmesi kadar dehşet verici bir durum yoktur herhalde. Film dahi olsa her sahnesinde bilgisayarın içine girip o insanları kurtarmak istedim. O kadar etkiledi ki yastığa başımı koyduğum andan itibaren sürekli kafamda film işledi. İzlediğim gece uyudum mu yoksa kurdum mu anlamadım. Sabah uyandığımda beynim o kadar yorgundu ki baş ağrısı yüzünden ağrı kesici almak zorunda kaldım. Yani bir nevi enerjim düşük uyandım. Filmden bahsetmek gerekirse beni en çok etkileyen sahnesi insanların bir trene balık istifi bindirilip bir bilinmeze doğru götürülmeleriydi. Düşünsenize gözlerinizin önünde sevdikleriniz, tüm aileniz sonunu bildiğiniz bir yere doğru götürülüyor ve sizin elinizden hiç bir şey gelmiyor. Hitler döneminin bu kadar korkunç olduğunu biliyordum ama izlemek daha başka bir şeydi. Duygularımı kelimelere dökemiyorum şunu yazabilirim ki, filmden sonra ayrı bir tiksindim o adamdan. Gerçi günümüzde de Hitler modeli bir çok insan var, bir çok ülkede aynı acımasızlıkla masum insanların kanı akıyor. Buna rağmen geçmişi kınayıp bu güne bakmadan Dünya'nın bu konuda bir şey yapamaması çok acı. Film günümüzde izlenirse geçmiş ve bu günü yüzümüze tokat gibi çarpıyor. Bana göre film ders çıkarılma niteliğinde yapılmış bir filmdi. Yani, bir dönemi değil tüm dönemlere ışık tutacak nitelikteydi. 2002 yapım olmasına rağmen sanki bu yıl yapılmış kadar güzeldi. Gerek efektler, gerek çekim açıları, gerek kullanılan renkler, gerek kıyafetler on numara beş yıldızdı. Filmde büyük bir emek olduğu belli oluyordu bu da onu yıllar geçse de eskimeyecek filmler kategorisine sokuyordu. Oyuncuların her biri çok iyi oynamışlardı, inandırıcılık yönünden çok iyilerdi ama iki oyuncu vardı ki benim gözümde parıl parıl parladılar. Biri tabii ki de Adrien Brody diğeri ise Frank Finlay. İkisi de oyunculukları ile gözlerimi şenlendirdiler. Rollerini o kadar iyi oynadılar ki sanki gerçekten karakterler onlarmış gibi hissettim. Gerçekten rolleri ile çok bütünleşmişlerdi. Birbiri ile kimyaları da çok uymuştu. Filmde tek üzüldüğüm Nazi Almanyası'nın askeri Wilm Hosenfeld oldu. Filmde karakteri Thomas Kretschmann canlandırıyordu ve karakterin, rolün hakkını da iyi vermişti. Yani içim cız etmedi desem yalan olur. Onun harici çok güzel bir oh çekmedim desem de yalan olur. Film bütünüyle mükemmeldi. Benim gibi hala erteleyen varsa çok şey kaçırmış demektir. Şiddetle bu filmi tavsiye ederim. Eminim siz de benim gibi unutulmaz filmler listenize ekleyeceksinizdir.
The Pianist (Piyanist)

Bakayım! O Tayland Kralı mı?

Dün biraz miskin galiba birazda pişkin bir şekilde magazin haberlerine, Dünya haberlerine bakıyordum. Bilirsiniz ben Tayland'ı çok severim
( Bilmiyorsanız da öğrendiniz.) Bakıp dururken Tayland haberi dikkatimi çekti ve tıkladım. Tıklar tıklamaz fotoğraflar geldi ve ''' Aboo! O neydi gız?'' dedim. Çünkü şaşırtıcı derece de farklı bir haberle karşılaştırdım. Başlığa göre ülkenin bir kralı var ve tanıdığımız ya da zihnimizde kalıba soktuğumuz hiç bir krala benzemiyordu. Tamamen tüm tabuları yıkacak derecede enteresan bir görünüme sahipti. Almanya'da 'gizli memleketi' olarak isimlendirdiği Münih'te bu kadar rahat giyinmeyi tercih etmesi ve sevgilisi Goi ile bu kadar rahat fotoğraf vermesi de enteresandı.


27 Nisan 2017 Perşembe

İkisini de Sevdim (Dizi)

Bazı kedi videoları vardır ya kedi boşluğa doğru bakar sahibi şirinlikler yapsa da kedi istifini bozmaz şu an aynen o şekildeyim. Bir boşluğa doğru bakıyormuş gibi hissediyorum. Sanki 2000'lerin başında yapılmış eski bir dizi izliyorum gibi geliyor. Sırf konu değil her şeyi ile dizi 2000'lerin başı gibi. Sanırım eskiyi yad etmek amacıyla böyle bir dizi yapılmış diye düşünüyorum. Kafamda bir sürü soru var. Mesela bu kadar iyi bir kadro çıkarıp Amine Gülşe'yi niye bu kadroya başrol yaptınız? Hadi yaptınız bari oyuncu koçu filan tutulsaydı kız kendini geliştirseydi. Yönetmen Cem Tabak'ı çok severim ama yeni yönetmen olmuş birinin çekimi gibi, neden? Muharrem Buhara, Özlem Atasoy sanki çaylak senarist gibiler, bu iş gerçekten onların işi mi? Vallahi bu nasıl iş anlamadım, dizi hakkında ne yazacağımı da şaşırdım. Sanırım ya klişe dizilerle dalga geçiliyor ya da yukarı da yazdığım gibi eskiyi yad etmek istemişler. Konusu ve işleyişi hakkında pek bir şey yazamayacağım ama oyuncuları hakkında biraz bir şeyler yazayım. Amine Gülşe'nin oyunculuğunu beğenmiyorum bu proje için umutluydum ama hala aynı yapaylık devam ediyor. Burak Serdar Şanal ise, her zaman ki gibi harikaydı. Burak Serdar Şanal kesinlikle oyunculuk için doğmuş bir adam. Oynadığı her karakterle adeta bütünleşiyor ve seyirciye bunu hissettiriyor. Bu dizi de bile parlamıştı, gözümü alamadım. Mehmet Mehmedof'un oyunculuğu hakkında pek bilgim yok ismini biliyorum ama oyunculuğuna çok dikkat etmemişim galiba. Bu diziye göre yazabilirim ki güzel bir oyunculuğu var. Mimiklerini, duruşunu filan çok yerinde ve doğru kullanıyor. Oktay Gürsoy hangi rolde oynarsa oynasın benim için Kenan'dır. Oynadığı o dizi de o kadar yer etmiş ki insan başka karakter de görünce başta bir yadırgıyor. Sanırım bu dizide de alışması biraz zaman alacak gibi. Oktay Gürsoy'a kötü adam olmak yakışmış. Her zaman bir Türk dizisinde böyle bir karaktere ihtiyaç vardır. Bu yüzden Oktay Gürsoy bu rol için biçilmiş kaftan. Ve son olarak Hande Kaptan. Hande Kaptan'ın oyunculuğu çok çok iyi olmasa da sıcak geliyor. Oynadığı son iki rolde hemen hemen aynıydı. Fakat, en abartılısı bu olmuş. O kadar abartı bir karakter ki göz kanatıyordu. Sanki eski Türk filmlerinde Hülya Avşar'ın oynadığı şımarık, zengin kızı rollerinde ki o yapmacıklık vardı. Zamanla Hande Kaptan karakteri oturtur ve törpülerse normale döner gibi duruyor. Erhan Yazıcıoğlu üstaddır, ustadır onun oynadığı karakteri, hatta oyunculuğunu eleştirmek benim haddime bile düşmez. Bu yüzden onu es geçerek oyuncular hakkında düşüncelerimi bitiriyorum. Dizinin gidişatı nasıl olur bilmiyorum ama perşembe gecesinin bütününe bakınca ben pek parlak göremedim. Açıkçası pek de sevmedim. Yine de bir emek var ortada bu yüzden sizler de bir deneyin derim. Sosyal medya da bir kısım insan beğenmiş,  belki siz de beğenirsiniz. Sonuçta ilk bölümün günahı olmaz. Yolu açık olsun, umarım bol reyting alır.
 Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 22. sırada, tekrarı ise 43. sırada tamamladı. 
İkisini de Sevdim

18 Nisan 2017 Salı

Nudo Kıvırcık Erişte // Ramen // Noodle

Nudo  Kıvırcık Erişte // Ramen // Noodle

Fi (Dizi)

Bu diziyi izleyip bana yazanlar aşk olsun size. Aman şöyle ayıp sahneler aman böyle açık sahneler diye ne abartmışsınız. Gerçekten böyle sahneler uzun uzun filan sandım sizin yüzünüzden. İki öpüşme, iki iç çamaşırlı kadını almış tavan yapmışsınız... Hele şu Özge Özpirinççi sahnesi tam bir şok ediciydi. Ciddi ciddi uzun uzadıya bir sahne filan sanıyordum Instagram'da şurada burada görünce, gerçekten garipsiniz. Hiç mi batı dizisi izlemediniz merak ettim. Birde işin tuhafı videoları biz yönettiğimiz halde izleyemedim işte şu sahne şöyleydi, şu sahne böyleydi yazanda oldu. 'Sen! Hayırdır? O sahneyi o kadar inceleyene kadar videoyu ilerletseydin sorun kalmazdı. Seni hınzır seni!' yazmamak için de kendimi zor tuttum. Büyük büyük serzenişlerim bittiğine göre diziye geçebilirim. 

Dizinin ilk bölümünde kısacık 3 2. bölümünde 1 ve 3. bölümünde 1  sahne ile açık sahneler var. Öpüşmenin üzerine ilerlediği zaman sahne kesiliyordu açık açık çekilmiş hiç bir sahne yok. Sahneleri kişisel tercihim olarak atladığım için dikkatli izleme şansım olmadı. Bu yüzden sahnelerin çekimi hakkında bilgi veremeyeceğim. Diziye dönersek dizi Türk dizilerinin üstünde bir dizi olmuş. Bence dizi web dizisi yerine televizyon dizisi olmalıydı. Kitaplarını okumadığım için kitaplarla birebir aynı mı bilmiyorum ama dizi olarak her şey muhteşemdi. Can Manay benim favori karakterim oldu. Bence ilk üç bölümün kahramanı da Can Manay yani Ozan Güven'di. Çok fazla su tüketmesi ister istemez su içme istediğine sebep olacak nitelikteydi. Ozan Güven rolünü o kadar gerçekçi yapıyordu ki mimikleri filan beni rahatsız etti. Sapıkça, psikolojik sorunları varmış hissettirdi. Serenay Sarıkaya ve Mehmet Günsür acayip yakışmışlardı. Ozan Güven'den çok Mehmet Günsür ile Serenay Sarıkaya'nın sahnelerini sevdim. Uyumları, kimyaları birbirine eş değerdi. Berrak Tüzünataç kendini oyunculukta çok geliştirmiş belli oluyordu. O yapaylığını atmış olması onu ustalaştırmış gibi duruyordu. Bu proje bittikten sonra umarım televizyonda onu ara vermeden izleme şansımız olur. Büşra Develi çok güzel bir oyuncu ama bu role pek yakıştıramadım. Eminim karakter bölüm geçtikçe farklılaşacak belki daha etken bir karakter olacak ama ilk üç bölüm için yadırgadım. Keza Tülay Günal'ın da sahneleri çok az geldi. İlerleyen bölümlerden bir başka beklentim Osman Sonant ile Tülay Günal'ın sahnelerini de fazla olması. Onun sahnelerini az görmek beni üzdü. Dizi de oyuncu olarak başka gözüme takılan bir durum yoktu. Dizi, genel olarak her şeyiyle çok iyiydi. Jenerik, müziğini ve tanıtımı çok beğendim, farklı gizemli bir havası vardı. Çekim olarak seçilen renk tonu grimsi bir renk tonuydu ve ben o pastel tarzı renk tonlarına bayılıyorum. Çekim açıları ve mekanlar da birbiriyle uyumluydu. Hatta mekanlarda kullanılan renkler göz yormuyordu. Kısacası, kurgusuyla, konusuyla, oyuncusuyla, her şeyiyle dizi bir harikaydı. İzleme linkini hemen cümlemin sonuna bırakıyorum. İzlemeyen varsa çok şey kaçırır. 


Yayıncı puhu tv, izleme linki: https://puhutv.com/fi-detay

15 Nisan 2017 Cumartesi

Savaşçı (Dizi)

Bu dizi kendini  uzun zaman bekletti. Hemen başlamamasının sebebi üzerinde çok çalışılmasıymış ama benim gibi bekleyen seyircilere kurdeşen döktürmeyi ihmal etmediler. Neyse ki sonunda dizimiz başladı. Şükürler olsun diyerek diziyi izlemeye başladım. İnanılmaz ama Berk Oktay beklediğimin üzerinde bir oyun sergiledi. Ses tonunu filan nasıl ayarladı merak ediyorum. Öncesinde bir eğitim verilmiş izlenimi yaratıyordu. O kadar gerçekçi bir oyunculuğu vardı ki gerçek bir askermiş gibi hissettirdi. Berk Oktay'ı zaten ben çok severim ama bu karakter ona çok şey katacak gibi görünüyor. Aslında bir önce ki dizisi komedi ağırlıklı olduğu için acaba olur mu demedim desem yalan olur. Fakat dizi başladığı zaman anladım ki o role Berk Oktay biçilmiş bir kaftandı. Bana göre, dizinin kahramanı Murat Serezli'ydi. Sanırım bir önce ki projesi yine asker temalı bir filmmiş. Oradan kaynaklı mı bilmiyorum bakışı,mimikleri duruşu beni coşturdukça coşturdu. Diğer oyunculara baktığımda, Fırat Albayram ilk dakikalarda kısa bir süre olsa da çok güzel bir performans çıkardı. Diziye tekrar dahil olmasını iple çekiyorum yazabilirim. Fırat'ın yanı sıra Burç Kümbetlioğlu'nu da çok severim. İleri ki bölümlerde umarım daha bir ön planda görme şansını yakalayabiliriz. Nazan Diper'e zaten bayılıyorum birde usta oyuncu hakkında yazmak haddime bile değil. Bu yüzden tüm oyuncular on numara beş yıldızdı. Dehşet bir kadro çıkarıldığı düşünüyorum. Dizi de tek yadırgadığım Yıldız Çağrı Atiksoy oldu. Berk Oktay ile olur mu bilemedim. Garip bir şekilde Berk'e Yıldız'ı yakıştıramadım sanki ikili sahnelerinde uyum açısından bir potluk vardı diye düşünüyorum. Tabii ki çok çok az sahneleri vardı hemen böyle düşünmek doğru olmaz ama bölümler ilerledikçe o soğuk değil de tanımlandıramadığım durum düzelir diye düşünüyorum. dizinin ilk bölümünü izleyecekler hemen aksiyon heyecan dolu dakikalar beklemesinler. Dizi o kadar oturaklı olmuş ki önce uzun uzun karakter tanıtımı ile başlandı. Daha sonrasında dizi yavaş yavaş ilerledi ve konusunu izleyicinin anlamasını sağladı. Bu yüzden Süleyman Çobanoğlu'nu tebrik ediyorum. Dizi de 15 Temmuz gecesi ve sonrası gösterilmesi iyi oldu yeniden hatırlanmasına sebep oldu. Ankara'nın merkezinde olduğum için o kara geceyi diğer şehirde ki ya da ilçede ki insanlara göre bir tık daha zor geçirdiğim için sahneler içimi ürpertti ve gözlerimi doldurdu. Genelde televizyonda o gece ile ilgili gösterilen hiç bir şeyi izlemezken birden karşıma çıkması beni şaşırttı ve o an farklı bir duygu karmaşası içerisine girdim. O an sanki beklediğim gerçekçilik buymuş dedim. Dizi hakkında düşüncelerim aslında o sahneden sonra oluştu. Aslında dizi hayali bir kahraman yaratmak amaçlı değil gerçekte rahat uyumamızı sağlayan kahramanları ekranda seyirciye göstermek amaçlı yapıldığının ispatı gibiydi. Bilmiyorum izleyenler siz ne düşündünüz ama beni bu durum çok çok etkiledi. Dizi de beni etkileyen bir sahne daha vardı. Bir bomba patlıyor ve bu şanlı bayrağımızın dibinde patlıyor. Bu sahnede bayrağımız puslanmıştı. O kadar duyarlı o kadar güzel bir düşünceydi ki puslamak hayran kalmamak mümkün değildi.

Hayran kalma konusuna gelince sırf bu bayrak olayı değil kurgu, çekim, açı ve mekanlara da hayran kaldım. Bana film izliyormuşum izlenimi verdi. Dizinin yönetmeni usta bir yönetmen ondan kaynaklı olduğunu düşünüyorum ama görüntü yönetmeni de bir harikaydı. Diziyi deyim yerindeyse ağzı açık izledim. Dizi bana göre dört dörtlük bir diziydi. Her ne kadar sosyal medyada linç girişimi, baltalama olayı olsa da reytingleri tüm gruplarda yüksek geldi ve güzel başladı.  Aranızda izlemeyen varsa   zaman yaratıp bu diziye hemen  başlamalı.  Bana göre izlemeyen çok şey kaçırır. Şiddetle hatta hunharca tavsiye ediyorum.
Dipnot: 
İlk bölümü 1 aydan fazla bir zamanda çekilmiş.
1 yıla aşkındır diziye hazırlanılmış.
Türk Silahlı Kuvvetlerine ait bir alanda çekimleri yapılıyormuş.
Genel Kurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı destekli bir diziymiş.
İlk tanıtım fragmanı yayınlanan ama en son başlayan askeri dizi olma özelliğini taşıyormuş.


 Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 2. sırada, tekrarı ise 10. sırada tamamladı. 
Savaşçı

8 Nisan 2017 Cumartesi

Söz (Dizi)

Beklediğim askeri diziler bir bir gelmeye başladı yalnız gün konusu canımı çok sıkıyor. Böyle değerli iki dizinin aynı gün olması çok üzücü. Keşke hafta içine yayılsaydı üç dizi de. En azından pazar, pazartesi, salı olarak günü ayarlansaydı çok güzel olurdu. Diziden bahsedersem, dizi de beni tatmin etmeyen bir şeyler vardı. Eksiklik mi desem yoksa işleyişi mi desem anlamadım. İlk bölümden kaynaklı sonra oturacak diye düşünüyorum. Fakat genel olarak çok sevdim. Çünkü konu asker olduğu zaman her birimizin muhakkak zayıf noktasıdır. Bu yüzden gündemden duyduklarımızdan görebileceğimiz şeyler mevcuttu. O bulamadığım şeyin haricinde dizinin geri kalanı beni çok tatmin etti. Tolga Sarıtaş'ın her rolünde biraz daha kendini geliştirdiğini görmek çok mutlu etti beni. Sevdiğim oyuncular arasında yerini aldığı için kendini aştığını görmek mutluluk verici. Gerek mimikleri, gerek duruşu, gerek oyunculuğu muazzamdı. Ne kadar konuk oyuncu olsa da ilk bölümünü kahramanı Su Kutlu'ydu. Keşke Aybüke Pusat yerine Su Kutlu olsaydı. Su Kutlu'nun olduğu sahneler kalbime çok dokundu. Diziden çıktığı o an da çok efsane olmuştu. Onun haricinde dizinin bir çok sahnesi art arda beni çok etkiledi. Fazla sahnelerden bahsedip izleme şevkinizi kaybetmenizi istemiyorum,  o yüzden hızla oyunculardan bahsetmek istiyorum. Dizi en sevdiğim karakter Görkem Sevindik oldu. Şehit olmaya o kadar gönüllü bir karakter ki izlerken belki nefes alacağımız tek karakter olacak gibi geldi. Karakteri benim gibi seven üç beş kişi daha çıkarsa diziyi izleten karakter haline gelme ihtimali çok yüksek. 
Dizinin geneli tanıdık oyunculardan oluşuyordu ama bir oyuncu vardı ki hem dikkatimi çekti, hem hoşuma gitti, hemde ilk defa izledim. Bu oyuncunun adı, Aytaç Şaşmaz. Bölüm boyunca bu tip çok tanıdık, bu adamı bir yerden tanıyorum deyip durdum. Dizi bitince araştırdım ve İsmail Ege Şaşmaz'ın kardeşi olduğunu öğrendim. Meğer ben Aytaç'ı değil İsmail Ege'yi tanıyormuşum. O kadar çok benziyorlar ki tanıyor sanmam bununla kaynaklı oldu. İkinci projesi olduğu halde çok doğal bir oyunculuk sergiliyordu. Bu yüzden de çok dikkatimi çekti. Dizi de tüm oyuncular karakter seçiminde cuk oturmuştu. Atakan Arslan'ı görmek de beni şaşırttı . Umarım güzel bir oyunculuk ortaya çıkarır. Dizi, Tolga Sarıtaş üzerinden gidecek, en çok sahne onun olacak gibi ama Eren Vurdem'i de dizi de çok görmek isterim. Eren Vurdem,  gerçekten çok iyi bir oyuncu. Oynadığı role hızla girebilen ve pot durmayan nadir oyunculardan. Bu yüzden az sahnesi olursa izleyici açısından kötü olur. Birde Meriç Aral'ı çok merak ediyorum. Nasıl bir rolde olacak bulamadım. Ters köşe olacağı yazılıyor bu da merak uyandırıcı. İlk bölümde kendisini göremedim ve belki  ikinci bölümde karşımıza çıkar. Serhat Kılıç efsane olmuş. Yalnız makyajdan mı bilemedim acayip korkunç bir ifadesi var. Yakın çekimlerde içim bir ürpermedi desem yalan olur. Kötü bir adam olduğu resmen yüzüne yansımış. Belki oyunculuğundan da olabilir diye düşündüm ama hayranlık vericiydi. Dizi genel olarak iyiydi beğendim, bölümler ilerledikçe daha da oturacağını düşünüyorum. Elimden geldiğince takip etmeye çalışacağım. Sizlerde umarım beğenir ve izlersiniz. Şu an üç asker dizisi olacak ve böyle dizilerin artması için beğenmeseniz. ilginizi çekmese bile izlemenizi tavsiye ederim. Dizi olsa da üzgünüm ama bunlar ülkemizde ki gerçekleri yansıtıyor. Diziler hep toplumumuza yön verir. En azından bu dizilerle biraz daha farkındalık olacağını düşünüyorum. Bu yüzden desteğinizi bu dizilerden esirgemeyiniz. 


Dipnotlar:
*Oyuncular dizi başlamadan asker eğitimi alıp günde 1 saat telefon kullanmışlar.
*Milli savunma bakanlığı ve Genel kurmay başkanlığı diziye destek veriyormuş.
 Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 4. sırada, tekrarı ise 15. sırada tamamladı. 
SÖZ

5 Nisan 2017 Çarşamba

Bir Deli Sevda (Dizi)

Klasik konulu diziler her zaman benim için bir tık önde oluyor. Bu dizi de benim için bir tık önde gibi geldi. Yalnız dizi ilk bölüme göre çok karışık geldi. Kim kimle ne hemen anlayamadım. Dizi de karakterler oturduktan sonra dizi daha zevkli bir hale geldi. Dizi ilk bölüme göre; temeli entrika odaklı bir dizi gibi geldi. Senaristlerini başka dizilerden tanıyorum bu yüzden dizi tutulur ve devam ederse, senaryosunu çok güzel devam ettireceklerini düşünüyorum. Cansu Tosun ve Erkan Kolçak Köstendil bir önceki dizilerinde de birlikte rol aldılar. Fakat çift olarak hiç ikisini hiç yan yana düşünememiştim. Bir kaç bölüm bu durum çok garip olacak gibi geliyor. Bir önce ki dizilerini de izlediğim için hala o rollerinin üzerinden izliyor gibi hissediyorum. Erkan Can
Zafer Algöz gibi ustaların hakkında yazmak haddime düşmez bu yüzden onları es geçiyorum. Cansu Tosun'u seviyorum ben ya hu. Tek tip rolleri oynuyor hep ama oyunculuğu asla pot durmuyor. İlerde belki daha farklı rolleri oynayabilir. Mesela masum küçük kızı değil de sinsi fişnikçi kadını oynayabilir. Ya da çok zengin ve şımarık bir kızken fakir birine aşık olan kızı oynayabilir. Sadece ilk rolü farklıydı orada da yine deli ama masumdu. Hep masum fakir küçük kızı oynadığı içinde oyunculuğu hakkında yazılacak bir şey bulamıyorum. Çünkü oyunculuğunu gerçek anlamda göremiyorum ve bu da pek tatmin etmiyor beni. Erkan Kolçak Köstendil ise Cansu'nun tam tersi zıpır bir adam. Her türlü role açık olduğunu oynadığı karakterlerde belli ediyor. Bir bakıyorsun hırsız, bir bakıyorsun fakir ama gururlu, bir bakıyorsun sorumsuz, bir bakıyorsun zeki ve zengin. Bir sonra ki rolünde ne oynayacağını seyirci kestiremiyor. Dizi de yine tek tip rollerde olan Deniz Uğur ve Seren Deniz Yalçın var. Deniz Uğur yıl 2017 oldu hala zengin hezeyanlı kadın rolünde. Bir iki farklı rolde belki oynamıştır ama şu tip oyunculuk üzerine yapıştı bir türlü gitmiyor. Seren Deniz Yalçın ise Cansu Tosun'un tersi hep fişnikçi kız rolünde. Bir günde o fakir ama gururlu masum kızı görmek isterim. Duru güzelliğine biraz koyu makyaj yapalım hop alalım fişnikçi rolü verelim der gibi geliyor seçenlerde. Diğer oyuncularda da hep diğer dizilerden tanıdığımız oyuncular. Genel olarak tanınmamış oyuncu yok yazabilirim. Deneyimli oyuncular olduğundan haliyle pot duran oyuncu yok. İşin özü karakter seçimlerinde pek beni tatmin etmese de dizinin oyuncu kadrosunu çok sevdim. Tek tip karakterlere rağmen hepsi cuk oturmuştu. Dizi konu itibariyle tanıdık olsa da işleyişi gelecek bölümlerde biraz heyecanlı olacak gibi geliyor. Tüm sırlar ortaya çıktığı zaman neler olacak şimdiden merak ediyorum. Mehmet ve Bahar çiftini seveceğim gibi duruyor. Bu yüzden umarım ikilinin sahneleri çok fazla olur. İkisini fiziksel olarak yakıştırdığım için romantik sahnelerin bolca olmasını umuyorum. Umarım bu dizi tutar ve uzun süre izleme şansımız olur. Ben diziyi çok sevdim. Eğer dizde temeli entrika konulu dizileri seviyorsanız kaçırmayın derim. Benden dizi tavsiyedir.

Bir Deli Sevda 

31 Mart 2017 Cuma

İsimsizler (Dizi)

Eğer elimde olsa uzun uzun yazı yazmak yerine sadece tek bir cümle ile bu postu bitirmek isterdim.
''Bu diziyi keşfetmeyen, izlemeyen çok şey kaçırır.'' Ben bu tür şeylerden çok etkilenirim. Haber bile izlemek istemediğim zamanlar bir an bile unutmamak ve minnet duymak için kendimi zorlar o haberleri izlerim. Aslında çok çok duygusal bir insan değilimdir. Fakat bu cennet vatan için kendini siper etmiş, eli kınalı ana kuzuları mevzu olunca durum farklı oluyor. Bu durum tek bende değil hepimizde böyledir diye düşünüyorum. Dizi de bir nevi benim zayıf noktamda girdi ve ben normalde ilk bölümde bilgisayar elimde diziyi hem izleyip, hem yazarken bu dizi de gözümü dahi kırpmadım. Adeta oturduğum koltuğa mimlendim. Öyle ki bir ara ailecek gerçek gibi algılayıp dua etmeye bile başladık. Dizi biliyoruz ama nasıl desem çok farklı oldu, özellikle beni çok etkiledi. Dizi de şehit verilmeye başlandığı andan itibaren göz yaşlarım akmaya başladı.

28 Mart 2017 Salı

Kara Yazı (Dizi)

Aslında fragmanlarına bakınca pek ilgimi çekebilecek bir dizi olacağını düşünmüyordum. Fakat bir şans vermek istedim. Zeynep Çamcı'yı çok sevdiğim için büyük ihtimal ona odaklanırım diye düşünüyorum ama dizi başlayınca sadece Zeynep Çamcı değil ben hikayenin bütününe odaklandım. Bu kadar çarpıcı bir hikayesi olacağını düşünmemiştim. Maalesef ki toplumumuzda tutucu (!) diye nitelendirdiğimiz bir kesim var. Namusun iki bacak arasında olduğunu düşünen bu zihniyeti dizi çok güzel anlatmıştı. Bu anlatılan konunun merkezinde Emre Kınay olması da o evde anlatılan hikayeyi enteresan şekilde yükseltmiş zirveye ulaştırmıştı. Emre Kınay o kadar ciddi ve gerçekçi oynuyor ki sanki yaptığı rol değil de gerçek gibi geliyor. Bu da izleyici de antipatik bir yer ediniyor. Bu durum aslında eksi gibi gözükebilir ama oyuncu için artı olduğunu düşünüyorum. Demek ki o kadar iyi oyuncu ki bu şekilde hissettiriyor diye düşünüyorum. Bu yüzden dizinin ilk bölüm kahramanı da benim gözümden Emre Kınay'dı. Haluk Bilginer efsanelerin de efsanesi bir oyuncu. Bir projede Haluk Bilginer varsa o proje asla kötü olamaz. Oyunculuğu, ses tonu, mimikleri sanki yerli Al Pacino havası veriyor gibi geliyor. Ekranda ne zaman izlesen aklıma ilk gelen şey Al Pacino oluyor. O karizmatik havası var ve yıllar geçse de bu karizmatikliğinden ödün vermiyor. Dizinin bir diğer kahramanı Zeynep Çamcıydı. Zeynep Çamcı her rolünde üstüne bir fazla katıyor. Bu yüzden o kızı çok seviyorum. X roldeyken başka bir havası varken, Yaren rolündeyken başka bir havası var. Bıcırık kız küçücük boyu var türlü türlü huyu var. Kesinlikle Türkiye'de bir insanın hayranı olsaydım bu Zeynep Çamcı olurdu. Ushan Çakır'ı hiç sevmiyorum ama hakkını yemeyim güzel oyunculuğu var. Fakat o saçları oyunculuğunun önüne geçiyor. Asla derli toplu olmuyor saçları dağınık olduğu içinde bakımsız duruyor ve izlerken rahatsız edici oluyor. Bu yüzden de ekranda izlemeyi pek sevmiyorum. Çok yakışıklı bir adam olduğu halde o saçları neden umarsızca dağınık bilmiyorum ama yakıştıramıyorum. Dizi de ilk defa gördüğüm ama beğendiğim bir oyuncu da vardı. Adı; Gülper Özdemir. Dizi de ortanca kızı canlandırıyor ama farklı bir havası var. Birde böyle aksanlı konuşuyor filan çok hoşuma gitti. Gelecek vaad eden bir oyuncu gibi duruyor. Dizi de bayıldığım karakter Leyla Kader İlhan oldu. Belki dram olan bu dizi de nefes alınan sahneleri olabilir gibi geliyor. Eğlenceli replikleri vardı. Diğer oyunculardan rahatsız eden ve ya pot duran bir oyuncu yoktu. Konusuna gelince; dizinin konusu bizden toplumumuzdan örnekler veriyordu. İki ailenin entrika ve dramını anlatsa da kendimizden bir şeyler bulabiliyorduk. Dizi ilk bölüme göre biraz durgun olsa da daha sonra hareketlenecek gibi duruyordu. Ne kadar yavaş ilerlese de insanı sıkmıyor akıcıymış gibi merak uyandırıyordu. Ben diziyi beğendim, kadrosu da çok iyi bence sizde bir deneyin.

''Ben kara yazıma bağlı olup elim kolum  bağlı bekleyemeyeceğim. '' -Yaren

Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 14. sırada, tekrarı ise 64. sırada tamamladı. 
KARA YAZI

26 Mart 2017 Pazar

Lise Devriyesi (Dizi)

Ne kadar çok bekledim bu diziyi anlatamam. O kadar çok dram dizisi var ki ortalık da böyle dizilere ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Biraz gülmek biraz nefes almak bu dizilerle daha kolay oluyor. Dizi ilk başladığı dakikadan itibaren gönlüme taht kurdu. Ne yalan yazayım Yiğit'te biraz kendimi gördüm. Lise hezeyanları yaşayan dışlanan bir öğrenci değildim ama çok da çevrem yoktu. Genel olarak tek başıma oturur tek başıma vakit geçirirdim. Sınıfımda samimi olduğum kimse yoktu haliyle yanımda oturacak bir sınıf arkadaşına da sahip değildim. Gerçi pek de ihtiyacım yoktu sınıf içerisinde belki kopya çekme durumum olsaydı birilerine yanaşırdım diye düşünüyorum. Her neyse diziye dönmek gerekirse; Yiğit'in o durumu çoğumuzun lise anılarını canlandıracaktır. Dizi genel olarak Türkiye'de yapılan lise dizilerinden farklı. Çünkü; dizi de bir kaç öğrenci, öğrenci değil gizli polis. Bu durumda diziyi diğer dizilerden büyük farkla ayırıyor. Hem polisiye hem lise olunca dizi eğlenceli hale gelmiş. Dizinin en sevdiğim yanı oyuncuların kimyası oldu. Hepsi birbirine o kadar uyumluydu ki birbirlerini tamamlıyorlardı. Dizi de pot duran oyuncu var mıydı bilmiyorum. Uyumlarından dolayı bunu fark edemedim ama tanıdığım oyuncular vardı. Mesela; başrol oyuncusu Ozan Dolunay. Ozan Dolunay'ın kendini çok geliştirdiğini fark ettim. Bir önce ki dizisinde ki potluklar yok olmuştu. Bahar Şahin bir önceki dizisine göre daha doğal rol yapmaya başlamış ve o da kendini geliştirmişti. İsmail Ege Şaşmaz, Asena Tuğal ve Doğan Akdoğan'ı zaten beğenirdim, yine aynı kıvamdalar. Fakat benim dikkatimi Ebru Akel çekti. Uzun zamandır onu ekranlarda göremiyordum. Gördüğüme sevindiğim oyunculardan biri oldu. Eskisi kadar sevimli ve sempatik bir kadın, oynadığı rolde üzerine çok yakışmıştı. Umarım bu kadar çok ara vermez. Diğer usta oyuncular hakkında yazmam haddime düşmez. Diziyi genel olarak çok sevdim büyük bir ihtimal takip edeceğim bir dizi oldu. Dramlardan sıkıldıysanız farklı bir şeyler arıyorsanız şiddetle bu diziyi tavsiye ederim. Bence siz de seveceksiniz.

Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 14. sırada, tekrarı ise 71. sırada tamamladı. 
Lise Devriyesi 

25 Mart 2017 Cumartesi

Fazilet Hanım ve Kızları (Dizi)

Yine bir Türk dizisi başlar ve yine renkli hemen yazar... Fazilet Hanım çok hızlı giriş yapan dizilerden biri oldu. Ne ara fragman geldi ne ara başladı anlayamadım. Genelde böyle hop diye reklamı tam yapılmadan başlayan dizilerde tutulma sorunu oluyor ama bu dizi biraz deyim yerindeyse anasının gözü bir dizi olmuş. Yarın reyting sonuçlarında aşağı sıralarda görürsem çok şaşırırım. Bir Fazilet yazmış senaristler evlerden ırak. Aç gözlü tam bir arsız kenar mahalle kadını. Kızlarını para için satacak duruma gelmiş bir kadın. Tam böyle izlerken yastıkları hırpalayacak bir karakter. Bu karakteri oynayacak oyuncu Nazan Kesal. Bir çok diziden tanınan oyuncunun oyunculuğunu çok beğeniyorum. Bu rol içinde biçilmiş kaftan olduğunu düşünüyorum. Rolü o kadar gerçekçi oynuyordu ki Fazilet Hanım karakteri bence bölümün kahramanı olmuş. Her yazımda olduğu gibi usta oyuncular hakkında yazmak haddime düşmediği için onları es geçip genç nesil oyuncular hakkında yazmak istiyorum. Dizinin fragmanlarında Deniz Baysal'ı gördüğüm için diziye başlama kararı almıştım. Deniz Baysal her oynadığı rolde daha bir hoşuma gidiyor. Her farklı karakterde daha fazla kendini geliştirdiğini gördüğüm içinde ekranda Deniz Baysal'ı izlemeyi seviyorum. Deniz Baysal için başladığım dizi de Afra Saraçoğlu'na bayıldım. Kızın oyunculuğunu ilk defa izliyorum ve su gibi. Magazin programlarında gördükçe bu kızda ne albeni var acaba diye merak ederdim. İzleyince anladım ki kızda şeytan tüyü var. Aslında çok çok güzel bir kız değil kısım kısım incelenirse ama çok sempatik bir kız. Bu yüzden de onu güzel yapan tarafının da sempatikliği olduğunu fark ettim. Sadece mimik konusunda biraz daha oturması lazım. Her sahnede değil ama bazı sahnelerde mimikleri abartıydı ama tabii ki bu izleyiciye oyunculuğunu geçirmediği anlamına gelmiyordu. Kızı o kadar çok sevdim ki hakkında araştırma yapmayı düşünüyorum. Yeni yeni oyuncu olduğu halde gayet iyi oyunculuğunun olmadı bakışları çıtır çıtır konuşması çok farklı bir hava yaratıyordu. Dikkatimi çeken bir başka oyuncu Alp Navruz oldu. Sanırım bir korku filminde oynamış ama ben ilk defa gördüm. Yeni oyuncu olmasına rağmen çok doğal bir oyunculuğa sahipti. Tam anlamıyla araştırmadım ama model havası vardı. Eğer bu dizi de kendini gösterirse yolu çok açık olur gibi duruyor. Çağlar Ertuğrul'un oyunculuğunu beğeniyorum karakter için doğru seçim gibi görünüyor. Umarım Deniz Baysal'la birlikte yaparlar senaristler. Çünkü ikisi çok yakışırlar gibi geldi. Fiziksel olarak Alp Navruz, Deniz Baysal'dan küçük duruyor gibi geldi. Umudum Çağlar Ertuğrul'dan yana. Son olarak Tolga Güleç'i görmek çok hoşuma gitti. Tolga Güleç hep yan rollere düşüyor ama muazzam bir oyunculuğu var. Geçenlerde biten efsaneleşmiş bir dizide öyle güzel rol yaptı ki hayran olmamak imkansızdı. Umarım şu an oynadığı karakteri de hayranlık uyandıracak şekilde yükseltecektir. Uzun zaman sonra ilk defa bir dizi de tüm oyuncuları çok sevdim ve karakterlerine ısındım. Dizinin konusu ve işleyişi de merak uyandırıcıydı. Akıcı şekilde yazılmış olması diziye artı puan kazandırıyordu. Ben çok beğendim bu diziyi gelecek bölümü şimdiden iple çekiyorum. Diziyi gönül rahatlığı ile sizlere önerebilirim. Umarım sizde benim kadar seversiniz.

Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 11. sırada, tekrarı ise 16. sırada tamamladı.
Fazilet Hanım ve Kızları 

18 Mart 2017 Cumartesi

Yeni Gelin (Dizi)

Son zamanda gelen dizilerin neredeyse hepsi dram üzerineydi. İçimiz dışımız dram olmuştu. Tam böyle farklı türler ararken başladı bu dizi. Dizinin komik olacağı zaten fragmanlarından belliydi ama bu kadar tatlı olacağını tahmin edememiştim. Öyle ki dizinin verdiği gaz ile hemen başrol oyuncuları sosyal hesaplarımdan takip etmeye başladım. Dizi böyle komik ama bir yönden de absürt bir dizi. İlk bölümde sanki doğu dizilerine atıfta bulunmuşlar gibi geldi. İkinci bölümde ise dizinin biraz daha oturaklı hale geldiğini fark ettim. Yine de çok fazla komedi içeren bir dizi olarak devam ediyor. Dizide seçilen mekanlara ve dizinin çekim açılarına bayıldım. Tam olarak çekilen mekanın etinden sütünden resmen yararlanılmış. İlk bölümde yaylaya çıkmaları oraları göstermeleri şehrin turizmi açısından da artı puan kazandıracağını düşünüyorum. Dizinin senaristi Ersoy Güler, bir önce ki dizisini de çok beğenmiştim ve izlemiştim. Birde bir kaç sinema filminde de ismi olduğundan bu dizi başlamadan önce Ersoy Güler ismini duyunca kesin izlerim demiştim. Nitekim beni yanıltmadı harika bir dizi ortaya çıkardı. Dizi de beni en çok şaşırtan oyuncu Feride Hilal Akın oldu. Youtube'da kızın şarkılarını dinlerken dizi de görmek şaşırtıcı oldu. İkinci şaşırtıcı durum ise Tolga Mendi idi. Tolga Mendi'yi annem ısrarla Serkan Cayoglu'nun ikizi var ya o diyor. Kadın oyuncuyu ne zaman görse kesin akrabalıkları var bunların diyor. Fakat gerçekten Tolga, Serkan Cayoglu'na benziyor. Ayrıca çokta yakışıklı bir çocuk. Açıkçası benim ideal erkek modelim olduğunu düşünüyorum. Gözler kaşlar boy pos her şey o kadar yerinde ki izlerken Tolga'nın sahnelerinde ekrana mimleniyorum. En çokta gözleri hoşuma gitti ceylan gibi adam. Jessica May deseniz su gibi kız, seyirci bakmalara doyamıyor. Kızın ben dizi haricinde paylaşımlarını çok taktir ediyorum. Sanırım iyice Türkleşmiş kendisi. O kadar duyarlı bir insan ki bazı ünlülerimizin yapmadığı paylaşımları yaparak kalbime taht kurdu. Bu iki oyuncunun kimyaları çok tutmuştu. Başka bir oyuncu olsa sanki olmazdı gibi geliyor ve oyunculuklarını da çok sevdim. Usta oyuncuların oyunculukları hakkında yazmam haddime düşmez hepsi kıymetlilerimizdir. Bu yüzden onları es geçiyorum. Onların haricinde Ece İrtem ve Şilan Makal'ın oyunculuklarını hiç beğenmedim. Özellikle Şilan Makal'ın oyunculuğu çok pot duruyordu. Oyuncuyu moda yarışmasından tanıyorum severdim de ama oyunculuk için biraz daha çalışması lazım sanırım. Mimik ve duyguları çok yapay duruyordu. Haddime düşmez ama Yonca Şahinbaş lütfen Karadeniz şivesi kullanmasın, gerçekten çok kötü duruyor. Diğer oyuncularda problem yoktu. Dizi komik olduğu için genel anlamda çok akıcıydı. Ben çok sevdim cumartesi akşamlarımın yeni favori dizisi bu dizi oldu. Şiddetle tavsiye ederim, mutlaka izlemelisiniz. 

Dizi ilk bölümüyle reytinglerde yayın zamanı, 3. sırada, tekrarı ise 6. sırada tamamladı. 
YENİ GELİN

13 Mart 2017 Pazartesi

Dangal 2016 (Film)

-spoiler içerir-
Konuk Yazar // Kalbinden Piraye
Öncelikle herkese merhabalar. Değerli dostum Renkli Tırtıl sayesinde blog yazarı olma hevesim de bir nebze olsun tatmin edilecek. Kendisine teşekkürlerimi sunarım.

 Dangal Filmi İzlenimlerim

İş ortamında Aamir Khan’ın fazla filmini izlemeyen ben, izlediğim birkaç filmle, birkaç lakırtı ettim. Sonra bir arkadaş Dangal’dan bahsetti, güreş filmiymiş. Babam futbolu pek sevmez, mesela evde asla maç izlemedi. Ama adam güreş hayranı ya da aşığı demek daha doğrusu. Güreş olunca televizyonu son ses açar ve gözünü kırpmadan izler. Bu yüzden güreş deyince bir olumsuz etki edinmedim desem yalan olur. Dangal, güreşle ilgili film deyince hani kafamda olumsuz fikirler uyandı ya benim, belki de sizin de uyandı. Her neyse dağıtın lütfen o fikirleri. Lütfen unutmayınız, bu filmi Aamir yaptı.


11 Mart 2017 Cumartesi

Tatlı Bela / Iss Pyaar Ko Kya Naam Doon Ek Baar Phir (Hindistan)

Kanal 7 Hint dizisi yayınladığı için artık alt yazılı dizi izlemiyorum. Haliyle bu diziyi de daha evvel izlememiştim. Hep dizileri başlamadan evvel izlediğim için hakkında yorum yapamıyordum. Bu sefer izleyerek yorum yapmak istedim. Bu dizi Bir Garip Aşk olarak bildiğimiz Iss Pyaar Ko Kya Naam Doon dizisinin 2. sezonu olarak biliniyor. Aslında baktığımızda konu, oyuncular aynı değil ama neden böyle saydıklarını anlamadım. Dizi genel olarak çok tatlıydı. Şimdiye kadar ki yayınlanan bölümlerinde sıkıldığım bir bölümü olmadı. Dizi, Shlok ve Ashta, Arnav ve Khushi'ye karakter olarak benziyorlar ama konu ve işleyiş farklı olduğu için aynı havayı hissetmeye bilirsiniz. Yani, bana soralar hangi çift diye Arnav ve Khushi derim. Diziye Bir Garip Aşk'ın niyetine başlarsanız da aynı havayı bulamayabilirsiniz. Bence Bir Garip Aşk dizisine göre biraz daha yavan olmuş. Fakat diziyi karşılaştırmadan izlerseniz dizi on numara beş yıldız bir dizi. Bazı sahnelerde içim kıpır kıpır oldu. Çiftin uyumu hoşuma gitti. Sosyal hesaplarımdan takip ettiğim kadarıyla sesler konusunda insanlar biraz hayal kırıklığına uğramış. Ben orijinalini izlemediğim için sesler bana uyumlu geldi. Oyuncuların fiziksel görünüşleriyle sesler cuk oturmuştu. Konu bölüm geçtikçe daha heyecanlı hale geliyordu bu da dizi için artı puan kazandırmıştı. Yalan yazamayacağım kızı çok beğenmedim ama adam çok yakışıklıydı. Özellikle kameranın yakın olduğu sahnelerde adamın gözlerine ve burnuna bayıldım. Dizi hakkında pek fazla yazılacak bir şey bulamıyorum. Klasik her zaman izlediğimiz Hint dizilerinden biriydi. Farklı bir çekim ya da düzenden farklı bir konuya sahip değildi. Özellikle annelerimizin sevebileceği bir diziydi. Yalnız bu diziye haksızlık olduğunu düşünüyorum. Kanal 7'nin değerli ekibi yazımı okur mu bilmiyorum ama okurlarsa saat konusunda bu dizi 16'da olması gerekirdi. Ha! Şimdi diyeceksiniz ki tekrarı var ama o saatte çoğu kişi okulda oluyor ya da ev işi ile ilgileniyor ve ya farklı bir işi oluyor izleyemiyor. Akşamda çoğunun eşi, babası ve ya evin bir büyüğü televizyonun kumandasını ele geçirdiği için diziyi kaçırabiliyor. Bu yüzden rica ediyorum bu diziyi tüm dizileri bitirdikten sonra birde 16'da yayınlayın. Ben dahil çoğu insan bu diziyi kaçırdı, kaçırıyor. Bu yüzden de bu diziye büyük haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Sanmıyorum kanal 7'den birinin okuyacağını ama yine de yazmak istedim. Eğer ki Hint dizilerini seviyorsanız bu diziyi asla es geçmeyin. Bana göre izlemeyen çok şey kaçırır. Muhakkak zaman yaratın izleyin. 

Tatlı Bela  (Iss Pyaar Ko Kya Naam Doon Ek Baar Phir) 6 Mart  2017 Pazartesi  gününden  itibaren her gün 21.30'da tekrarı ise 12.45'de kanal 7'de.

Tatlı Bela - Iss Pyaar Ko Kya Naam Doon Ek Baar Phir

8 Mart 2017 Çarşamba

Evlat Kokusu (Dizi)

Ne yalan söyleyeyim ilk yarım saat kırk beş dakikasını hiç sevmedim. Bebekler doğan kadar dizi çok sıkıcıydı. Özellikle havuz sahnesi çok gereksizdi. İzlerseniz dikkat edin orada bir sürü yüzücü ne bileyim görevli var anlatıp hevesinizi kaçırmayayım garip garip şeyler oluyor. Seyirci o sahnede
-''Bunu yazacak, çekecek kadar ne yaşadınız?'' diyor. Fakat çocuklar doğdu iş değişti. ilk bölümü belki de en vurucu sahnesi anne ve bebeğin ayrıldığı sahneydi. Kalbime öyle dokundu ki, sahne o kadar gerçekçiydi ki ağlamamak için kendimi zor tuttum. Dizi bu kadar sıkıcıyken nasıl birden şekil değiştirdi anlamadım. Diziyi izleyecekler ilk dakikaları sıkıcı deyip kanalı değiştirmesinler. Biraz sabrederlerse dizinin akışının değiştiğini göreceklerdir. Dizi ilk bölüme göre çok fazla yükselmedi. Bir de ilk dakikaları sıkıcı olunca çok akıcı bir bölüm değildi. Dizi de erkek çocuk oyuncuya bayıldım. Çınar rolünü üstlenen küçük adam Alihan Türkdemir çok güzel bir oyunculuk çıkardı. Sanırım ilk bölüm kahramanı Alihan Türkdemir oldu. Dizinin genelini tecrübeli oyunculardan oluştuğu için oyunculuğu pot olan bir oyuncu gözüme ilişmedi. Yalnız Hande Soral'ın güzelliğini es geçemem. Kız kardeşini çok beğeniyorum ama Hande'nin güzelliği de bambaşka. Su gibi, çok doğal duru bir güzelliği var kadının keza oyunculuğunu da çok beğeniyorum, bambaşka! Birde Barış Kılıç var. Neden hep iki kadın arasında kalan bir erkeği canlandırıyor merak ediyorum. Yani; Barış Kılıç'ı bir gün fakir bir baba rolünde görebilecek miyim merak ediyorum. Oyunculuk sınırları çok kısıtlı bir oyuncu. Hep aynı tür rolleri seçtiği içinde pek fazla oyunculuğu hakkında yorum yapamıyorum. Sedef Avcıyı zaten oldum olası severim. Benim için o bir Menekşe! Hangi rolde olursa olsun Menekşe'yi gözümde silemiyor. Ayrıca diziyle alakası yok ama kocasıyla çok yakıştırıyorum. ALLAH birlikte yaşlanmalarını nasip etsin. Nail Kırmızıgül'ü uzun zamandır iyi adam rolünde görmemiştim, iyi adam rolünde olması çok hoşuma gitti. Ve son olarak Murat Han ve Yeşim Salkım. İkisine de kötü biri olmak nasıl güzel yakışıyor ya hu! Her kötü rol cuk diye oturuyor üzerlerine. Barış Kılıç'ın tersine aynı rolü oynasalar da çok yakışıyor onlara ve her kötü rolde biraz daha üzerine koyuyorlar. Ben genel olarak beğendim. İzler miyim başka bölümünü bilmiyorum ama sosyal medya da takip ettiğim kadarıyla beğenene çok fazla insan var birde siz deneyin, belki seversiniz.

Evlat Kokusu

6 Mart 2017 Pazartesi

Kırlangıç Fırtınası (Dizi)

Dizi bomba gibi başladı. Dizinin başlangıcı geçmişten başlıyor. Bu yüzden diziye direk olarak hakim şekilde başladım. Bu yüzden konu ve işleyişi daha oturaklı olmuş. İlk önce dizi de Emel Çölgeçen yerine Meltem Cumbul oynayacaktı. Bebek krizi yüzünden diziden ayrılan Meltem Cumbul yerine Emel Çölgeçen diziye dahil oldu. Aslında iyi de oldu. Meltem Cumbul çok iyi bir oyuncu ama Emel Çölgeçen'de onun kadar iyi oyuncu. Ayrıca bir önce ki dizisinden de çok severim kendini. İyi ki dediğim olaylardan biri oldu. Bu araya başlayan tüm dizilerde gerçek oyuncular şöleni yaşanıyor. Her postumda bahsettiğim gibi popüler çocuklar yerine gerçek oyuncuların oynaması seyircinin dizi seçiminde zorlanmasına sebep oluyor. Bu dizi de maalesef ki öyle olacak. Konu itibariyle bu tür konular ülkemizde seviliyor. Bu yüzden tutulacağını düşünüyorum. Fikret Kuşkan, Emel Çölgeçen,
Ayşenil Şamlıoğlu ve Ebru Aykaç'ın oyunculuğu hakkında yorum yapmak haddime değil onları es geçersem diğerleri hakkında bir iki cümle yazabilirim. İlk başta Damla Aslanalp'ın oyunculuğunu hiç sevmiyorum. Nedense o kız çok itici geliyor ayrıca bir önce ki dizisinde Ekin Mert Daymaz ile aynı dizideydi. Ekin Mert Daymaz'ın erkek kardeşinin takıntılı aşığıydı bu dizide de Ekin Mert Daymaz ile çift olacaklar galiba çok tuhaf geldi. Ekin Mert Daymaz'ı severim bence iyi bir oyuncu. Bu dizi de biraz daha kendini geliştirdiğini gördüm. Bir tık daha gerçekçi oynuyordu. Umarım bu dizi ile daha da geliştirir kendini. Gün Akıncı'nın ilk dizisiydi. 1. bölüme göre pek bir şey anlamadım. Oyunculuk yönünden iyi mi kötü mi çözemedim. Bu yüzden onun hakkında bir şey yazamıyorum. Perihan Ünlücan ve Tülin Yazkan'ı başka dizilerden tanıyorum. İkisi de güzel oynuyorlar ama en çok Tülin Yazkan'ı beğeniyorum. Yanlış bilmiyorsam en son Kanal D 'de devam eden bir dizi de oynamıştı, orada çok çok sevmiştim. Bu dizide de engelli rolünde oynuyor. Bence role çok güzel hayat verecektir. İlk bölüme göre tüm oyuncular çok iyi iş çıkardılar. Gözüme batan hiç bir oyuncu yoktu. Konusu durgun geçse de işleyişi akıcıydı ve konusu güçlüye benziyordu. Pazartesi akşamına yerini sabitlemiş dizim var. Bu yüzden izler miyim bilmiyorum ama güzel ve güzel devam edeceğe benziyordu. Bu yüzden bu diziye bir şans verin bence sizde seversiniz.

Bu arada asansör sahnesi Sanam Teri Kasam sahnesine benziyordu gözümden kaçmadı. Cıs!
Kırlangıç Fırtınası

5 Mart 2017 Pazar

Aşk ve Gurur (Dizi)

Ülkemizde uzun zamandır kitap uyarlaması diziler  yapılmıyordu. Bir yapım şirketi sürekli kitap uyarlaması yapardı o da bıraktı. Aslında kitap uyarlamaları dizi uyarlamalarına göre daha güzel oluyor. Başka ülkenin çekilmiş dizilerinden daha kaliteli duruyor. Bu yüzden dizi benden artı puanı baştan kaptı. Dizi, Jane Austin’in ölümünün 200. yıl dönümüne özel “Aşk ve Gurur” adlı ölümsüz eserinden televizyon dizisine uyarlanıyor. Bu yüzden de ayrı bir anlam kazanmış. Ayrıca bu kitap  her 10 yılda bir dizi ve ya film olarak uyarlanıyormuş. Fakat benim ilk aklıma gelen 2002 yapım Aşk ve Gurur dizisi oldu. Bu diziyle, kitapla alakalı değil ama ismi direk olarak o diziyi hatırlattı. Bu günün en tanınmış efsane oyuncuları o dizide toplanmıştı. Ne diziydi ama ya!!! Her neyse diziyi dönersek, Mert Fırat'ın rolü Alper Saldıran'a, Alper Saldıran'ın rolü Mert Fırat'a verilmeliydi. Alper Saldıran ve Mert Fırat yan yana geldiğinde yakışıklılıkları tartışılmaz ama Alper Saldıran daha zengin rolüne uygun olurdu. Ayrıca kızla da daha yakışıyorlar gibi geldi. Dizi de pot duran iki oyuncu vardı. Biri Ayris Alptekin, diğeri Rojhat Özsoy'du. Oyun oynadıkları çok belliydi. Sanırım ikisi de çok yeni, bu yüzden de bölümler ilerledikçe oturacaklarını düşünüyorum. Bu iki oyuncu harici gözüme batan oyuncu olmadı. Zaten çoğu tanınmış oyunculardı. Dizi de en çok görmekten mutluluk duyduğum oyuncu Levent Ülgen'di. Eskiden hep aynı tür rollerde oynardı. Üzerine dolandırıcı rolü yapışmış görünüyordu. Fakat iki roldür farklı rolleri tercih ediyor bu da nasıl değerli bir oyuncu olduğunu biz seyircilere gösteriyor. Umarım şu dolandırıcı rolü tamamen üzerinden silinir yok olur gider. Dizi de rol olarak en sinir olduğum Kenan'ın halası rolünde ki Lila Gürmen oldu. Sinir bozucu fettan bir karakter. Dizi ilk bölüme göre çok fazla yükselmedi. Yani; dizinin ilk bölüme göre temposu çok düşüktü ama akıcı bir diziydi, en azından beni sıkmadı. Mert Fırat ve Damla Sönmez'in kimyasını beğenmesem de Damla Sönmez ve Alper Saldıran'ın kimyasına bayıldım. Büyük bir ihtimal dizi de ikinci adamın tarafında olurum. Diziyi genel olarak sevdim. Konu çok güzel, işleyişi de fena değildi. Vaktiniz varsa izleyin.

Dizi reytinglerde  yayın zamanı 20. sırada tekrarı ise 73. sırada  bitirdi. 
Aşk ve Gurur

3 Mart 2017 Cuma

İstanbullu Gelin (Dizi)

Tanıtım fragmanları çıktığında Özcan Deniz ve Aslı Enver ne alaka demiştim. İkiliyi birbirine hiç yakıştırmamış bence bu dizi olmaz demiştim. Dizi ilk bölümünden bana tükürdüğümü yalattı. Özcan Deniz ve Aslı Enver'in kimyası birbirine çok uymuştu. Dizinin ilk bölümünü ağzım kulaklarımda izledim. İçim kıpır kıpır oldu. Galiba böyle aşk hikayelerini özlemişim, çok iyi geldi. Şöyle bir baktım da Özcan Deniz şarap gibi adam. Onun akranı adamlar cidden yaşını gösterirken Özcan, genç bir delikanlı gibi görünüyor. Yaşı olmayan ünlülerimizden biri ilan edebiliriz Özcan'ı. Aslı derseniz su gibi. O kadar doğal o kadar naif bir kadın ki insanın baktıkça bakası geliyor. Dün ki dizi yazımda yazmıştım, bu dizi içinde aynı şey geçerli. Artık popüler çocukları değil gerçek, güçlü oyuncuları oynatıyorlar dizilerde. Deneyimli oyuncular olduğundan dizi tadından izlenmez hale geliyor. Son bir yıldır artık Türk dizileri izleyiciye, izlemek istediğini verdiğini düşünüyorum. Kaliteli oyuncularla diziler efsane hale gelebiliyor. Şimdi oyuncularını tek tek anlatmaya başlasan sayfalar sürer. Bu yüzden dolu dolu bir dizi olduğunu düşünüyorum. Konusu çok güçlü, zaten gerçek bir hayattan uyarlama bir de üzerine ülkemizde tanınan artık oyunculukları kabul görmüş oyuncularda olunca çok başka bir iş ortaya çıkmış. Çekimler, mekanlar, diyaloglar, oyuncular her şey çok güzeldi. Dizi de eleştiri yapacak bir yer bulamadım. Bu dizi tutar mı bilmiyorum ama reyting almayı hak eden bir dizi olmuş. Umarım hak ettiği yeri alır, umarım çok izlenir. Dizi de bir kaç sahne çok dikkat çekiciydi. Benim en sevdiğim sahne kıza keman hediye ettiği bölümdü. O sahne bana çok samimi ve sıcak geldi. Keşke benim de başıma gelse böyle bir şey diye iç geçirilecek bir sahneydi. Diziye genel baktığımda ilk bölüme göre  düşük ama  akıcıydı.  Siz ne düşünürsünüz dizi hakkında bilmiyorum ama ben çok sevdim. Vaktiniz varsa diziyi izleyin, tavsiye ederim.
İstanbullu Gelin
''Gerçek bir hikayeden uyarlanmıştır.''

renklitirtil'a Kargo Geldi #6

 Aynur benim Facebook'tan arkadaşım. Ayrıca blogumu takip eden bir takipçim. Kendisini kendime çok yakın hissediyorum. Hemen hemen aynı acıları yaşamış insanlarız. Bu yüzden kendisiyle sohbet etmekten çok hoşlanıyorum. Geçtiğimiz günlerde Aynur, bana Instagram'dan ulaşarak kargo yollamak istediğini ve bu yüzden adresimi verip vermeyeceğimi sordu. Bende ona düşünmeden hemen adresimi verdim. Fakat şöyle bir şey var ki bir zamanlar bu adres yüzünden bir takım zorluklar çektiğim için kız yollayana kadar bayağı bir gerdim. Gerçi bu ara iki üç kişi daha yollayacak onları da çok gerdim ama en çok Aynur'u. Neyse ki çok geçmeden kargomu bana yolladı. Maalesef evde olmadığımdan şube de kaldı. Geçtiğimiz pazartesi günü kargomu aldım. Üç tane kitap, iki tane dergi ve ponçik bir kalem yollamıştı. O kadar çok hoşuma gitti ki kalem, diğer yolladıklarını gözüm görmedi bile. Kalem düşkünlüğümü bilerek mi yolladı, yoksa bilmeden mi yolladı bilmiyorum ama gönlümü fethetti. 

Aynur ayrıca LR ürünlerinin satışını da yapıyor
 Instagram'dan takip edebilirsiniz :lraynursura

2 Mart 2017 Perşembe

Çoban Yıldızı (Dizi)

Yine klişe bir dizi diye başlayacağımı düşünebilirsiniz ama öyle yazmayacağım. Dizi klişe olsa da işleyişi çok iyiydi. Yer yer dizi de çok kızdım ama bir gerçek var ki ülkemizde de bu yaş olayı evlilikler, şiddet, taciz ve benzeri olaylar çok gündemde. Senarist bir nevi ilk bölümde, ülkemizin sorunlarından bir kaçını işlenmiş. Aslında bu tür diziler ülkemizin sevdiği türde dizilerdir. Bu yüzden dizinin tutacağını düşünüyorum. Fakat reyting işin içine girince çok güçlü dizilerde karşısında olunca nasıl bir reyting alır bilemiyorum. Dizi de her oyuncu diziyi tavan yaptıracak derecede güçlü oyunculardı. Son bir yıldır dikkat ediyorum da eskisi gibi popüler çocukları oynatmak yerine daha çok güçlü, gerçek oyuncuları dizilerde oynatmaya başladılar. Bu da ister istemez dizilerin kalitesini arttırdı. Seyircide orta da oyunculuk gördüğü için dizi seçemez oldu. Bu diziyi de bence kaliteli yapan oyuncular. Oyuncular o kadar iyi oyunculuk sergiliyorlar ki dizinin gerçekçi olmasını sağlamış. Bu yüzden bazı sahnelerde çok sinirlerim bozuldu. Oyuncular da çok iyi oynayınca nefret etme aşamasına geldim. Dizi de bir kaç sahne çok yükselmişti. İlk bölümden aklımda bir çok sahne kaldı ama beni en çok etkileyen sahne, tünelden geçiş sahnesiydi. Resmen Zühre ile bende o tünelden geçtim. Kameraman mı desem, görüntü yönetmeni mi desem, yönetmen mi desem bilemedim o sahneyi öyle bir efsaneleştirmişti ki ağzım açık izledim. Zaten Selin'in oyunculuğu çok iyi birde hepsi bütünleşince muazzam bir sahne olmuştu. Oyunculara baktığımda Şükrü'yü çok yadırgadım. Yani; saçlarının o kadar kısa olması bana garip geldi. Çok farklı görünüyordu. Selin'in şivesi de çok garip geldi. İkisine de alışa bilmem için bir kaç bölüm geçecek gibi görünüyor. Oyuncuların çoğu tanındığı için ve usta oyuncular olduğu için onları eleştirmek haddim değil. Bu yüzden bu yazımda oyuncuların oyunculuklarından bahsetmek istemiyorum. İlk bölüme göre dizi çok akıcıydı, her sahnesi dolu doluydu. Bu yüzden diziyi çok sevdim. Eğer vaktiniz varsa siz de denemelisiniz.

Bu arada yazmadan edemeyeceğim, müzikleri çok güzel dizinin. Kimin emeği varsa vallahi tebrik ederim. On numara müzikler çıkarmış.

Dizi  reytinglerde yayın zamanı, 2. tekrarı ise 29. oldu. 
Çoban Yıldızı

Breathe Right Lavanta / Rahat Bir Nefes

fikrimuhim adlı deneme ürünleri sitesinden ürünler deniyorum diğer yazdığım yazılardan biliyorsunuzdur. Sadece bloggerlar değil sosyal hesapları olan herkes bu ürünlere ücretsiz sahip olabilir ve deneyimlerini paylaşabilir. Hala bu güzel siteyi keşfetmeyen varsa çok şey kaçırmış yazabilirim. Şimdiye kadar hep çok güzel ve yararlı ürünleri deneme şansı yakaladım. Sadece siteye ücretsiz üye oluyorsunuz ve size gönderilen ücretsiz ürünleri deneyip ürün hakkında fikirlerinizi sosyal hesaplarınızdan takipçilerinize ve çevrenizde ki insanlara paylaşıyorsunuz.

www.fikrimuhim.com sitesine üye olmayı unutmayın. 


28 Şubat 2017 Salı

Payitaht "Abdülhamid" (Dizi)

Öncelikle dizinin reklamının çok iyi yapıldığını düşünüyorum. İnsanların çok yoğun olduğu yerlerde hep afişlerini gördüm. Ama onun öncesinde ilk haberini ve Bülent İnal'ın başrolde olduğunu gördüğümde kesin izlemeliyim diye düşünmüştüm. Neyse ki başladı ama ben maalesef misafir yüzünden izleyemedim. Daha sonra üç kere tekrarına denk gelince hepsinde izleme şansı buldum. Yazısı ise anca bu güne kaldı. Ben bu diziye bayıldım. Her bir sahnesi dolu doluydu. Dizinin yükseldiği sahneler ise tokat, zikir ve Türk bayrağının göndere çekilmesiydi. Dizi de tüm oyuncular dikkatle seçilmiş gibi görülüyordu. Neredeyse tüm oyuncuları tanınmış ve iyi oyunculardandı. Dizi genel anlamda akıcıydı ama Abdülhamid karakterinin sahneleri daha azdı. Bu yüzden biraz rahatsız oldum. Abdülhamid'in hayatı anlatılıyorsa bence daha fazla sahnede olmalıydı. İlk bölüme göre biraz arka planda olduğunu düşünüyorum. Oyuncularında gözüme batan bir oyuncu yoktu. Zaten hepsini başka dizilerden tanıdığım için doğru rollerin oyuncuları olduğunu düşündüm. Özellikle Bülent İnal'ın role uygun en doğru oyuncu olduğunu düşünüyorum. Keskin bakışlar, keskin ses tonu ve belirgin mimiklerle adeta rolünü üzerine giymiş bütünleşmişti. Bülent İnal'a hayran olmamak elde değildi. Kıyafet konusunda kumaşların ucuz olduğunu düşünmüyorum ama dikimlerinde bir gariplik sezdim. Özellikle Gözde Kaya'nın giydiği kıyafet çok komik duruyordu. Biraz daha keskin dikişler yapılmalıydı. Elbise pot duruyordu ve oyuncunun formuna uymamıştı. Bunun gibi kadınların giydiği bir kaç kıyafet gözüme battı. Erkeklerin kıyafetleri; deyim yerindeyse jilet gibiydi. Özellikle takım elbise türü olduğu halde Bülent İnal'ın giydiği kıyafetler çok şıktı. Giydiği kıyafetler bir padişaha yakışır tarzda özenle alınmış ya da dikilmişti. Mekan ve çekim konusunda ise; çok belirgin ve seyircinin dikkatini çekecek mekanlar seçilmişti. Kameranın duruş açısı ve ışığın yansıması mekana şiir yazılır türdeydi. Çekimde mekana derinlik verildiğinden mi bilmiyorum her sahne izlenilesi durumdaydı. Zaman zaman oyunculardan çok çekilen mekanı incelemek istedim. Bunun sadece yönetmen değil, görüntü yönetmeni,grip şefi, ışık şefi ve onların oluşturduğu ekibinde marifeti olduğu belli oluyordu. Seyirci olarak set ekibine teşekkürü borç bilirim böyle kaliteli bir çekimi bizle buluşturdukları için minnettarım. Ben çok beğendim. On numara, beş yıldız bir iş ortaya çıkmış. Vaktiniz yoksa bile bir cuma akşamına vakit yaratın ve izleyin. Bu diziyi şiddetle tavsiye ederim.
  Payitaht "Abdülhamid"

18 Şubat 2017 Cumartesi

Favori Telefon Oyunum: Mario Oyunları


Geçen telefonumun içeriği hakkında yazdığımda neden oyun oynamadığımı soranlar olmuş, oyun oynamam gerektiğini yazmışlardı. Bende vakit bulunca bir kaç oyun indirdim (Boncuklu, crushlu oyunlar.) ama oyunlar en başta çok zevkliyken sonra çile haline geldi ve bıktırdı.
Bende oyunları silme gereği duydum. Neyse geçenlerde aklıma 90'lar geldi. Bizim zamanımızda atariler vardı, (93-95 arasından bahsediyorum.) atarisi olanlar zengin görülürdü.

13 Şubat 2017 Pazartesi

U Prince Series / Tayland (2016)

Bu seriyi izlemeyen kaldı mı bilmiyorum ama kıyısından köşesinden izlemelisiniz. Şimdiye kadar bir seri harici çeviri bulan tüm serileri izledim. Zaten dizinin replik kısmı bende olduğu için izlememe gibi bir şansımda olamazdı. Aslında ilk seri için replik yapacağım demiştim ama baktım çok iyi zaten her seri mini dizi kıvamında, çerezlik gibi bu iş bende dedim. 

Serinin bir tanesini izleyememe durumuma gelince;
 Bu biraz istem dışı bir durumdu. 3. sınıfım ve Eski Türk dilleri ağırlıklı olduğu için mecburen finallerde tüm izlediğim dizileri bırakmak zorunda kaldım. Yaklaşık 4 hafta kadar neredeyse hiç dizi izlemedim. O seri de final zamanıma denk gelince mecburen atlamak zorunda kaldım. Fakat en yakın zamanda izleyip yine sizlere o dizi hakkında da bilgi vermeyi planlıyorum. Bu seri Tayland menşei bir seri. Tayland'da bu şekilde bir kaç tane daha seri halinde dizi mevcut.. Bir nevi artık ülkenin dizi sistemine yerleşmiş bir format. Bahsedeceğim dizi 12 seriden oluşuyor. İlk seri 8 bölüm, diğer seriler ise 4 bölümden oluşuyor. Bölüm başı 59 dakikadan oluşuyor. Seri ülkenin en yakışıklı erkeklerinden oluşturulmuş bir dizi. Tayland dizileri izliyorsanız bir çok tanıdığınız oyuncuların olduğunu göreceksinizdir. Dizi bir üniversitenin öğrencilerinin aşklarından oluştuğu için genel türüne Okul, Romantik, Komedi diyebiliriz. Her bölümde üniversitenin prensi olarak adlandırılan 12 yakışıklı erkekten bir tanesinin aşklarını izliyoruz. Ayrı ayrı post yazdığım için daha fazla bilgi vermek istemiyorum. Her seri için yazdığım yazıları okuyarak bilgi edinebilirsiniz.

Bu arada her seride farklı hikaye anlatılsa da oyuncuları farklı olsa da seriler birbirine bağlantılı sayılabilir. Bazen bir önce ki ya da bir sonra ki prensi seri içinde görebiliyorsunuz. Bu yüzden ilk seriden izlemenizi tavsiye ederim.

Yazı serileri çevrildikçe ve ben bloguma yazdıkça güncellenecektir. Hatta şöyle yapayım ben, şimdi aklıma geldi izleme linklerini de yazdığım postların yanına iliştireyim ne olsa tek site çeviriyor bu şekilde arama zahmeti çekmezsiniz tık tık yapıp hemen izlersiniz.

11 Şubat 2017 Cumartesi

İçimdeki Fırtına (Dizi)

İlk defa bir dizi hakkında ne yazacağımı bilemedim. Ne yazsam acaba ne yazsam acaba düşünüp duruyorum. Sevdim mi yoksa sevmedim mi bilemedim ama ilk bölümden acayip sıkıldım. Sonra düzelir mi bilmiyorum ama garip bir şekilde bir eksiklik hissettim. Sanki diziyi Hatice Aslan ve Merve Boluğur götürdü gibi bir şey oldu. Aslında ben tüm oyuncuları severim sevdiğim oyunculardan bir kadro oluşturulmuş ama neden böyle oldu bilmiyorum. Dizi hakkında düşüncelerim o kadar karıştı ki sanırım beklentimin altında bir başlangıç oldu. Her ne kadar ne yazacağımı bilmesem de yine de kendimce bir şeyler yazmaya çalışayım. Öncelikle  Kore dizisi Glass Mask'dan uyarlama bu dizi, onu da izlemedim, nasıldır bilmiyorum bu yüzden orijinal diziymiş gözüyle izlemeyi tercih ettim. Önceki cümlelerimde yazdığım gibi oyuncuların hepsi sevdiğim ve tanıdığım oyunculardan oluşuyordu. Bu yüzden oyuncuların oyunculukları bana göre on numara beş yıldızdı. Sadece Yusuf Çim'in kaşlarını biraz farklı almışlar sanki bir tık kalın gibi bu da görsel olarak biraz tuhaf geldi. Ve rol olarak Gizem'in rolünü sevmedim. Sinmiş bir kız rolü Gizem'e yakışmamış. Daha aktif bir rolde olmasını isterdim. Gizem'in haricinde diğer oyuncuların rolleri oyunculara uyan rollerdi. Dizi konu itibariyle klasik bir konuya sahip. İşleyişi de yavaş olunca haliyle akıcı bir dizi yerine sıkıcı bir dizi olmuş. Yine de bir sonra ki bölüme konu oturunca belki düzelir gibi geliyor. En azından senaryo değil ama oyuncuların diziyi hareketlendireceğini düşünüyorum. Sonuçta ilk bölümden karar vermemek gerek. Pek yazacak bir şey bulamıyorum vallahi beni pek sarmadı dizi. Muhakkak dizinin seveni olacaktır. Vaktiniz varsa entrika türü dizileri seviyorsanız izleyin derim. Belki siz seversiniz.

 Reytinglerde  yayın zamanı 16. sırada, tekrarı ise 32. sırada tamamlandı. 
İçimdeki Fırtına

10 Şubat 2017 Cuma

Kendimi Ötekileştirmişim

Başlıktan da anlaşılacağı gibi kendimi zamanla ötekileştirmişim. 
Bu yazımı günlük gibi yazmak istiyorum. Yarı yıl tatili gelir gelmez şehir dışındaki akrabalarımda yıllık ziyaretlerini gerçekleştirmek için misafirliğe geldiler. Bu yıl bir değişiklik oldu. Diğer akrabalar ile evde buluşma düzenlediler. Aslında küçükken evlerinde kaldığım, sevdiğim ve sıcak olduğum insanlardı. Yaşım ve yaşadıklarım yüzünden mi bilmem kendimi ortamdan soyutlanmış ve etrafı duvarlarla örülü bir insan gibi hissettim. Onlar gülerken, eğlenirken ben ne gülecek bir an yakalayabildim, ne konuşacak bir şey bulabildim. Bu yüzden her seferinde kendimi mutfağa atmak istedim. Ben nasıl bu duruma geldim, nasıl oldum bilmiyorum ama kendimi çok garip hissettim. 
Büyük teyzem; -''Kendimin, benliğimin nereye ait olduğumu düşünürüm ve ait olduğum yeri bulamam.'' derdi. Bende nereye ait olduğumu bulamadım. O günden bu güne düşünüyorum! ''Beni böyle yapan neydi? Neden böyle oldum? Neden insanlardan uzaklaştım?'' Bu soruların cevabını tam olarak bulamasam da güvensizlik yüzünden olduğunu fark ettim. Çevremde ki insanlardan kendimi soyutlamamın sebebi başka bir şey olamazdı. Neden insanlar menfaatsiz iş yapmaz oldu acaba? Acaba neden insanlar yüzümüze gülerken arkamızdan konuşmaya başladı? Bunları ciddi anlamda merak ediyorum. Ya ben küçükken çok saftım farkında değildim kötülüğün, ya da zaman ilerledikçe çağ değiştikçe bu kadar kötü oldu insanlar. Çevremde sırtımı yaslayabileceğim kimsenin olmadığını fark etmem beni çok derinden etkiledi. Benim içine kapanmamın sebebinin en yakınlarım olduğunu anlamam, hep üzerini kapadığım şeylerin üzerini açmam da canımı yakmadı değil. Yine de şükrediyorum, bu yaşıma kadar kötü insanlarla karşılaşmadım. Bilmiyorum bu yaştan sonra birilerine güvenebilir miyim ama kendimde fark ettiğim bu eksiklikten kurtulmak istiyorum... Keşke üzerini kapadıklarım hep kapalı kalsaydı... Sanırım ben çok mutsuz bir insanım.

9 Şubat 2017 Perşembe

İki Yabancı / Saraswatichandra (Hindistan)

Sırf Kanal 7 dizi yayınlıyor diye artık internet üzerinden dizi izlemiyorum. Böyle daha iyi olacağını düşünüyorum. Nitekim yeni başlayacak diziyi de izlemedim. İlk yayınlanacak diziler arasında bu dizi dikkatimi çekmişti. Hatta sosyal hesaplarda bu dizi ile ilgili fazlasıyla yorum gelmişti. İzleyenlere göre çok güzel bir diziydi. Bu yüzden önden bir araştırma yapmak istemedim. Artık kabak tadı veren Deli Divane dizisi sonunda bitti ve ardından bu dizinin yayınlanacağı duyuruldu. Deli Divane dizisini de çok övmüşlerdi ama benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. Dizi uzadıkça uzadı bu yüzden baydı. Buna rağmen belki düzelir diye sabırla izledim. Üzgünüm ki düzelmek yerine daha da saçmaladı. Sonuç olarak bittiğine sevindiğim ilk Hint dizisi oldu. Şimdi hayranları filan bana kızacaktır ama görünen köy kılavuz istemedi. Bana göre Sadhna ve Ranvir öldüğü zaman dizi bitmeliydi. Her neyse; diziye dönecek olursak dizinin başrollerini çok tatlı buldum. Oyunculukları nasıl bilmiyorum ama kız güzel erkek yakışıklı olunca ister istemez kimyalarının uyacağını düşündüm. Fotoğraflardan ve fragmanlardan yakıştıklarını düşündüm. Dizi diğer diziler gibi uzun uzadıya bir dizi olacakmış. 
Kanal 7 kaça düşürür bilmiyorum ama tam tamına 444 bölümlük bir dizi izleyeceğiz. Dizi bizden önce bir kaç ülkede daha gösterime girmiş. Bu ülkeler; Arnavutluk, Arjantin, Bulgaristan,Şili, Etiyopya, Panama, Peru, Slovakya, Sri Lanka ve Vietnam'mış. Ayrıca dizi 2013'te yayınlandığı sırada ödülde almış. Her bölümü orijinalinde 22 dakika olan bu diziyi umarım hepimiz severiz. Ve umarım Kanal 7 dizinin yarısında akşam saatine taşıma gibi program değiştirmesi yapmaz.
Dipnot: Hindistanlı ünlü yazar Govardhanram Madhavram Tripathi’nin ‘Saraswatichandra’ isimli romanından aynı isimle uyarlanan dizisidir.
İki Yabancı (Saraswatichandra) 9 Şubat'tan itibaren hafta içi her gün 16. 10’da tekrarı ise 11:00'da Kanal 7'de.

Saraswatichandra

3 Şubat 2017 Cuma

Dayan Yüreğim (Dizi)

Dizinin başlangıç tarihini karıştırmışım başladığını görünce çok şaşırdım. Aslında televizyon dizilerini çok yakından takip ediyorum ama bu sefer nasıl böyle yaptım anlamadım. Sudan çıkmış bir balık gibi izlemeye başladım. Dizi de Ece Uslu'nun rolü bana bir önce ki dizisinde ki rolünü hatırlattı. Hemen hemen birbirine benzeyen rolleri seçmişti. Fakat bu sefer Cansel Elçin'le nasıl olurlar bilemedim. İlk fragmanını gördüğüm zaman da yadırgamıştım dizi başladığında da yadırgadım. Sanki kimyaları uymayacakmış gibi hissettim. Umarım dizi Ece Uslu'nun bir önce ki dizisi gibi anne odaklı bir dizi olur. Aşk, romantizm dolu dakikaların yaşanmasını hiç istemiyorum. Ece Uslu'ya oynadığı rol öyle yapışmıştı ki bu dizi de öyle bir şey olursa izleyici yadırgar diye düşünüyorum. Cansel Elçin'i çok beğeniyorum ben. Eskiden sadece bir eksi puanı vardı o da kendi sesini kullanmıyor olmasıydı. Artık kendi sesini kullandığı için dört dörtlük bir oyuncu oldu.Umarım dizi de Ece Uslu ile kimyaları uyar da düşündüğüm gibi olmaz. Dizi genel olarak tanınmış oyunculardan oluşmuştu. Başka dizilerden tanıdığımız oyuncular olduğundan hemen hemen nasıl oyunculuk çıkaracaklarını tahmin edebiliyordum. Sadece dizi de Berk Atan için acaba uyar mı ön yargı vardı. Fakat dizi başladığı andan itibaren ön yargılarım kırıldı. Oyunculuğunu geliştirdiğini görmek çok güzel oldu. Bir önce ki dizisinde ki potluklarını aşmış olması hem kendi açısından, hem izleyici açısından görsel olarak daha iyi olduğunu düşünüyorum. Nilay Deniz'in çok sempatik bulduğum bir oyunculuğu var. Aslında ortalama bir oyunculuğu olduğu var gibi duruyor ama mimikleriyle o boşlukları çok güzel kapatmasını beceriyor. Bu da ekrandan izleyiciye sıcacık bir enerji gönderiyor. Bu yüzdende hangi rolde oynarsa oynasın üzerine oturuyor. Dizi de gözüme batan bir oyuncu ilk bölümde olmadı.
Dizi ilk bölümden beni ağlattı, kalbime çok dokundu. Dizi, kadın odaklı olduğu için hüzünlü geldi. Dramı ağır olan özellikle de kadın odaklı olan dizileri çok seviyorum. Konusu ilk bölüme göre en az üç sezon çıkabilecek bir konuya sahip gibi geldi. Senaristi zaten çok başarılı bir senarist olduğu için bu işi olabildiğince güçlü bir şekilde devam ettireceğini düşünüyorum. Konunun güçlü olmasının yanı sıra kurgu olarak da güçlü olduğunu düşündüm. Dizi aslında klasik alışagelmiş bir dizi ama işleyiş yönünden kendine çeken bir şeyler vardı. Acaba bir sonra ki sahnede neler olacak diye ekrana kilitliyordu. Sırf bu yüzden bile dizinin izlenebileceği aşikar.  Bu dizi benden tam not aldı sizlere de tavsiye ederim. Vakit bulup en kısa zamanda muhakkak izlemelisiniz.
Dayan Yüreğim

2 Şubat 2017 Perşembe

Adı Efsane (Dizi)

Bu diziyi sevdim ben ya hu! Dizi çoğu yönden benden artı puan aldı. Öncelikle dizi de diziyi çekici yapabilecek hiç yakışıklı ya da güzel kimseler yok. Fakat diziyi götürebilecek çok iyi oyuncular var. İlk defa bir dizinin oyunculuğu için izlenebileceğini düşünüyorum. Dizi de parıl parıl parlayan Erdal Beşikçioğlu, Gökçe Bahadır, Rojda Demirer, Reha Özcan gibi oyuncular var. Bu oyuncular benim gözümde işinin  üstadıdır. Bu yüzden dizinin albenisi benim için bu oyuncular oldu. Zaten Erdal Beşikçioğlu en kötü, en saçma dizi de dahi oynasa kendini izletir gibi geliyorum. Duruşu, mimikleri, oyunculuğu kendine hayran bırakmaya yetiyor da artıyor bile. Dizinin ilk bölümünü izlerken hep aklıma Tarık Akan geldi. ALLAH rahmet eylesin, Koçum Benim dizisi hep aklıma geldi. Erdal Beşikçioğlu'nun dizide ki ismi de Tarık olunca nedense anmadan geçemedim. Yeni nesil pek bilmez ama vaktiniz varsa merak ederseniz dizinin bölümlerini internetten bulup izleyebilirsiniz. O dizide de günümüzde tanınan oyuncular mevcuttu.  Dizinin Amerika yapımı olan One Tree Hill dizisinden uyarlama olduğu söyleniyor. Fakat o diziyi izlemediğim için bilmiyorum. Ayrıca başında ve sonunda da böyle bir ibare yok. Bu yüzden kesin bir şey yazamıyorum.  Dizi konu gereği birazcık  genç kesime hitap eden biri dizi olmuş. 16-18 yaş arası  gençlerin daha çok ilgisini çekebileceğini düşünüyorum. İlk 20 dakikası dizinin çok sıkıcıydı ama sabrettiğimde güzel olduğunu ve bölümler ilerledikçe  akıcı olacağını düşünüyorum. Dizinin  ilk bölüm kahramanı bana göre  Leyla Kırşan'dı. Leyla Kırşan  çocuk oyuncu olduğu halde  dizide  diğer geçn oyunculara göre oyunculuğu daha öne çıkmıştı. Erdal Beşikçioğlu ile kimyaları da çok uymuştu. Gerçek bir baba kız olabilirlerdi. Dizi de beni    rahatsız eden sadece Almila Ada'nın kahkülleri oldu.   Yüzüne hiç uymamıştı hatta  yaşını ve burnunu  büyük göstermişti.  Gerçekten kızın   güzel yüzünü sadece burun ve kahkülden oluşmuş hale getirmişlerdi. Bu yüzden o kahküllerden kurtulması lazım. Yoksa ne lise öğrencisi gibi duruyor ne de ilerde olursa Cem Yiğit Üzümoğlu ile oluyor.  Yan yana durduklarında  adamın ablası gibi  duruyordu. Yani anlayacağınız kız gerçek hayatında ki yaşını  belli eder hale gelmişti. Bunun haricinde dizi de her şey yerindeydi.  Eğer ki spor ve  okul dizilerini seviyorsanız  hiç kaçırmayın derim. Bence benim gibi siz de seveceksinizdir.
Dizi reytinglerde yayın zamanı 13., tekrarı ise 23. sırada tamamlandı.
Adı Efsane

27 Ocak 2017 Cuma

Yıldızlar Şahidim (Dizi)

Bazen hani bir dizi aklınıza gelir dilinizin ucuna gelir de bir türlü çıkartamazsınız ya bu dizi de öyle geldi bana. Çok tanıdık bir konusu var ama hangi dizi olduğunu çözemedim. Size de öyle oldu mu yoksa ben mi öyle hissettim bilemiyorum. Dizi genel anlamda pek beni açmadı. Başrol kadın oyuncu harici aslında sevdiğim oyuncular vardı ama karakterlerden mi bilemedim buz gibi geldi. Fakat bir gerçek vardı ki Canan Ergüder ve Mesut Akusta çok yakışmışlardı. Kimyalarının çok uygun olduğunu düşünüyorum. Diziyi götürürse zaten bu iki oyuncunun götüreceğini düşünüyorum. Konu itibariyle klasik bir konuya sahip dizi. İdol, hayran konusu olduğu için bir 10 bölüm sonra saçmalayabileceğini düşünüyorum. Yine de izlemeden ilerlemeden bunu bilemeyiz. Uzak doğuda  bu tarz diziler 16 -20 bölüm arası yapıldığı halde sonlara doğru saçmalıyor ki bu diziyi nasıl yürütecekler merak ediyorum. (Hint dizileri hariç onların durumu bambaşka.) Yine de bir kısım izleyicinin bu diziyi sevebileceğini düşünüyorum. Temeli Romantik, komediye bağlı olduğu için genç neslin ilgisini muhakkak çekecektir.  Bildiğim kadarıyla başrol  karakterlerin  hayranları da fazla olduğu için izlenme ve sevilme olasılığı yüksek gibi geldi. Birde cuma gününün yayın akışında doğru düzgün dizi yok. Bu yüzden  reytinglerinin iyi geleceğini düşünüyorum. Pek fazla yazabileceğim bir şey yok. Dizinin yolu açık olsun. Vaktiniz varsa deneyin.

Dipnot: Sosyal hesaplarımdan takiplerim sonucu 1990 dizisi Alcanzar adlı pembe diziye benziyormuş. Türkiye'de zamanında Yıldıza Ulaşmak adı ile yayınlanmış. Ben o zamanlar bebek olduğumdan bilmiyorum yazılanlara göre yazdım.

Dizi reytinglerde yayın zamanı 18., tekrarı ise 36. sırada tamamlandı.

Yıldızlar Şahidim
Tasarım:Sawako Kuronuma